-----------------------------------------------------------------------
>>İ..ne Efe`nin hikayesi !
>>
>>
>>Hikaye bu ya;
>>
>>Vaktiyle Ege`nin bir yöresinde tüm çevreyi titreten, astığı astık,
>>kestiği
>>kestik bir efe varmış. Boylu, poslu ve çok da yakışıklıymış ama
>>hiçbir
>>kıza gönül vermediği gibi kızlara bağlanırım diye mümkün mertebe
>>soygunlar dışında köylerden de uzak durmaya çalışıyormuş.
>>
>>Gel zaman git zaman, bizim efe şeytana uymuş ve gece şehre yalnız
>>inmiş.
>>Şehrin ileri gelen zenginlerinden bir Rum, efe` yi korkudan evinde
>>ağırlamış.. Zengin Rum`un güzel ve işveli kızını gören bizim efe de
>>kıza
>>deli gibi tutulmuş.
>>
>>Sabah dağa dönen efenin günleri, artık hep kızı hayal etmekle
>>geçiyormuş.
>>Adamları ile eskisi kadar ilgilenmediği gibi artık soygunlara da
>>pek
>>iştahlı katılmaz olmuş. Dağda otoritesinin azalacağından korkan
>>efe, kızı
>>babasından istemeye
>>karar vermiş. Öyle ya; Kızın babası zengin.. Evlenip şehre
>>yerleşirse
>>hayatı da kurtulacak ve dağda ihtiyarlamak zorunda kalmayacak.
>>
>>Kızı babasından ister ama kız, ailenin tek kızıdır ve babasının
>>şartları
>>vardır. Kızın babası "İlk şartım; Madem benim damadım olacaksın. O
>>zaman
>>bizim gibi kültürlü, medeni olmalısın. Önce bıyıklarını keseceksin
>>ve
>>dağda bir ay öyle Efelik yapacaksın. Sonra diğer iki şartımı da
>>yerine
>>getirirsen kız senin!" diye şart koşar. Bizim efe celallenir
>>"Bıyıksız
>>efe mi olur lan?!" diye bağırır, kızar ama adam Nuh der peygamber
>>demez.
>>Kaçıracak ama kız da babasının sözünden çıkmamaktadır. Efe ne
>>yapsın? Tek
>>çare babayı memnun etmekten geçiyor.
>>
>>Güç de olsa bıyıkları keser. Ama bu kez dağda otoritesi sarsılmaya
>>başlar.. Adamları " Efem bu ne iştir?" derler. Efe de bir kıza
>>tutulduğunu ama babasının bu şartı öne sürdüğünü söylese de
>>adamları
>>inanmazlar.
>>
>>Bir ay sonra kızın babasına gider ve ilk şartı yerine getirdiğini
>>söyler.
>>Kızın babası, bu kez; " Senin niyetinin ciddi olduğunu anladım.
>>Benim
>>kızım için çeyiz dizmek gerek. Dağdaki tüm altınlarını bana
>>getireceksin.
>>Nasıl olsa kızımı aldığında benim mallarımın tamamı senin olacak."
>>Efe
>>çaresiz dağa çıkar, adamlarının hisselerine düşen altınları da
>>borç
>>olarak alır. Sözünde duracağının nişanesi olarak da tüfeğini
>>arkadaşlarına verir, tabancası ile şehre gelir. Kızın babasına
>>paranın
>>tamamını verir. Kızın babası da " Nikah yapılmadan evimde
>>oturamazsın.
>>Söz yüzüğü takma törenine kadar benim bahçıvanım Yorgo ile
>>kulübesinde
>>kalırsınız." diyerek efe`yi Yorgo`nun kulübesine gönderir. Yorgo
>>da çam
>>yarması gibi bir heriftir ama efe`den çekinir. Yorgo ile efe bir
>>müddet
>>aynı kulübede yaşarlar.
>>
>>Aradan bir süre geçtikten sonra efe kızın babasının karşısına
>>dikilerek;
>>Söz takma töreninin hala niye yapılmadığını sorar. Kızın babası da
>>"Yarın
>>bir ziyafet veriyorum. Şehrin tüm ileri gelenleri katılacaklar. Sen
>>de o
>>toplantıya katılacaksın ve herkesin önünde benden kızımı istersin.
>>Ben de
>>herkesin şahitliğinde kızı sana veririm. Kimse bana kızını korkudan
>>verdi
>>demez." der ve efe de kabullenir ama arkadan üçüncü şart gelir;
>>"Sen dağda
>>yaşamaktan insan içine pek çıkmamışsın. Böyle kaba konuşma ve
>>yürüme ile
>>olmaz. Benim kız sana yürümeyi ve kibar konuşmayı öğretsin de; bizi
>>törende mahcup etme!" der.
>>
>>Efe için son şart çok ağır gelmiştir ama kızı almak için tek yol bu
>>kalmıştır. Kızdan vazgeçse dahi, artık dağa da çıkamayacaktır.
>>Dağdakiler,
>>alacaklarını isteyeceklerdir. Çaresiz, son şartı da kabul eder ve
>>ne
>>kadar ağır gelse de kızdan yürüme, kibar konuşma derslerini alır..
>>
>>Akşam konakta büyük bir ziyafet vardır.. Şehrin tüm ileri gelenleri
>>ile
>>efenin dağdan gelen arkadaşları toplanmışlardır. Bizim efe de
>>şehirliler
>>gibi giyinir ama görünüşü, duruşu, konuşması itibariyle artık eski
>>efe
>>değildir. Yemekte herkes gözlerine inanamamaktadır. Efe yemek
>>esnasında
>>"Kuşum Aydın " gibi yürüyerek kızın babasının önüne gelir ve "Ben
>>efe
>>...... olarak, herkesin şahitliğinde kızınıza talibim." der.
>>
>>Kızın babası ise " BENİM İ...NE` YE VERİLECEK KIZIM YOK ! " diye
>>kestirip
>>atar.
>>
>>* * *
>>Galiba AB yolunda Efe(!) gibi olacağız.
>>
>>* " Terörle mücadele yasasını değiştirin. " dediler. Yasayı
>>değiştirdik,
>>terörle mücadele edemez hale geldik. Artık teröristler,
>>İstanbul`da,
>>Mersinde, İzmir`de kısacası her yerde yürüyüş yapar hale geldiler.
>>( Şu
>>anda, ABD de veya AB de El kaide yandaşları Usame Bin Ladin
>>resimleri ile
>>gösteri yürüyüşü yapabilir mi? ) Oysa biz, hala da şehitler
>>veriyoruz.
>>
>>* " 48 saatlik gözaltı
>>süreniz uzun kısaltın." dediler. 24 saate düşürdük. Kendileri ise
>>Londra
>>Metro saldırılarından sonra 28 güne çıkardılar.
>>
>>* " İfade özgürlüğünü genişletin ." dediler. Atalarımıza sövenleri
>>yargılayamazken ( O. PAMUK `un davasının hangi kanuna dayanarak
>>düştüğünü
>>açıklayabilecek hukukçu var mı? ) Kendileri Ermeni soykırımı
>>olmamıştır
>>diyenleri yargılayabiliyorlar.
>>
>>* " Dil özgürlüğünü genişletin." dediler. Genişlettik, Kürtçe,
>>Zazaca
>>kursları açtık. Kendileri (Hollanda) sokakta başka dillerin
>>konuşulmasını
>>yasaklamaya çalışıyorlar.
>>
>>* " Her türlü şartı yerine getirseniz dahi, sizin ülkeniz ve
>>nüfusunuz çok
>>büyük olduğundan son kararda AB nin hazmetme kapasitesine
>>(İngilizcesi
>>tam bu anlamı vermiyor ama gazetelerde bu şekilde tercüme
>>ediliyor.) göre
>>sizi alıp almayacağımıza karar vereceğiz." diyorlar. Kahin değilim
>>ama
>>yaptıkları çalışmalara göre, Türkiye AB`nin
>>tahmini müzakere süreci sonunda küçülmüş iki Devlet veya Federasyon
>>olacaktır. İnanmayan Sayın Osman DİYADİN` in Ben şehit miyim, Hain
>>mi
.
>>adlı kitabını ve bu haftanın (3 Şubat 2006) TEMPO dergisini okusun.
>>Adamlar Diyarbakır Kürtlerin başkentidir diyebiliyorlar. Artık
>>hangisini
>>hazmedebilirlerse onu alırlar. (Peki bu kadar verdiğimiz sivil -
>>asker
>>şehitlerimiz mi? diye sormayın nasıl olsa onlar Türk` tü (!) )
>>
>>* "Güney Kıbrıs Rum Kesimi için; Kıbrıs Cumhuriyeti olarak tanıyın,
>>yoksa
>>giremezsiniz! " diyorlar. Bizimkiler yakında tanıyacaktırlar. Daha
>>doğrusu
>>tanımak zorundadırlar. Tanıdığımızda ise; KKTC`den vazgeçtiğimiz
>>gibi,
>>bağımsız bir ülkenin toprağını da silah zoru ile 33 sene işgal
>>altında
>>tutmuş olacağımızdan(!) 33 yıllık işgal tazminatı ödeyeceğiz.
>>(Louzidiu
>>davası benzeri) Yetmedi; 1973 Barış harekatında ölen Rum askerleri
>>için
>>dahi tazminat ödeyeceğiz. Tüm bu
>>tazminatları ödeyebilmek için herhalde Trakya`yı versek yine
>>ödeyemeyiz.
>>(Ya bizim şehitlerimiz? diye sormayın nasıl olsa onlar Türk` tü
>>(!) )
>>
>>* " Ermeni soykırımını biz tanıdık. Siz de tanıyın, yoksa
>>giremezsiniz!"
>>diyorlar. Haklı olmamız veya bizim insanlarımızın soykırıma uğramış
>>olması
>>önemli değil. Önemli olan onların tanımış olmaları. Yoksa, "Sizi
>>aramıza
>>almayız." diyorlar. Diyelim ki tanıdık; bu kez haksız yere katil
>>millet
>>olarak damgalanacak ve korkunç tazminatlar ödeyeceğiz.
>>Tazminatların
>>peşinden toprak talebi de gelecek. (Ermenilerce şehit edilen
>>atalarımız
>>mı? nasıl olsa onlar Türk` tü (!) )
>>
>>* " Azınlıklar ve Din özgürlüğünde adım atmalısınız! " dediler.
>>Henüz biz
>>adım atmadan Misyoner radyolarını kurdular (İstanbul`dan
>>dinlenebilen
>>Müjde FM), her gün 24 saat Hıristiyanlık propagandası yapılıyor.
>>Aynı
>>derginin (TEMPO) 51. sayfasında da Watch Tower İncil ve
>>Dua Örgütünün verilerine dayanarak Türkiye`de 1679 Protestan
>>misyonerin
>>görev yaptığını, 243 kişinin Hıristiyanlaştırılıp vaftiz edildiği
>>belirtiliyor. Hepimiz bir gecede hıristiyanlaşsak bile bizi
>>aralarına
>>kabul etmezler.
>>
>>* " Özelleştirmeleri hızlandırın." dediler. Biz kıçımızdaki
>>donumuzu bile
>>satmaya kalkışıyoruz.
>>
>>(Atatürk Samsun`a çıktığında Madenler yabancılarda idi, Şehir
>>hatları
>>yabancılarda idi, Demiryolları, sanayii yabancılarda idi. (Hatta T.
>>ÖZAKMAN Şu Çılgın Türkler kitabında Konya`dan askeri birliği
>>taşıyan
>>trenin makinistinin Rum olduğunu, Türklere bu işin öğretilmediğini
>>yazar.)
>>
>>Artık kesinlikle eminim ki, biz de Efe`nin akıbetine uğrayacağız
>>İ..ne Efe`nin hikayesi !
>>
>>
>>Hikaye bu ya;
>>
>>Vaktiyle Ege`nin bir yöresinde tüm çevreyi titreten, astığı astık,
>>kestiği
>>kestik bir efe varmış. Boylu, poslu ve çok da yakışıklıymış ama
>>hiçbir
>>kıza gönül vermediği gibi kızlara bağlanırım diye mümkün mertebe
>>soygunlar dışında köylerden de uzak durmaya çalışıyormuş.
>>
>>Gel zaman git zaman, bizim efe şeytana uymuş ve gece şehre yalnız
>>inmiş.
>>Şehrin ileri gelen zenginlerinden bir Rum, efe` yi korkudan evinde
>>ağırlamış.. Zengin Rum`un güzel ve işveli kızını gören bizim efe de
>>kıza
>>deli gibi tutulmuş.
>>
>>Sabah dağa dönen efenin günleri, artık hep kızı hayal etmekle
>>geçiyormuş.
>>Adamları ile eskisi kadar ilgilenmediği gibi artık soygunlara da
>>pek
>>iştahlı katılmaz olmuş. Dağda otoritesinin azalacağından korkan
>>efe, kızı
>>babasından istemeye
>>karar vermiş. Öyle ya; Kızın babası zengin.. Evlenip şehre
>>yerleşirse
>>hayatı da kurtulacak ve dağda ihtiyarlamak zorunda kalmayacak.
>>
>>Kızı babasından ister ama kız, ailenin tek kızıdır ve babasının
>>şartları
>>vardır. Kızın babası "İlk şartım; Madem benim damadım olacaksın. O
>>zaman
>>bizim gibi kültürlü, medeni olmalısın. Önce bıyıklarını keseceksin
>>ve
>>dağda bir ay öyle Efelik yapacaksın. Sonra diğer iki şartımı da
>>yerine
>>getirirsen kız senin!" diye şart koşar. Bizim efe celallenir
>>"Bıyıksız
>>efe mi olur lan?!" diye bağırır, kızar ama adam Nuh der peygamber
>>demez.
>>Kaçıracak ama kız da babasının sözünden çıkmamaktadır. Efe ne
>>yapsın? Tek
>>çare babayı memnun etmekten geçiyor.
>>
>>Güç de olsa bıyıkları keser. Ama bu kez dağda otoritesi sarsılmaya
>>başlar.. Adamları " Efem bu ne iştir?" derler. Efe de bir kıza
>>tutulduğunu ama babasının bu şartı öne sürdüğünü söylese de
>>adamları
>>inanmazlar.
>>
>>Bir ay sonra kızın babasına gider ve ilk şartı yerine getirdiğini
>>söyler.
>>Kızın babası, bu kez; " Senin niyetinin ciddi olduğunu anladım.
>>Benim
>>kızım için çeyiz dizmek gerek. Dağdaki tüm altınlarını bana
>>getireceksin.
>>Nasıl olsa kızımı aldığında benim mallarımın tamamı senin olacak."
>>Efe
>>çaresiz dağa çıkar, adamlarının hisselerine düşen altınları da
>>borç
>>olarak alır. Sözünde duracağının nişanesi olarak da tüfeğini
>>arkadaşlarına verir, tabancası ile şehre gelir. Kızın babasına
>>paranın
>>tamamını verir. Kızın babası da " Nikah yapılmadan evimde
>>oturamazsın.
>>Söz yüzüğü takma törenine kadar benim bahçıvanım Yorgo ile
>>kulübesinde
>>kalırsınız." diyerek efe`yi Yorgo`nun kulübesine gönderir. Yorgo
>>da çam
>>yarması gibi bir heriftir ama efe`den çekinir. Yorgo ile efe bir
>>müddet
>>aynı kulübede yaşarlar.
>>
>>Aradan bir süre geçtikten sonra efe kızın babasının karşısına
>>dikilerek;
>>Söz takma töreninin hala niye yapılmadığını sorar. Kızın babası da
>>"Yarın
>>bir ziyafet veriyorum. Şehrin tüm ileri gelenleri katılacaklar. Sen
>>de o
>>toplantıya katılacaksın ve herkesin önünde benden kızımı istersin.
>>Ben de
>>herkesin şahitliğinde kızı sana veririm. Kimse bana kızını korkudan
>>verdi
>>demez." der ve efe de kabullenir ama arkadan üçüncü şart gelir;
>>"Sen dağda
>>yaşamaktan insan içine pek çıkmamışsın. Böyle kaba konuşma ve
>>yürüme ile
>>olmaz. Benim kız sana yürümeyi ve kibar konuşmayı öğretsin de; bizi
>>törende mahcup etme!" der.
>>
>>Efe için son şart çok ağır gelmiştir ama kızı almak için tek yol bu
>>kalmıştır. Kızdan vazgeçse dahi, artık dağa da çıkamayacaktır.
>>Dağdakiler,
>>alacaklarını isteyeceklerdir. Çaresiz, son şartı da kabul eder ve
>>ne
>>kadar ağır gelse de kızdan yürüme, kibar konuşma derslerini alır..
>>
>>Akşam konakta büyük bir ziyafet vardır.. Şehrin tüm ileri gelenleri
>>ile
>>efenin dağdan gelen arkadaşları toplanmışlardır. Bizim efe de
>>şehirliler
>>gibi giyinir ama görünüşü, duruşu, konuşması itibariyle artık eski
>>efe
>>değildir. Yemekte herkes gözlerine inanamamaktadır. Efe yemek
>>esnasında
>>"Kuşum Aydın " gibi yürüyerek kızın babasının önüne gelir ve "Ben
>>efe
>>...... olarak, herkesin şahitliğinde kızınıza talibim." der.
>>
>>Kızın babası ise " BENİM İ...NE` YE VERİLECEK KIZIM YOK ! " diye
>>kestirip
>>atar.
>>
>>* * *
>>Galiba AB yolunda Efe(!) gibi olacağız.
>>
>>* " Terörle mücadele yasasını değiştirin. " dediler. Yasayı
>>değiştirdik,
>>terörle mücadele edemez hale geldik. Artık teröristler,
>>İstanbul`da,
>>Mersinde, İzmir`de kısacası her yerde yürüyüş yapar hale geldiler.
>>( Şu
>>anda, ABD de veya AB de El kaide yandaşları Usame Bin Ladin
>>resimleri ile
>>gösteri yürüyüşü yapabilir mi? ) Oysa biz, hala da şehitler
>>veriyoruz.
>>
>>* " 48 saatlik gözaltı
>>süreniz uzun kısaltın." dediler. 24 saate düşürdük. Kendileri ise
>>Londra
>>Metro saldırılarından sonra 28 güne çıkardılar.
>>
>>* " İfade özgürlüğünü genişletin ." dediler. Atalarımıza sövenleri
>>yargılayamazken ( O. PAMUK `un davasının hangi kanuna dayanarak
>>düştüğünü
>>açıklayabilecek hukukçu var mı? ) Kendileri Ermeni soykırımı
>>olmamıştır
>>diyenleri yargılayabiliyorlar.
>>
>>* " Dil özgürlüğünü genişletin." dediler. Genişlettik, Kürtçe,
>>Zazaca
>>kursları açtık. Kendileri (Hollanda) sokakta başka dillerin
>>konuşulmasını
>>yasaklamaya çalışıyorlar.
>>
>>* " Her türlü şartı yerine getirseniz dahi, sizin ülkeniz ve
>>nüfusunuz çok
>>büyük olduğundan son kararda AB nin hazmetme kapasitesine
>>(İngilizcesi
>>tam bu anlamı vermiyor ama gazetelerde bu şekilde tercüme
>>ediliyor.) göre
>>sizi alıp almayacağımıza karar vereceğiz." diyorlar. Kahin değilim
>>ama
>>yaptıkları çalışmalara göre, Türkiye AB`nin
>>tahmini müzakere süreci sonunda küçülmüş iki Devlet veya Federasyon
>>olacaktır. İnanmayan Sayın Osman DİYADİN` in Ben şehit miyim, Hain
>>mi
.>>adlı kitabını ve bu haftanın (3 Şubat 2006) TEMPO dergisini okusun.
>>Adamlar Diyarbakır Kürtlerin başkentidir diyebiliyorlar. Artık
>>hangisini
>>hazmedebilirlerse onu alırlar. (Peki bu kadar verdiğimiz sivil -
>>asker
>>şehitlerimiz mi? diye sormayın nasıl olsa onlar Türk` tü (!) )
>>
>>* "Güney Kıbrıs Rum Kesimi için; Kıbrıs Cumhuriyeti olarak tanıyın,
>>yoksa
>>giremezsiniz! " diyorlar. Bizimkiler yakında tanıyacaktırlar. Daha
>>doğrusu
>>tanımak zorundadırlar. Tanıdığımızda ise; KKTC`den vazgeçtiğimiz
>>gibi,
>>bağımsız bir ülkenin toprağını da silah zoru ile 33 sene işgal
>>altında
>>tutmuş olacağımızdan(!) 33 yıllık işgal tazminatı ödeyeceğiz.
>>(Louzidiu
>>davası benzeri) Yetmedi; 1973 Barış harekatında ölen Rum askerleri
>>için
>>dahi tazminat ödeyeceğiz. Tüm bu
>>tazminatları ödeyebilmek için herhalde Trakya`yı versek yine
>>ödeyemeyiz.
>>(Ya bizim şehitlerimiz? diye sormayın nasıl olsa onlar Türk` tü
>>(!) )
>>
>>* " Ermeni soykırımını biz tanıdık. Siz de tanıyın, yoksa
>>giremezsiniz!"
>>diyorlar. Haklı olmamız veya bizim insanlarımızın soykırıma uğramış
>>olması
>>önemli değil. Önemli olan onların tanımış olmaları. Yoksa, "Sizi
>>aramıza
>>almayız." diyorlar. Diyelim ki tanıdık; bu kez haksız yere katil
>>millet
>>olarak damgalanacak ve korkunç tazminatlar ödeyeceğiz.
>>Tazminatların
>>peşinden toprak talebi de gelecek. (Ermenilerce şehit edilen
>>atalarımız
>>mı? nasıl olsa onlar Türk` tü (!) )
>>
>>* " Azınlıklar ve Din özgürlüğünde adım atmalısınız! " dediler.
>>Henüz biz
>>adım atmadan Misyoner radyolarını kurdular (İstanbul`dan
>>dinlenebilen
>>Müjde FM), her gün 24 saat Hıristiyanlık propagandası yapılıyor.
>>Aynı
>>derginin (TEMPO) 51. sayfasında da Watch Tower İncil ve
>>Dua Örgütünün verilerine dayanarak Türkiye`de 1679 Protestan
>>misyonerin
>>görev yaptığını, 243 kişinin Hıristiyanlaştırılıp vaftiz edildiği
>>belirtiliyor. Hepimiz bir gecede hıristiyanlaşsak bile bizi
>>aralarına
>>kabul etmezler.
>>
>>* " Özelleştirmeleri hızlandırın." dediler. Biz kıçımızdaki
>>donumuzu bile
>>satmaya kalkışıyoruz.
>>
>>(Atatürk Samsun`a çıktığında Madenler yabancılarda idi, Şehir
>>hatları
>>yabancılarda idi, Demiryolları, sanayii yabancılarda idi. (Hatta T.
>>ÖZAKMAN Şu Çılgın Türkler kitabında Konya`dan askeri birliği
>>taşıyan
>>trenin makinistinin Rum olduğunu, Türklere bu işin öğretilmediğini
>>yazar.)
>>
>>Artık kesinlikle eminim ki, biz de Efe`nin akıbetine uğrayacağız


Yorum