Menemen Olayını Unutmayalım

Kapat
Konu Kapalı.
X
X
 
  • Zaman
  • Gösterim
Clear All
yeni mesajlar
  • vinividivici
    Member
    • 19-03-2006
    • 657

    #1

    Menemen Olayını Unutmayalım

    MENEMEN OLAYINI UNUTMAYALIM
    Adı Mustafa Fehmi KUBİLAY, Baba Adı Hüseyin, Ana Adı Zeynep, Giritli bir ailenin çocuğu. 1906 doğumlu. Kubilay bir öğretmen. 1930 yılında İzmir’in Menemen İlçesi’nde askerlik görevini yapıyor. O sırada 24 yaşında.
    23 Aralık 1930 sabahı; bundan tam 76 yıl önce, Menemen’de tuhaf bir şeyler oluyor. Sabahın erken saatlerinde dördü silahlı altı kişi Belediye Meydanında tekbir getirerek gezinmeye başlıyor. Hepsi çember sakallı. Başlarında sarık, sırtlarında cüppe var.
    Ortalıkta dolaşan altı kişi “Biz şeriat ordusuyuz” deyip Müftü Camiine giriyorlar. Elebaşıları Derviş Mehmet camide namaz kılanlara kendini “mehdi” olarak tanıtıyor ve dini korumaya geldiklerini söylüyor. Arkalarında 70 bin kişilik Halife Ordusu olduğunu, öğle saatlerine kadar şeriat bayrağı altında toplanmayanların kılıçtan geçirileceğini tebliğ ediyor!
    Derviş Mehmet isimli sapık ve arkasında ki yobazlar, camideki yeşil bayrağı alıp uzun bir sopaya takıyorlar. Yoldan geçen birine meydanda bir çukur kazdırıp bayrağı oraya dikiyorlar. Yobazlar bayrağın çevresinde dönmeye, tekbir getirmeye zikretmeye başlıyorlar.
    Ve bağırıyorlar:
    Şapka giyen kafirdir. Yakında yine Şeriata dönülecektir. Bize kurşun işlemez.” İşin acı yanı Menemen ahalisinden bazıları bunlara alkış tutuyor!

    Olaylar ilçedeki askeri birliğe duyuruluyor. Alay komutanı, yedek subay Kubilay’ı bir manga askerle birlikte olay yerine gönderiyor. KUBİLAY VE ASKERLERİN SİLAHLARINDA MERMİ YOK. Süngü takıp olay yerine gidiyorlar.
    Kubilay askerlerini meydan girişinde bırakıyor ve yobazlardan teslim olmalarını istiyor. İşte bu anda yobazlardan biri ateş ediyor. Kubilay yaralanıp yere düşüyor. Ayağa kalkıp cami avlusuna kaçıyor, ama orada tekrar yere düşüyor. Çevredeki kalabalık paniğe kapılıp kaçışıyor.
    Derviş Mehmet ve arkadaşları, işte o anda Kubilay’ın başına çöküyorlar. Mehmet, çantasını açıp testere ağızlı bağ bıçağını çıkartıyor ve yaralı yedek subay Kubilay’ın başını orada kıtır kıtır kesip gövdesinden ayırıyor. Kin ve nefret gözlerini öylesine bürümüş ki, kesik baştan akan kanı içiyorlar. Saçlarından tuttuğu kesik baş, şimdi Derviş Mehmet’in elindedir.
    Yeşil bayrağın sopasına kesik başı dikmeye çalışıyorlar, ancak bir türlü başaramıyorlar. Bunun üzerine birileri kendilerine ip getiriyor. Kesik baş, yeşil bayrağın dikili olduğu sopaya iple bağlanıyor.
    Bütün bunlar olurken yine tekbirler getirilmekte, “Ey ahali din elden gidiyor” çığlıkları Menemen de yankılanıyordu. Silah seslerini duyan bir mahalle bekçisi olay yerine koşarak yetişti. Bekçi Hasan ateş edip yobazlardan birini yaraladı. Hemen ardından yobazlar ateş edip Hasan’ı orada şehit ettiler. Arkadaşının yardımına koşan bekçi Şevki de yobazların açtığı ateş sonucu şehit düştü. Birkaç dakika içinde üç şehit verilmiş, bir baş kesilmiştir.
    Yobazlar mutludur! Kubilay’ın kesik başı, yeşil bayrağın sopası üzerinde sallanmaktadır. İşte bu aşamada asker olay yerine yetişti. Komutan “teslim olun” diye bağırdı. Yobazların yanıtı kesindi: “Bize kurşun işlemez”
    Askeri birlik ateş etti. Yobazlardan bazıları orada yere serilirken, bazıları kaçtı. Daha sonra hepsi birden yakalandı. Menemen Olayı genç Cumhuriyet Rejiminin 1925 yılında ki Şeyh Sait haininin isyanından sonra tanık olduğu ikinci önemli irtica olayıdır.
    Hükümet sıkıyönetim ilan etti. Menemen’de General Mustafa Muğlalı başkanlığında bir Harp Divanı kuruldu. Olaya doğrudan veya dolaylı katılan bütün sanıklar yargılandı. 18 gün süren yargılama sonucunda karar açıklandı:
    40 kişi sorumsuzluğu nedeniyle salıverildi, 27 sanık beraat etti, 41 suçlu çeşitli hapis cezaları aldı. 36 kişiye idam cezası verildi. Ancak bazılarının yaşı küçük olduğundan, onların ölüm cezaları ağır hapse çevrildi. 28 sanık, 3 Şubat 1931 gecesi Menemen’de idam edildi. Yobazlardan bazıları, yedek subay Kubilay’ın başının kesildiği yerde asıldı.
    Bir sanık sehpaya götürülürken kaçtı. İki hafta sonra yakalandı ve ertesi gün idam edildi. Olayın hemen ardından Menemen’de Devrim Şehidi iki bekçi ve Kubilay adına anıt dikildi. Anıtın üzerinde şöyle yazıyor:”İnandılar, dövüştüler, öldüler. Bıraktıkları emanetin bekçisiyiz.”

    Atatürk, Menemen Olayına çok kızdı. Söylentiye göre, Menemen’in haritadan silinmesini emretti. Daha 10 yıl önce Yunan işgali altında inleyen bir ilçede yobazların yaptığı ve halktan bazılarının bu yobaz sürüsüne arka çıkması, onu çileden çıkarmıştı.
    O dönemde ortada kararlı bir devlet vardı. Savaştan yeni çıkmıştık, güçsüzdük, olanaklar yetersizdi. Ama devletin ve Cumhuriyet Rejiminin onuru, ilkeleri ve inancı vardı. Çünkü ülkeyi Mustafa Kemal ATATÜRK gibi bir devlet adamı ve onun devrimci kadroları yönetiyordu. Nitekim mahkeme derhal kuruldu, yargıladı ve gereken cezaları verdi.
    Şimdi düşünün bir bakalım, aynı durum bugün olsa acaba ne yapılır? Yarın, bu korkunç irtica olayının 76. yıldönümünde Menemen’de törenler düzenlenecek. Yılanın başı ardan geçen 76 yıla karşın ülke genelinde ezilmedi. Unutmayın yılan pusuda bekliyor.
  • vinividivici
    Member
    • 19-03-2006
    • 657

    #2
    Konu: Menemen Olayını Unutmayalım

    Not: Bu mesaj tamamı ile alıntıdır. 22 Aralık 2006 Tarihli Hürriyet Gazatesinden, Emin ÇÖLAŞAN'ın köşesinden

    Yorum

    • Bluesman
      Super Moderator

      • 25-03-2004
      • 20044

      #3
      Konu: Menemen Olayını Unutmayalım

      yarın yürüyüş var menemen'de duyurulur...

      Yorum

      • kufu
        Junior Member
        • 03-12-2006
        • 253

        #4
        Konu: Menemen Olayını Unutmayalım

        arkadaşım çok güzel bir senaryo sayın ateist yazarımızı kutluyorum eğer uygun oyuncular bulunursa aynen senaryoda olduğu bir film çekilebilir.hollywood bu senaryoyu okusa kıskançlıktan çatlardı.

        birincisi ortalıkta dolaşan 6 kişiden bahsediliyor bunlar manisa nüfusuna kayıtlı kişiler ve menemenle ilgileri yok daha sonra Türk 'te olmadıkları izmir üzerinden manisaya yerleştirilen ingiliz ajanları oldukları tarihi raporlarla ortaya çıkmıştır ama bu gerçek bazılarının işine gelmediği için bi türlü kabul edilmek istenmemiştir.

        ikincisi olayı başlatanlar 6 kişiyken, mahkeme kayıtları olduğu söylenen raporlarda birden bire neredeyse yüzlerce insanın karıştığı bir olay oluyor enteresan ? rakamlarla laf cambazlığı yapılıyor.

        üçüncüsü seyh sait isyanı bir şeriatçı isyan değil kürtçü ayrılıkçı bir isyandır bu olayda sabetaist , masonist , ateist medya mensupları tarafından dine karşı bir silah olarak kullanıldığı için sürekli seyh sait'le saidi nur'si aynı kişiymiş gibi gösterilerek bunun dinle bağlantısı kurulmaya çalışılıyor.aslında tarihte bu ismi taşıyan 2 kişi olduğu gerçeği ısrarla anlatılmıyor...

        son olarak bu ülke insanları kahramanları ve kahraman yaratmayı tarih boyu çok sevmiştir.taa ergenekondan bu yana çeşitli sebeplerle kahramanlar yaratılmıştır.çünkü duygusal bir milletiz ve kolay etkileniyoruz ama normal insanlarda değil bize kahramanlar lazım işte kubilayda böyle yaratılmış bir tarih kahramanıdır.mesela tarihte ulubatlı hasan diye biri de olmamış ama bize yıllarca böyle anlatıldı.
        (kaynak:ilber ortaylı - osmalı tarihi.)
        Son düzenleme kufu; 22-12-2006, 23:39.

        Yorum

        • baymarti
          Member
          • 12-05-2005
          • 944

          #5
          Konu: Menemen Olayını Unutmayalım

          Originally posted by kufu
          arkadaşım çok güzel bir senaryo sayın ateist yazarımızı kutluyorum eğer uygun oyuncular bulunursa aynen senaryoda olduğu bir film çekilebilir.hollywood bu senaryoyu okusa kıskançlıktan çatlardı.

          birincisi ortalıkta dolaşan 6 kişiden bahsediliyor bunlar manisa nüfusuna kayıtlı kişiler ve menemenle ilgileri yok daha sonra Türk 'te olmadıkları izmir üzerinden manisaya yerleştirilen ingiliz ajanları oldukları tarihi raporlarla ortaya çıkmıştır ama bu gerçek bazılarının işine gelmediği için bi türlü kabul edilmek istenmemiştir.

          ikincisi olayı başlatanlar 6 kişiyken, mahkeme kayıtları olduğu söylenen raporlarda birden bire neredeyse yüzlerce insanın karıştığı bir olay oluyor enteresan ? rakamlarla laf cambazlığı yapılıyor.

          üçüncüsü seyh sait isyanı bir şeriatçı isyan değil kürtçü ayrılıkçı bir isyandır bu olayda sabetaist , masonist , ateist medya mensupları tarafından dine karşı bir silah olarak kullanıldığı için sürekli seyh sait'le saidi nur'si aynı kişiymiş gibi gösterilerek bunun dinle bağlantısı kurulmaya çalışılıyor.aslında tarihte bu ismi taşıyan 2 kişi olduğu gerçeği ısrarla anlatılmıyor...

          son olarak bu ülke insanları kahramanları ve kahraman yaratmayı tarih boyu çok sevmiştir.taa ergenekondan bu yana çeşitli sebeplerle kahramanlar yaratılmıştır.çünkü duygusal bir milletiz ve kolay etkileniyoruz ama normal insanlarda değil bize kahramanlar lazım işte kubilayda böyle yaratılmış bir tarih kahramanıdır.

          aynen katılıyorum, kalemine, yüregine saglık kardeşim..

          Yorum

          • vinividivici
            Member
            • 19-03-2006
            • 657

            #6
            Konu: Menemen Olayını Unutmayalım

            hadi diyelim bu sana göre atesit olan bir yazarın Hollywood u bile kıskandıracak senaryosu. bu dediğini bir an için kabul edelim. Peki 2 Temmuz 1993 günü yine "eyvah din elden gidiyor deyip" hiç bir suçu günahı olmayan 37 insanı diri diri yakanlardamı ingiliz ajanıydı. Ne suçu vardı 37 kişinin. Anadolu Topraklarında yetişmiş Tıpkı Mevlana, tıpkı Yunus Emre gibi bir ozan olan Pir Sulatan Abdal'ı anma şenliklerine katılmak suçmuydu. tamam Emin Çölaşanın yazdıklarının bir kızmında abartı olabilir ve senin bu düşüncenede sonuna kadar saygı duyarım. ama şu Sivas olayınıda senden yanıtlamanı rica ederim. Teşekkürler. Saygılarımla

            Yorum

            • hikmet24
              Member
              • 28-11-2005
              • 1724

              #7
              Konu: Menemen Olayını Unutmayalım

              baymarti kardeşim bizim millet olduğumuzu kabul etmenden dolayı teşekkür ediyorum ama kubilay han la ilgili yorum yapıyorsan düşünüyorum yakında dedem korkut içinde oda kim diyeceksin o şamanist benim dedem falan değil diyeceksin . türkün türkten başka dostu yok kardeşim

              Yorum

              • ALAMUT07
                Member
                • 26-08-2005
                • 680

                #8
                Konu: Menemen Olayını Unutmayalım

                Menemen'de ne olmuştu?

                adamların adlarını bir yere kaydedin: giritli mehmet, sütçü mehmet, şamdan mehmet, zeki mehmet, nalıncı hasan ve çoban ramazan... kaydedin, çünkü her yıl bugünlerde, bu garip adlı altı kişinin sebep olduğu bir olayın hikâyesini, başınıza kakılırcasına dinliyorsunuz... madem öyle, siz de ezberleyin...

                tarihimize 'menemen olayı' olarak geçen, bir öğretmen yedek teğmenin başının kesilmesi ile dramatik sınırlara ulaşan olay, bu altı esrarkeşin, kafaları iyice dumanlıyken başlattıkları bir şamatanın sonucudur. menemenli olmayan, işsiz-güçsüz ve nerede akşam orada sabah takımından altı kişinin yolu, bir gün menemen'e düşer... içlerinden birinin aklına, müftü camii'ne uğramak gelir. mimberin önünde asılı yeşil örtüyü kopartıp ellerine alırlar... dışarı çıkınca, gözleri dehşetle açılmış menemenlileri tehdide başlarlar... üzerlerine gelen iki ayrı manga, esrardan gözleri dönmüş tipleri görünce, orayı terkeder... kubilay adlı tecrübesiz yedek teğmen ise, esrarkeşler tarafından, önce topuğundan yaralanır, sonra da başı bağ bıçağıyla kopartılır...

                'menemen olayı', işin gerçeğine bakılırsa kısaca budur; gazetelerin üçüncü sayfalarında hemen her gün okumaya alıştığımız türden menfur ve sapıkça bir olay... ancak, bu gerçek, kısa zamanda gerçek olmayanla karıştırılarak, bir kasaba halkını utanca gark edecek, olayla uzaktan yakından hiç bir ilgisi bulunmayan 200 kadar insanı aylar süren muhakemelere sürükleyecek, 38 kişinin idamına yol açacaktır... 'menemen olayı', yakın tarihimizin nasıl asılsız iddialarla doldurulduğunun en göz alıcı örneğidir...

                bereket sağduyulu aydınlar, araştırmayı seven, eli kalem tutan namuslu insanlar var... yakın tarihin yanlış yazılmış sayfalarını, onlar sayesinde, gerçeğe en yakın biçimiyle öğrenmek mümkün olabiliyor... olayı bizzat yaşayanlar, görgü tanıkları, ya da ilk elden öğrenenlerin anlatımları da, tarihin çarpıtılmış sayfalarına ışık tutuyor...

                ismet bozdağ, yakın siyasi tarihimizi en iyi bilenlerden... bir sohbet sırasında, çok ilginç bir tesbitini bana aktarmıştı: menemen olayı, meydana gelir gelmez gazetelere yansımıştı, ama vukuat-ı âdiyeden bir vak'a olarak... tıpkı 'izmir suikastı' diye şöhret bulacak olayın fâili iki kabadayının izmir'deki meserret oteli'nde yakayı ele vermelerinde olduğu gibi... her iki olaydan, ilk bir kaç gün, başka haber alınmaz; sonra ne olursa olur ve gazeteler o unutulup gidecek olayları baştan yeniden yazarlar...

                yukarıda geçen 'gazeteler' kelimesini siz cumhuriyet gazetesi olarak anlayın. o dönemde, cumhuriyet, tıpkı bugün olduğu gibi, en masum gelişmeleri 'irtica' biçiminde yansıtır. iletişim araçlarının yaygın olmadığı, zaman'ın da bulunmadığı bir ortamda, tarihi istediği gibi yazmada, cumhuriyet bayağı başarılı da olur...

                cumhuriyet dönermi'nin darağaçları gölgesinde yazılan tarihine ışık tutmaya çalışanlardan ahmet kahraman, yeni çıkan 'korku cumhuriyeti' (tümzamanlar yayıncılık) adlı eserinde, şunları yazıyor "cumhuriyet gazetesi 'güç' tarafından finanse edilip yaratılmıştı. aldığı desteğin gereğini yerine getirip, borcunu ödemeyi hiçbir tarihte, hiçbir zaman aksatmadı. 1990'larda da... rejimin sesi soluğu olan, olayları gerçeğin gözü yerine, şeflerin dürbünüyle görüp aktarmayı görev bilen cumhuriyet gazetesi yazıyor: 13 aralık 1930'da, serbest fırka'nın kapanmasından bir ay sonra menemen olayı yer alır. nakşibendi şeyhi olarak kabul edilen istanbullu (erbilli) şeyh esad'ın tahrikiyle başlarında şeyh mehmet bulunan beş nakşibendi, menemen'de bir irtica hareketi başlatmak istemişlerdir."

                ahmet kahraman'ın kitabında işaret ettiği gibi, olaya adı karışan esrarkeş dört mehmet arasında lâkabı 'şeyh' olan tek kişi yoktur; daha da ötesi, sonradan konuya bulaştırılan nakşi şeyhi esad hoca istanbul'da oturmaktadır ve hayatında menemen diye bir yerin adını bile duymamıştır. 200 'sanık'tan çoğu da öyledir...

                'korku cumhuriyeti'nin olayla ilgili yargısı şu: tc, on yıllarca 'menemen isyanı' diye olmayan bir isyandan söz etti. basını, radyo ve televizyonları kullanarak 'olmayan isyan'ı masallaştırdı. binlerce menemenli'nin katıldığı bir başkaldırı uydurmasını işleyedurdu. oysa halkın katıldığı bir isyan yoktu, beş esrarkeşin eylemi vardı. ve resmi tarih bir kez daha gerçeği ters yüz ederek, bunu korkutma malzemesi yapıyordu..."

                işsiz-güçsüz esrarkeş takımının densizliği, hem menemen'e maledildi, hem de oradan taşınarak nakşibendi tarikatı ile irtibatlandırıldı ve o dönemin önde gelenleri bu vesileyle ortadan kaldırıldı. şeyh esad efendi, duruşmalar sırasında hayatını kaybetti, ama oğlu mehmet -sırf onun oğlu olduğu için- asıldı 37 kişıyie birlikte... 100'ün üzerinde insan da muhtelif cezalara çarptırıldılar...

                cumhuriyet, 65 yıl önce kendi uydurduğu isyan olayını her yıl yeniden ısıtıp önümüze getirmekte ısrarlı. bu yıl da bir özel 'kubilay' eki çıkardı. orada, olayı hem kendi çarpıttıkları biçimiyle aktarıyor, hem de "adamların kafasında zaten bir şey yok, esrar içe içe bitip tükenmişler" gibi gerçeğe ışık tutan tanıklıkları... bu arada, kubilay'ın kendisi gibi öğretmen olan eşi fatma vedide ile 1975'te yapılmış bir mülâkata da yer veriyor...

                ben en çok fatma vedide'nin, "eşimin ailesi giritli idi, önce adana / kozan'a, oradan antalya'ya, oradan da izmir'e gelmişler" açıklamasına takıldım. çünkü, konuyu araştıranlar, kubilay'ın girit asıllı değil, gagavuz türkü olduğunu söylüyorlar... ayrıca, fatma hanım'ın eşinin dini inançlarıyla ilgili olarak verdiği bilgiler de, söylentiyi doğruluyor...

                türk ocakları kurucusu hamdullah suphi tannöver, 1920ler'de romanya'da büyükelçi olarak bulunurken, orada rastladığı, türk asıllı, bazısı iyi türkçe konuşan, ama hıristiyan dininden olan gagavuzlar'ın türkiye'ye göçmesini teşvik etmişti. onun yönlendirmesiyle, çok sayıda gagavuz türkü, türkiye'ye gelip, ankara, istanbul ve izmir'e yerleştiler... içlerinden bazıları, devlet hizmetine de girdi ve bayağı yükseldi... benim bildiğim, kubilay, o gençlerden biriydi...

                çarpıtmaları teker teker temizleyeceğiz. aksi halde onurlu bir ülke haline gelemeyiz... Taha KIVANÇ

                Yorum

                • vinividivici
                  Member
                  • 19-03-2006
                  • 657

                  #9
                  Konu: Menemen Olayını Unutmayalım

                  GENÇLİÐE HİTABE


                  Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyet'ini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir. Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur.
                  Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir.
                  İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır.
                  Bir gün, istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetln imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin!
                  Bu imkân ve şerait, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir.
                  İstiklâl ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler.
                  Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dagıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.
                  Bütün bu şeraitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hiyanet içinde bulunabilirler.
                  Hatta bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasî emelleriyle tevhit edebilirler.
                  Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir. Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen; Türk istiklâl ve cumhuriyetini kurtarmaktır!
                  Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda, mevcuttur!


                  K. ATATÜRK 20 Ekim 1927.

                  Zaten çoğunuz ezbere biliyorsunuzdur ama ben birkez daha hatırlatayım dedim.
                  Son düzenleme vinividivici; 23-12-2006, 00:03. Reason: hatalarý düzeltme

                  Yorum

                  • ALAMUT07
                    Member
                    • 26-08-2005
                    • 680

                    #10
                    Konu: Menemen Olayını Unutmayalım

                    İşsiz güçsüz takımından altı esrarkeşin başlatıp bitirdiği, gazetelerin üçüncü sayfasında çıkıp sonraları unutuluyorken cumhuriyet gazetesi senaristleri tarafından tekrar yazılan, çoğu hayatında menemen diye bir yer duymamış 200 kadar kişinin mahkeme mahkeme süründürüldüğü, 38 kişinin idâmına hükmedilen, içlerinden birinin sâdece babasının yargılanırken ölmesi nedeni ile babasının yerine îdâm edildiği fantastik olay.

                    aralık 1930'da altı esrarkeş******in yolu menemen'e düşer. esrardan kafaları iyice bulanmış bu altı kişi müftü camii'ne girip mimberin kapısı olan yeşil örtüyü yerinden söker ve biraz sonra dışarı çıkarlar. halk bunların çıkardığı gürültüden rahatsız olur, câmilerine karşı esrarkeşler tarafından bir saldırı, bir terbiyesizlik yapılmıştır, halk kızgındır. esrarkeşler halkı tehdide başlar, üzerlerine gelen iki ayrı manga esrardan âdetâ gözleri dönmüş bu tipleri görünce müdâhale etmeden oradan ayrılır. kubilay adlı tecrübesiz yedek teğmen esrarkeşler tarafından önce topuğundan yaralanır, sonra da başı bağ bıçağı ile koparılır.

                    birkaç esrarkeşin vakayı-âdiyeden olarak üçüncü sayfalarda yayınlanıp giden olayı cumhuriyet gazetesinin yeniden yazıp yayınlaması ocak 1931'i bulur. olay gazetede şu şekilde yer alır: "nakşibendi şeyhi olarak kabul edilen istanbullu (erbilli) şeyh esad'ın tahriki ile başlarında şeyh mehmet bulunan beş nakşibendi menemen'de bir irtica hareketi başlatmak istemişlerdir." haberde konuya bulaştırılan esad hoca istanbul'da oturmaktadır ve hayatında menemen diye bir yerin adını bile bilmemektedir. 200 civârı sanığın çoğu da öyledir.

                    tarihçi ahmet kahraman bu olayla ilgili olarak :"türkiye cumhuriyeti on yıllarca menemen isyanı diye olmayan bir isyandan sözetti. basını, radyo ve televizyonları kullanarak olmayan isyanı masallaştırdı. binlerce menemenli'nin katıldığı bir başkaldırı uydurmasını işleyedurdu. oysa halkın katıldığı bir isyan yoktu, beş-altı esrarkeşin eylemi vardı. ve resmi tarih bir kez daha gerçeği ters-yüz ederek bunu korkutma malzemesi yapıyordu."

                    o zamanlar zaman gazetesinde olan taha kıvanç (zannedersem fehmi koru) : "işsiz güçsüz esrarkeş takımının densizliği hem menemen'e mâl edildi hem de oradan taşınarak nakşibendi tarikatı ile irtibatlandırıldı ve o dönemin öndegelenleri bu vesile ile ortadan kaldırıldı. şeyh esad efendi duruşmalar sırasında hayatını kaybetti ama oğlu mehmet onun yerine sırf onun oğlu olduğu için asıldı. 100'ün üzerinde insan da muhtelif cezalara çarptırıldılar".
                    EKŞİ SÖZLÜK 'ten...

                    Yorum

                    • kufu
                      Junior Member
                      • 03-12-2006
                      • 253

                      #11
                      Konu: Menemen Olayını Unutmayalım

                      haklısınız o tam bir barbarlıktı çok üzüldüm gerçekten.ama bu ülkede güzel bişeyler olduğunda korkuyorum mutlaka birileri yine bozacak diye , bunların TÜRK olduğuna inanmıyorum çünkü hangi düşüncede olursa olsun BENİM MİLLETİM HAİN OLAMAZ...

                      Yorum

                      • ALAMUT07
                        Member
                        • 26-08-2005
                        • 680

                        #12
                        Konu: Menemen Olayını Unutmayalım

                        işte menemen gerçeği

                        yobazlar tarafından başı kesilerek öldürülen gencecik öğretmen asker kubilay hafızamıza kazınan en korkunç öyküdür. tempo dergisi açılan arşivlerle tüyler ürpertici konuyu yeniden gündeme getirdi, menemen olayı'nı kayıtlardan alınan bilgilerle aktardı

                        kubilay olayı geçmişe dair bildiklerimizin en korkuncu. 24 yaşındaki öğretmenin "kesmeyin beni" haykırışlarına rağmen, kendini mehdi ilan eden ve o gün kendi de ölen derviş mehmet'in "korkuyorsan, yüzükoyun yatırayım" diyerek kubilay'ın başını kestiğini bilirsiniz. kesik başın sergilendiğini de... olayın faillerinin asıldığını da... ya bilmedikleriniz. emniyet genel müdürlüğü'nün yayımladığı kubilay arşivi'ndeki belgeler "23 aralık 1930 günü menemen'de ne olmuştu" sorusuna ilginç yanıtlar veriyor.

                        idam listesindeki yahudi

                        dönemin dahiliye vekaleti'ne bağlı emniyeti umumiye'nin kayıtlarına fişlenen kubilay olayı'nda menemen mahkûmları listesinde 24. sırada hayim oğlu jozef'in de adı geçiyor. geçmişin deyişiyle irticacı yobazların yaptığı ayaklanmada hayim efendi'nin oğlu jozef ne arıyor? bakkal jozef efendi'nin portresi, menemen camiikebir mahallesi'nde yeşil bayraklı, şeriat uğruna kendinden geçmiş güruhun resmine uymuyor. kendisini islamiyet'in 12'nci imamı ilan eden derviş mehmet ve arkadaşlarının arkasından giden birinin yahudi olması tuhaf.

                        hayim oğlu jozef'in genelkurmay arşivindeki bilgilerinde menemen'de bakkallık yaptığı yazılı. ayaklanmacıların kubilay'ın kesik başını şeriat bayrağına takmak için kullandığı o ipi, bakkal jozef in sattığı iddia edilmiş. jozef sadece bu ölüm ipini sattığı için mi ipe gitti? yoksa olaylarda başka rolü var mıydı? bu sorunun yanıtı şimdilik belirsiz. kesin olan şu: menemen olayı'yla ilgili 2.200 kişi gözaltına alınırken jozef'in ip sattığı için asılması pek çok soruyu akla getiriyor.

                        emniyeti umumiye'nin 13212 numaralı belgeleri bazı soruları akla getirirken aslında bugüne kadar sorulmayan, cevabı bulunamayan sorulara da yanıt veriyor.

                        ilk karşılaşma jandarma yazıcısıyla

                        emniyeti umumiye'nin kayıtlarında olayların başlangıcı şöyle anlatılıyor. "...mürteciler çektikleri esrar tesiri ile mütemadiyen 'şeriat ve tevhidin bayrağı altına giriniz, kurtulmak isteyenler gelir, kalanlar kılıçtan geçecektir. ben mehdi resulüm. arkamızdan 60 bin kişi gelmektedir ve sokakları silahlı adamlarımız tutmuştur. asker bize silah atmaz, bize top ve mermi tesir etmez' gibi haykırmalarla halkı ayaklandırmaya çalışmakta idiler. bunlardan nalıncı hasan, bayrak muhafızlık vazifesini ifa etmekte, ali oğlu hasan, emrullah oğlu mehmet emin silahsız olarak ona yardım etmekte idiler. bu manzarayı ilk olarak avukat katibi mehmet tevfik efendi hükümet binası'nda bulunan jandarma yazıcısı ali'ye haber verince ali topladığı dört neferi silah başı etmiş ve hükümetin avlusundaki duvarın arkasına yerleştirerek bu adamlara koşmuş, bunların emellerini ve çirkin hareketlerini sormuştur. derviş mehmet'in kendisinin imam olacağını, herkesin bayrak altına geçeceğini tekbirle söylemesi, kendisine muhasım bir vaziyet almaları, halkın toplanması üzerine ürken ali otomobillerden biri ile jandarma yüzbaşısı fahri efendi'nin evine gitmiş ve vakayı haber vermiştir. yüzbaşı giyinip yaya olarak ali ile doğruca meydana gelmiştir."

                        yani kendini mehdi ilan eden derviş mehmet ve adamları devletle ilk resmi teması jandarma yazıcısı ali ile kurmuşlar. ama derviş mehmet sadece propaganda yapmakla yetinmiş, 'üstlerine' haber vereceğini bile bile meydandan ayrılmasına izin vermiş. sonra sahneye yüzbaşı fahri efendi çıkmış.

                        yüzbaşı fahri efendi'nin rolü

                        belgelerde yüzbaşı fahri efendi'nin gelmesinden sonra olanlar şöyle anlatılıyor:
                        yüzbaşı fahri efendi 10 adım mesafeye yaklaşınca ne için toplandıklarını, bayrağın sebebini sorup toplanmanın yasak olduğunu anlatarak halka 'biz konuşuyoruz, siz ne bekliyorsunuz, işinize gidin' ihtarı üzerine halk bir şey dememiş. mehdi de 'şimdi on ikinci imama ve tevhide sizi iman ettireceğim' demiş, işte bu sözler üzerine, halkın bir kısmı el çırpmıştır. yüzbaşı telaşla ve halkın bunlarla birleştiği zehabile bir tecavüze uğramamak ve hükümetin başına bir gaile açarak birkaç yüz kişinin kırılmasına sebebiyet verilmesi gibi endişelerle asker kuvveti istemek için hükümete dönmüş ve evvelce yazıcı ali tarafından mevziye sokulan dört jandarma neferini geriye çekerek hükümete girmiş ve mevki kumandanlığı'nı aramak için hükümet binasındaki santral odasına gelmiştir. getirdiği jandarmalarla asker gelene kadar hükümete bir tecavüz olursa, müdafaa etmelerini ve ateş açmalarını emreder ve jandarmalardan ikisini cephe kapısının iki penceresine yerleştirir. yüzbaşı fahri efendi, üçüncü alay'a ve telgrafhane telefonu vasıtasıyla kaymakama ve aynca vilayete malumat vermiştir."

                        anlaşılan o gün kader ağlarını sadece yedek subay-öğretmen kubilay için örmüş. derviş mehmet, jandarma yazıcısı ali'ye olduğu gibi, yüzbaşı fahri bey'in de jandarmalarla gitmesine izin vermiş.

                        "jandarma yüzbaşısının tenkidi"

                        yüzbaşı fahri bey o günün baskısı altında kendince bir strateji uygulamış. ama anlaşılan bu yanlış strateji kubilay'ın sonu olmuş. arşiv belgelerinde 'jandarma yüzbaşısının tenkidi' başlığıyla şu bilgiler veriliyor: "yüzbaşı fahri efendi yalnız üç büyük silah taşıyan şakilere silah adedince dahi ve daha ilk andan beri tefevvuku var idi. onlar açıkta, kendileri duvar arkasında ve pusuda idi. ve jandarma yazıcısı ali efendi kendi tedbiri ile bu vaziyeti fiilen hazırlamıştı. yapılacak bir teslim ihtarı, bir yaylım ateş halkı dağıtmak ve bizzat halk tarafından bunların bağlattırılması mümkündü. bir taraftan da askeri kumandanlığından yardım istenebilirdi. bu husus ki, bizzat telefonla kendisine verdiğim emirde 'bir - iki dakika içinde bunlara ateş açarak izale etmezseniz bu vaziyetin vahametini ve ağır mesuliyetini düşününüz' demiştim. buna rağmen yapamadı ve dahiliye vekili (içişleri bakanı vekili) ile ordu müfettişi hazretlerinin huzurlarında dahi bunu itiraf eyledi. kendisine evle ve ahir amil ve müessir olan zihniyet en nihayet askeri müfreze ile olan irtibatını bile düşünemeyecek derecede iradesini sarsmış ve sonuna kadar bunu yürüterek elinde daima düşmanı bir hamlede kıracak kuvvetini de mefluç tutmuştur. kendisinin muhafazakâr olarak ve halk ile şakilerin birleştikleri fikirlerini dahi doğru telakki etsek yine bunun tarzı halli vardı. kuvvetini toplu tutar, başlarında bulunur, telefondan askeri müfreze ister, irtibatını derhal tesis için bir - iki bekçi gönderir, askeri müfreze ile birlikte hareketini tanzim eder ve buna intizaren vaziyete hâkim olur. bu takdirde müfreze ile irtibatı olsun olmasın kubilay bey'in düşmanla temasını görür görmez kendisi dahi müfrezesiyle teşriki mesai eder. ortaya atılır, bunları yakalardı. müsademe dahi edilse ve zabit yaralansa bile facia böyle vahşet derecesini bulmazdı. ama asabı ve iradesi tamamıyla bozuldu. idaresizlik ve iradesizlik bu neticeyi verdi ve jandarma neferleri dahi bu yüzden binada mefluç kaldı."

                        kaymakam da hatalı

                        asabı ve iradesi bozulan sadece yüzbaşı değildi. polis belgelerine göre kaymakam da sağlıklı kararlar alamamıştı. 'kaymakamın tenkidi ve vilayetin tedabiri' başlığı altında yazılan raporda, o gün kaymakamın yapamadığı ve eleştirildiği noktalar şöyle yer alıyordu: "kaymakam beyin ilk hamlede kulağına sokulan ve şişirilen büyük ve heyecanlı havadis kendisini haddinden fazla tedbir ve tevakkiye sevk etmiş ve çarşıda toplanan halkın ve silahlı mürtecilerin hükümet konağının, jandarma kuvvetinin vaziyetini tetkik ve bunlara kendi tedbiriyle hâkim olabilmek imkanını aramaktan uzak bulundurmuştur. telefon hattının bozukluğu hasebiyle hemen jandarma ve mevki kumandanlığı ile temas edememesi mürtecilerin ağzından halk arasına yayılan, müsellah kuvvetlerin sokakları sardığı, hatların kesildiği şeklindeki şayiaları, vaziyeti sükûnetle tahlil ve buna uygun bir tedbir almasına mani olmuş."

                        yani kaymakamın da 'basireti bağlanmıştı'. facianın büyümesinin nedeni belgelere bu görüşlerle yansıdı.

                        kubilay öldürülürken askerleri kaçtı

                        kubilay bey komutanlığını yaptığı müfreze eşliğinde saat 20.30'da olay yerine ulaşacaktı. sonrasını herkes biliyor. ama yine belgelerin dilinden dinleyelim: "kubilay bey efradı telgrafhane ittisalindeki yolda, manga kolu nizamında, süngü taktırarak bırakıyor. kendisi mürtecilerin yanına gidiyor. mehdi mehmet'in yakasına yapışarak çekiyor ve yaptıkları hareketin şeametin anlatıyor ve bunlarla ugraşırken yere düşüyor ve mürtecilerden biri tarafından atılan kurşunla yaralanıyor. ayağa kalkıp camiye giderken yaranın tesiriyle avluda düşüyor. "

                        kubilay bey yaralanıyor ama kumanda ettiği müfreze müdahale etmiyor. belgelerde aynen şu ifade geçiyor: "kahraman kubilay bey'in yaralandığını gören müfreze kolordu kumandanlığı'nca tahkik ve tespit buyurulan amiller altında ateş etmeksizin ve yaralanan zabitlerine hiçbir alaka göstermeksizin vak'a mahallini terk edip dağılıyorlar ve bundan dolayıdır ki zabitlerinin uğradığı vahşet ve akıbetten dahi haberdar olamıyorlar."

                        o anda yüzbaşı fahri bey ve olaylara müdahale için gelen başka jandarma yüzbaşısı hükümet binasındadır. yani kubilay yalnızdır... bu olaya yalnızca o rnüdahale eder... yalnız kalır, yalnız ölür. bekçi hasan ve bekçi mustafa daha sonra yapılan müsaderede şehit oldular.

                        idam edilen menemen mahkûmlarının listesi

                        1-erbilli şeyh esat oğlu mehmet ali hoca
                        2-manisa hastane imamlığı'ndan mütekait laz ibrahim hoca
                        3-manisa'dan mutaf süleyman
                        4- manisa'dan manifaturacı osman
                        5-manisa'dan hafız cemal
                        6- manisa'dan tabur imamı ilyas hoca
                        7-manisa'dan hacı ali paşazade ragıp bey
                        8- manisa'dan şeyh hafız ahmet
                        9-alaşehir'den şeyh ahmet muhtar
                        10-manisa'dan giritli ibrahim oğlu ismail
                        11-manisa'dan emrullah oğlu mehmet emin
                        12-manisa'dan kahveci mustafa
                        13-manisa'dan tatlıcı hüseyin
                        14-manisa'dan topçu hüseyin
                        15-manisa'dan eskici hüseyin ali
                        16-manisa'dan himmet oğlu süleyman çavuş
                        17-menemen'in bozalan köyü'nden koca mustafa
                        18- menemen'in bozalan köyü'nden hacı ismail
                        19-menemen'in bozalan köyü'nden hacı ismail oğlu hüseyin
                        20-menemen'den veli oğlu ramiz
                        21- menemen'den molla hüseyin
                        22- menemen'den yahya oğlu hüseyin
                        23- menemen'den çingene mehmet oğlu hüseyin
                        24-menemen'den hayım oğlu jozef
                        25-menemen'den şimilli mehmet
                        26- menemen'den arnavut yusuf oğlu kamil
                        27- menemen'den boşnak abbas
                        28- menemen'den kerim oğlu ibrahim
                        29- menemen'den bozalanlı abdülkerim (idama mahkûm olup infazdan önce eceliyle öldü)
                        30- erbilli şeyh esat (idama bedel 24 seneye mahkûm olup daha önce eceliyle öldü)

                        Yorum

                        • baymarti
                          Member
                          • 12-05-2005
                          • 944

                          #13
                          Konu: Menemen Olayını Unutmayalım

                          bu arada gençlige hitabeyi koymanın ne anlamı var anlamıyorum,

                          enteresan

                          Yorum

                          • gönülver
                            Member

                            • 21-02-2004
                            • 2747

                            #14
                            Konu: Menemen Olayını Unutmayalım

                            vay anasını ne masum adammış şu DERVİŞ MEHMET aslında kubilay kendi başını kesip direğe taktırmış da diyecekler neredeyse

                            Yorum

                            • kufu
                              Junior Member
                              • 03-12-2006
                              • 253

                              #15
                              Konu: Menemen Olayını Unutmayalım

                              yukarıdaki gençliğe hitabede adı geçen cumhuriyeti , cumhuriyet gazetesi ve onun kabullendirmeye çalıştığı inançsız yaşam biçimi olarak algılayanlar var...

                              Yorum

                              İşlem Yapılıyor