MENEMEN OLAYINI UNUTMAYALIM
23 Aralık 1930 sabahı; bundan tam 76 yıl önce, Menemen’de tuhaf bir şeyler oluyor. Sabahın erken saatlerinde dördü silahlı altı kişi Belediye Meydanında tekbir getirerek gezinmeye başlıyor. Hepsi çember sakallı. Başlarında sarık, sırtlarında cüppe var.
Ortalıkta dolaşan altı kişi “Biz şeriat ordusuyuz” deyip Müftü Camiine giriyorlar. Elebaşıları Derviş Mehmet camide namaz kılanlara kendini “mehdi” olarak tanıtıyor ve dini korumaya geldiklerini söylüyor. Arkalarında 70 bin kişilik Halife Ordusu olduğunu, öğle saatlerine kadar şeriat bayrağı altında toplanmayanların kılıçtan geçirileceğini tebliğ ediyor!
Derviş Mehmet isimli sapık ve arkasında ki yobazlar, camideki yeşil bayrağı alıp uzun bir sopaya takıyorlar. Yoldan geçen birine meydanda bir çukur kazdırıp bayrağı oraya dikiyorlar. Yobazlar bayrağın çevresinde dönmeye, tekbir getirmeye zikretmeye başlıyorlar.
Ve bağırıyorlar:
“Şapka giyen kafirdir. Yakında yine Şeriata dönülecektir. Bize kurşun işlemez.” İşin acı yanı Menemen ahalisinden bazıları bunlara alkış tutuyor!
Olaylar ilçedeki askeri birliğe duyuruluyor. Alay komutanı, yedek subay Kubilay’ı bir manga askerle birlikte olay yerine gönderiyor. KUBİLAY VE ASKERLERİN SİLAHLARINDA MERMİ YOK. Süngü takıp olay yerine gidiyorlar.
Kubilay askerlerini meydan girişinde bırakıyor ve yobazlardan teslim olmalarını istiyor. İşte bu anda yobazlardan biri ateş ediyor. Kubilay yaralanıp yere düşüyor. Ayağa kalkıp cami avlusuna kaçıyor, ama orada tekrar yere düşüyor. Çevredeki kalabalık paniğe kapılıp kaçışıyor.
Derviş Mehmet ve arkadaşları, işte o anda Kubilay’ın başına çöküyorlar. Mehmet, çantasını açıp testere ağızlı bağ bıçağını çıkartıyor ve yaralı yedek subay Kubilay’ın başını orada kıtır kıtır kesip gövdesinden ayırıyor. Kin ve nefret gözlerini öylesine bürümüş ki, kesik baştan akan kanı içiyorlar. Saçlarından tuttuğu kesik baş, şimdi Derviş Mehmet’in elindedir.
Yeşil bayrağın sopasına kesik başı dikmeye çalışıyorlar, ancak bir türlü başaramıyorlar. Bunun üzerine birileri kendilerine ip getiriyor. Kesik baş, yeşil bayrağın dikili olduğu sopaya iple bağlanıyor.
Bütün bunlar olurken yine tekbirler getirilmekte, “Ey ahali din elden gidiyor” çığlıkları Menemen de yankılanıyordu. Silah seslerini duyan bir mahalle bekçisi olay yerine koşarak yetişti. Bekçi Hasan ateş edip yobazlardan birini yaraladı. Hemen ardından yobazlar ateş edip Hasan’ı orada şehit ettiler. Arkadaşının yardımına koşan bekçi Şevki de yobazların açtığı ateş sonucu şehit düştü. Birkaç dakika içinde üç şehit verilmiş, bir baş kesilmiştir.
Yobazlar mutludur! Kubilay’ın kesik başı, yeşil bayrağın sopası üzerinde sallanmaktadır. İşte bu aşamada asker olay yerine yetişti. Komutan “teslim olun” diye bağırdı. Yobazların yanıtı kesindi: “Bize kurşun işlemez”
Askeri birlik ateş etti. Yobazlardan bazıları orada yere serilirken, bazıları kaçtı. Daha sonra hepsi birden yakalandı. Menemen Olayı genç Cumhuriyet Rejiminin 1925 yılında ki Şeyh Sait haininin isyanından sonra tanık olduğu ikinci önemli irtica olayıdır.
Hükümet sıkıyönetim ilan etti. Menemen’de General Mustafa Muğlalı başkanlığında bir Harp Divanı kuruldu. Olaya doğrudan veya dolaylı katılan bütün sanıklar yargılandı. 18 gün süren yargılama sonucunda karar açıklandı:
40 kişi sorumsuzluğu nedeniyle salıverildi, 27 sanık beraat etti, 41 suçlu çeşitli hapis cezaları aldı. 36 kişiye idam cezası verildi. Ancak bazılarının yaşı küçük olduğundan, onların ölüm cezaları ağır hapse çevrildi. 28 sanık, 3 Şubat 1931 gecesi Menemen’de idam edildi. Yobazlardan bazıları, yedek subay Kubilay’ın başının kesildiği yerde asıldı.
Bir sanık sehpaya götürülürken kaçtı. İki hafta sonra yakalandı ve ertesi gün idam edildi. Olayın hemen ardından Menemen’de Devrim Şehidi iki bekçi ve Kubilay adına anıt dikildi. Anıtın üzerinde şöyle yazıyor:”İnandılar, dövüştüler, öldüler. Bıraktıkları emanetin bekçisiyiz.”
Atatürk, Menemen Olayına çok kızdı. Söylentiye göre, Menemen’in haritadan silinmesini emretti. Daha 10 yıl önce Yunan işgali altında inleyen bir ilçede yobazların yaptığı ve halktan bazılarının bu yobaz sürüsüne arka çıkması, onu çileden çıkarmıştı.
O dönemde ortada kararlı bir devlet vardı. Savaştan yeni çıkmıştık, güçsüzdük, olanaklar yetersizdi. Ama devletin ve Cumhuriyet Rejiminin onuru, ilkeleri ve inancı vardı. Çünkü ülkeyi Mustafa Kemal ATATÜRK gibi bir devlet adamı ve onun devrimci kadroları yönetiyordu. Nitekim mahkeme derhal kuruldu, yargıladı ve gereken cezaları verdi.
Şimdi düşünün bir bakalım, aynı durum bugün olsa acaba ne yapılır? Yarın, bu korkunç irtica olayının 76. yıldönümünde Menemen’de törenler düzenlenecek. Yılanın başı ardan geçen 76 yıla karşın ülke genelinde ezilmedi. Unutmayın yılan pusuda bekliyor.



. emniyet genel müdürlüğü'nün yayımladığı kubilay arşivi'ndeki belgeler "23 aralık 1930 günü menemen'de ne olmuştu" sorusuna ilginç yanıtlar veriyor.
Yorum