Serbest fonların genel oransal sınırlamalardan muaf tutulması, yatırım stratejilerine esneklik sağlıyor. Ancak fonun kendi limitleri yeterince sınırlayıcı değilse, tek bir hisseye veya birbirleriyle bağlantılı birkaç şirkete yüksek miktarda yatırım yapılması mümkün hale gelebilir. Buradaki tartışma, yalnızca işlemin mevzuata uygunluğu değil; bu büyüklükteki pozisyonların olumsuz piyasa koşullarında nasıl tasfiye edileceğidir.
Olası bir kriz şu şekilde gelişebilir:
Bu senaryo kaçınılmaz değildir. Ancak yoğunlaşma, düşük işlem hacmi ve yatırımcıya sunulan geri ödeme koşulları birlikte değerlendirilmezse, portföyde görünen değer ile satış sırasında elde edilebilecek nakit arasında ciddi fark oluşabilir.
Olası bir kriz şu şekilde gelişebilir:
- Fon belirli hisselerde yoğunlaşır. Bu hisselerin piyasada işlem gören miktarı ve günlük işlem hacmi düşükse, fon alımları fiyat üzerinde belirgin etki yaratabilir.
- Yükselen fiyatlar fon getirisini artırır. Yüksek getiri yeni yatırımcıları çekebilir. Yeni paranın aynı hisselere yönelmesi, fonun bu hisselere bağımlılığını büyütebilir.
- Çıkış talepleri başladığında süreç tersine döner. Yatırımcıya ödeme yapmak için satış gerekir; ancak büyük pozisyonları karşılayacak alıcı bulunamayabilir.
- Satışlar fiyatı, fiyat düşüşü fon değerini aşağı çekebilir. Bu kayıp yeni çıkış taleplerini tetikleyerek satış baskısını artırabilir.
- Aynı hisseleri taşıyan başka fonlar da etkilenebilir. Böylece tek fondaki likidite sorunu, ortak portföyler üzerinden daha geniş bir alana yayılabilir.
Bu senaryo kaçınılmaz değildir. Ancak yoğunlaşma, düşük işlem hacmi ve yatırımcıya sunulan geri ödeme koşulları birlikte değerlendirilmezse, portföyde görünen değer ile satış sırasında elde edilebilecek nakit arasında ciddi fark oluşabilir.

Yorum