Konu: Almanya Deniz Feneri e.V. davası ve Türkiye'deki yansımaları
DAVA SONUÇLANA KADAR BEN HANGİ GAZETE NE YAZARSA YAZSIN INANMIYORUM.
Yahu bir dava var, bir söylenen var ama nedense 2 farklı yazılan var.
Turkish Gazetecilik böyle oluyor heralde , herkes işine geldiği gibi tercüme ediyor...
Almanya Deniz Feneri e.V. davası sonuçları ve Türkiye'deki yansımaları
Kapat
X
-
Konu: Almanya Deniz Feneri e.V. davası ve Türkiye'deki yansımaları
Dişli çıktı...
Eğer, Dişli çıkmasaydı, her gün gazetelere manşet olmaya devam ederdi. Sanırım danışmanları taktik verdi. Ve de Deniz Feneri imdadına yetişti.
Dişli, Parti yönetiminden çıktı ama sonrasında ortadan kayboldu. Kimse ulaşamıyor. Telefonlarını açmıyor.
Açsa şunu soracağız;
“Kılıçdaoğlu sizi istifa ettirdi, şimdi Fener"in peşine düştü. Almanyalarda gezip duruyor.
Hani siz adalet önünde hesap soracaktınız? Sordunuz mu?
Dava açtınız mı?
Aklanmak için ne gibi çalışmalar yaptınız?
Konuyu yargıda halledeceğinizi söylemiştiniz, yargıya gitmek için ne bekliyorsunuz?
Yargıya giderseniz ne olur?”
Ama açmıyor telefonlarını.
Bulunamıyor.
Muhtemelen birileri ile konuşuyordur. Ama o kişiler, bu soruları soracak kişiler değildir.
Diyelim ki, bulduk Dişli"yi ve sorduk bu soruları. Ne yanıt alacağız ki..?
En iyisi hiç bulmamak galiba!
Niye yanıt verilmedi ki?
Alman Başkomiser, Deniz Feneri soruşturmasının şifrelerini çözebilmek için Türk Interpoll"üne yazı yazmış.
“Ama yanıt vermediler bana” diyor…
Üstelik arada anlaşma var.
Yardım ve bilgi aktarmak zorundalar birbirlerine…
Ama Türk Interpoll"ü yanıt vermemiş.
Neden vermemiş acaba?
Bilen var mı?
Interpoll"ün başındaki müdür ya da Emniyet Genel Müdürü Oğuz Kaan Köksal, neden yanıt verilmediğini biliyor mudur?
Açıklayabilir mi?
Aslında bilen biliyor, niye yanıt verilmediğini. Ve işte iddia ediyorum; hiç kimse, herkesin bildiği bu nedeni, açıklayamaz…
Ama bir gün o "neden" ortaya çıkar.
Çünkü, "gerçeklerin bir gün ortaya çıkmak gibi bir kusuru vardır…"
Bu kavga bitmemeli…
Erdoğan ile Doğan arasında başlayan "kavga" bitmemeli.
Ta ki, Erdoğan; demokrasiyi içine sindirip; basın özgürlüğünü ve düşünce özgürlüğünü içine sindirene kadar…
Ta ki, Doğan; basında tekelleşmenin aslında basının özüne zarar verdiğini kavrayana kadar..
Şiir okuduğu için mahkumiyet alan Başbakan, muhalif düşünceye de saygı göstermeyi öğreninceye,
Başbakanın gazabına uğramaktan şikayetçi Doğan, muhabir bağımsızlığının önemini kavrayıncaya kadar; sürmeli bu kavga.
Bunun dışındaki bir nedenle sona ererse;
ya gizli bir anlaşma vardır.
Ya da gündem tüketme hastalığımıza kurban gitmiştir,
bu kavga….
AlıntıdırYorum Yap:
-
Konu: Almanya Deniz Feneri e.V. davası ve Türkiye'deki yansımaları
Ne yazıktır ki bu şekilde taraf olan çok, doğru söylüyorsunuz. Aslında kendi düşünceleri gibi ifade etseler de siyasi düşünce ve taraf olmanın bir neticesi ve basının etkisi altında kalmanın bir sonucudur bu.
Ama insanların inandıkları şeyleri ve düşüncelerini değiştirmek çok zordur. En sağlıklı yol ise belgeli ve ispatlı konuşmaktır. Bu noktada yargı devreye girmektedir. Hepimiz bekliyoruz sonucu.Yorum Yap:
-
Konu: Almanya Deniz Feneri e.V. davası ve Türkiye'deki yansımaları
aydın doğanın ağzından yazıyorsunuzYorum Yap:
-
Konu: Almanya Deniz Feneri e.V. davası ve Türkiye'deki yansımaları
Evet, hepimiz izliyoruz.
Tek beklentimiz, varsa suçluların, ihmali olanların ve görevi kötüye kullananların bulunması, yargılanması ve gereken cezaya çarptırılmasıdır.
Ancak, bu konuya da bazı siyasi menfaatler karışıtılmamalıdır.
Basında görmektesiniz ki, bazıları tarafından bu olay siyasi rant ve taraf toplama haline dönüştürülmüştür. Oysa ki asıl amaç konunun irdelenmesi, çözümün ve suçluların bulunması ve yargılanması olmalıdır.
Çok açık yazamıyorum, umarım anlaşılır.Yorum Yap:
-
Konu: Almanya Deniz Feneri e.V. davası ve Türkiye'deki yansımaları
İyi akşamlar
Malum Fener i herkes biliyor,ama bu Fener bizim;Fenerbahçe
değil tabiki!
AKP de bunun tam odak noktasındadır,kıvırma v.s kimse yapmasın,çok iyi organize edilmiş ve özellikle çok uzun senelerdir,
bir dünya Dernek v.s adı altında,ama yine özellikle "DİN" üzerinden hareketle kurulmuş ama aslında tam bir "götürme"!!
olayıdır,elbette,kılıfıda hazırlamak için,yardım v.s altında bir faaliyette söz konusudur+
Kanal7+Deniz Feneri>>AKP nin bir yan kuruluşu,neden kurulduğu,neler yapacağı ve hangi zihniyette insanların olduğuda
kamuoyu malumudur ve bugüne kadarda müthiş başarılı olmuşlardır,zira AKP nin harcaması öyle Hazine yardımı v.s ile
olacak işler değildir,kaldıki,yapılan diğer muazzam harcamalar v.s,iyide bu değirmenin suyu nereden geliyordu,herifler birilerine
"ERGENEKON" diye tanımlama yapıp,TÜRK milletini kandırırken,bunlarda bir başka işlerle güzel götürdüler!
Allah tan Alman makamları uyandı-tesbit etti v.s de bu olay çıktı!!
Şimdi bakalım bunun uzantısı ne olacaktır,bana kalırsa,bu iş
AKP bitirebilir bile!
Zira bizde böyle cesaretli ne Savcı lar vardır nede böyle işleyen
hukuki sistemler vardır!
Bunca zamandır olay Almanya da işleniyor resmen,bütün aktörler
"TÜRK" ve bütün olay aslında "TÜRKİYE" içinde ama,bizim
hükümet vedeyetkili organlar......yaw beyler ne oluyor neler
dönüyor bir bakalım....v.s hala diyemiyorlar!!!
Türkiye zaten mevcut idare ile adeta 50-60 arası DP nin iktidarına resmen dönmüştür,Allah sonumuzu hayırlara çıkarsın!
SelamlarYorum Yap:
-
Konu: Almanya Deniz Feneri e.V. davası ve Türkiye'deki yansımaları
ustam davaya pürdikkat Türkiye bakıyor bence
saygılarYorum Yap:
-
Konu: Almanya Deniz Feneri e.V. davası ve Türkiye'deki yansımaları
Neden ? Davaya black belt mi bakıyor
Yorum Yap:
-
Konu: Almanya Deniz Feneri e.V. davası ve Türkiye'deki yansımaları
sevgili kardeşim black belt günlerdir yılmadan yolundan sapmadan vede saptırma yapmadan yanlız gerçekler için verdiğin mücadele için saygılar sunarımYorum Yap:
-
Konu: Almanya Deniz Feneri e.V. davası ve Türkiye'deki yansımaları
Deniz Feneri'nde sona yaklaşılıyor
Savunmaların bugün tamamlandığı Deniz Feneri davasında kararın yarın 11'de açıklanacağı bildirildi. Mahkemede Mehmet Gürhan'ın avukatı " Amaç dışı para kullanımı olmuştur ama kişisel harcama olmamıştır." diyerek savunmasını tamamladı. Alman Büyükelçiliği ise Başbakan Erdoğan'la bir görüşme yapıldığını doğruladı.
İstanbul- Frankfurt'ta görülen duruşmada, soruşturmayı yürüten polis müdürü Alexander Böhme'ün iddalarına derneği eski başkanı Mehmet Gürhan'ın avukatı cevap verdi. Gürhan'ın avukatı, "Gürhan, kendisini zenginleştirmek için hiçbir şey yapmamıştır. Amaç dışı para kullanımı olmuştur ama kişisel harcama olmamıştır" dedi.
Mehmet Taşkın'ın savunmasında ise Taşkın'ın her şeyi talimat aracılığı ile yaptığı iddia edildi.
Firdevs Ermiş ise avukatları tarafından, 'emirleri yerine getiren bir çalışan' olarak müdafa edildi.
Duruşmanın sonuna doğru sanıklar söz aldı. Mehmet Gürhan, Mehmet Taşkan ve Firdevsi Ermiş özellikle bağış yapanlardan özür dilediler.
Mahkemede; Mehmey Gürhan 6 yıl,Mehmet Taşkın 3 yıl, Firdevs Ermiş de tecillli hapis cezası talebiyle yargılanıyordu.
"Asıl failler Türkiye'de"
Savcı Lötz, mahkemedeki konuşmasında Almanya'daki sanıkların asıl failler olmadığını, asıl faiilerin Türkiye'de olduğunu belirterek; tüm yapılanlardan Türkiye Deniz Feneri kurucularından Kanal 7 yönetim kurulu başkanı Zekeriya Karaman'ı sorumlu tuttu. Savcı buradaki sanıkların iş başında görüldüklerini ancak tüm yönetim ve kontrolün Türkiye;den yapıldığını ve Zekeriya Karaman isminin ön plana çıktığını kaydetti. Savcı Lötz tüm bu yaşananlardan Türkiye'de Zahit Akman, İsmail Karahan ve Harun Yoldaş'ın da sorumlu olduğunu iddia etti.
Erdoğan'a büyükelçi sorusu
CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, Deniz Feneri soruşturması nedeniyle Almanya’nın Ankara Büyükelçisi ile görüştüğü iddialarını soru önergesiyle Meclis gündemine taşıdı. Öztürk önergesinde “Almanya’da devam etmekte olan ‘Deniz Feneri Davası’ ile ilgili olarak basına yansıyan bilgiler arasında ‘Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı ve o dönemdeki Adalet Bakanı’nın soruşturma ve dava hakkında 2007 yılı sonbaharında Federal Almanya’nın Ankara büyükelçisi ile görüştüğü’ hususu mahkemece tespit edildiği şeklinde iddialar yer almaktadır” dedi. Öztürk, önergesinde şu sorulara yer verdi: “2007 yılının sonbaharında Federal Almanya’nın Ankara Büyükelçisi ile Deniz Feneri soruşturması ile ilgili olarak görüştünüz mü? Şayet görüştüyseniz, böyle bir görüşmeyi yapmaya neden ihtiyaç duydunuz? Böyle bir görüşme gerçekleştiyse, Büyükelçi’ye ‘soruşturma neden bu kadar uzun sürüyor’ diye sordunuz mu? Sorduysanız bu sorunuzun nedeni nedir? Büyükelçi’nin bu sorunuzu bir rapor haline getirerek, Almanya Dışişleri Bakanlığı’na bir kripto ile bildirdiği iddiası doğru mudur? Yine dönemin Adalet Bakanı Cemil Çiçek, Deniz Feneri soruşturması ile ilgili olarak Federal Almanya’nın Ankara Büyükelçisi ile görüşme yapmış mıdır? Görüşmede, Deniz Feneri davasının hangi aşamada olduğunu sormuş mudur? Almanya’nın Ankara Büyükelçisi’nin dönemin Adalet Bakanı Cemil Çiçek ile görüşmesinde, ‘İnterpol aracılığıyla duruşmada adı geçen isimler hakkında Türkiye’den bilgi istediklerini ancak bilgilerinin kendilerine ulaştırılmadığını söylediği doğru mu? Federal Almanya’nın Deniz Feneri davasıyla ilgili isimler hakkında İnterpol aracılığıyla Türkiye Cumhuriyeti’nden bilgi istediği doğruysa, bu bilgiler Almanya makamlarına ulaştırılmış mıdır?”
Başbakanla görüşme doğrulandı
Alman büyükelçisi ile Tayyip Erdoğan arasında yapıldığı iddia edilen görüşme Alman Büyükelçiliği tarafından doğrulandı. Görüşmenin içeriğine dair açıklama yapılmadı.
Ali Bulaç'tan tepki
NTV’de yazı işleri programına katılan Zaman Gazetesi Yazarı Ali Bulaç, Deniz Feneri davası ve toplanan yardım paralarının özel işler için kullanılmasının muhafazakar kesim içinde bir travmaya neden olduğunu söyledi. Bulaç yaptığı açıklamada:
"Bu Deniz Feneri olayında da Ergenekon davasında olduğu gibi mahkemenin mutlaka sonucunu beklemek gerekir: Kimseyi suçlamayalım. İddianamelerden tabiki alıntılar yapılsın. Basın tabiiki bunu gündeme getirsin ama infaz yapmasın, karar vermesin. Mahkemelerin sonuçlarını bekleyelim. Ancak çokta hayırlı bir dava bu. Şu açıdan: Bence bundan sonra Müslümanların, hayırsever insanların kurumlar aracılığıyla yardım yapmaları konusunu bir kere daha düşünmeleri gerekir. Benim İslamiyet’te anladığım doğru olanı; hayırsever insanın kendi fakirini kendisinin gidip bulması, birebir yardımların yapılması.
Çünkü maalesef bu kurumlar ve bu kuruluşlar aracılığıyla yapılan yardımlar çok sağlıklı olmuyor. Deniz Feneri olayı bize bunu gösteriyor. Hatta hatta yani Avrupa Birliği üyelik sürecinde olan Türkiye’nin dış ülkelerdeki konumunda faaliyetlerinde çok şeffaflaşması gerekir. Avrupa Birliği bunu yakından takip ediyor. Belki de geçmişte devletin bazı birimlerin rutin dışı yaptığı bir takım faaliyetler, belki de artık bu kuruluşlar üzerinden de yürütülüyor olabilir. Türkiye’nin 80 bin camiinde her hafta para toplanıyor. Makbuz yok. Hesap kitap nasıl tutuluyor. Bu paralar nerede toplanıyor, nasıl harcanıyor? Bence biraz daha bunların şeffaflaşması, kontrolden geçirilmesi gerekiyor. Benim kanaatim herkesin kendi hayrını yardımını bizzat gidip en yakınındaki fakiri bulup ona yapması en doğrusudur.” dedi.
CHP MYK Üyesi Ali Kılıç, Kanal 7 Televizyonu Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Karaman’ın gelini ile Başbakan Erdoğan’ın gelinin kız kardeş olduklarının dava nedeniyle ortaya çıktığını belirtti. Kılıç, “Böylece Erdoğan ve Karaman ailelerinin akrabalıkları da belgelendi. Şimdi Sayın Başbakan'a soruyorum, dava başladığında, ‘Ben bunları tanımıyorum’ diyen sayın Başbakan, nasıl olur da tanımadığı insanların davasıyla ilgili Federal Almanya’nın Ankara Büyükelçiliği'ne davanın akıbetini sorabiliyor” dedi.
Deniz Feneri’nin Almanya’da görülen davasında, ilişkilerin çorap söküğü gibi ortaya çıktığını ifade eden Kılıç, “Bu mahkemede Türkiye yargılandı” dedi.
Çiçek Büyükelçi'ye gitti
Kılıç, duruşmada Cemil Çiçek’in, Adalet Bakanı olduğu dönemde Almanya’nın Ankara Büyükelçisi ile yaptığı görüşmenin de detaylarıyla birlikte aktarıldığını hatırlattı ve “Yetmedi İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın Kanal 7 televizyonu Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Karaman’ın oğlunun düğününde nikah şahitliği yaptığı belgeleriyle ortaya konuldu” dedi.
CHP’li Kılıç şunları söyledi: “Erdoğan aile fotoğrafı içinde bulunan Zahid Akman’ın para transferinde hem kurye hem de alıcı olarak görev aldığı Alman mahkemelerince belgelendi. Zahid Karaman’ın gelini ile Tayyip Erdoğan’ın gelinin kız kardeş olduğu Alman mahkemelerince ortaya çıkarıldı. Böylece Erdoğan ve Karaman ailelerinin akrabalıkları da belgelendi. Şimdi Sayın Başbakan'a soruyorum, dava başladığında, ‘Ben bunları tanımıyorum’ diyen Sayın Başbakan, nasıl olur da tanımadığı insanların davasıyla ilgili Federal Almanya’nın Ankara Büyükelçiliği'ne davanın akıbetini sorabiliyor. Dolandırıcılık nedeniyle gözaltına alınan üç kişinin yerine, dolandırılan vatandaşların durumunu sorsaydı, biz Sayın Başbakan'a teşekkür ederdik. Adalet, İçişleri ve Dışişleri Bakanı'na soruyorum. Almanya’dan İnterpol aracılığı ile size sorulan sorulara Türkiye neden ayak direyerek işi yavaştan alıyor. Sayın Başbakan bunların hesabını teker teker Türk kamuoyuna versin."
Mumcu'dan ödül tepkisi
TBMM Başkanvekili ve CHP İzmir Milletvekili Güldal Mumcu, TBMM İdare Amiri Ahmet Küçük ile Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün, Meclis Başkanı Köksal Toptan’a yazdıkları mektupta, “2007 yılında Türkiye’de kurulu olan Deniz Feneri Yardımlaşma Derneği’ne TBMM tarafından verilen özel ödülün geri alınması için gereğinin yapılmasını” istedi.
ALINTI: Cumhuriyet PortalSon düzenleme black belt; 16-09-2008, 19:37.Yorum Yap:
-
Konu: Almanya Deniz Feneri e.V. davası ve Türkiye'deki yansımaları

ALINTI:
Yorum Yap:
-
Konu: Almanya Deniz Feneri e.V. davası ve Türkiye'deki yansımaları
1-Yardım maksatlı dernekler dünyanın her yerinde kurulabilmektedir.
2-Bu derneklerin insanların dini ve insani duygularını sömürme ihtimali her yerde mevcuttur.
3-Bu duygu ve din sömürücüleri dünyanın her yerinde yasal( kanuni) takibata uğrarlar.
4-Dinler, gönülle ilgili inanç sistemleri olup,siyasete alet edilemez,etmeye
kalkışanlar Dünyanın her yerinde Kanuni takibata ve yasal müeyyidelere (devlet eliyle cebri = zoraki yaptırım) uğramaktan kurtulamazlar.
5-Bunun dışında uygulamalar (yasadışı) yapanlara tüm Dünya'da konu ile ilgili ne önlemler alınmış? ve alınmakta ? sorularına belgeli cevaplar aramak, konu harici bir durum teşkil etmemektedir..
Ayrıca, halkın güzel ve iyi duygularını geçmişte istismar edenler (hangi görüşten olursa olsun) çok iyi hatırlanmalıdır..
Çünkü Geçmişten ders almayanlar için Tarih tekerrür eder..Aynen Deniz Feneri'nde ettiği gibi.Son düzenleme black belt; 16-09-2008, 19:12.Yorum Yap:
-
Konu: Almanya Deniz Feneri e.V. davası ve Türkiye'deki yansımaları
Arkadaşlar konuyu dağıtmayın. Konu başlığı ne siz neler yazıyorsunuz. Böyle giderse mesajlarınızı editlemek zorunda kalacam.Yorum Yap:
-
Konu: Almanya Deniz Feneri e.V. davası ve Türkiye'deki yansımaları
X, Manhattan'da bulunan Audubon Balo salonunda konuşma yaparken[1]bir kişi "Zenci, ellerini cebimden çek!" ("Nigger, get your hand outta my pocket!") şeklinde bağırdı.[2][3]Bu bağırma üzerine korumalar adama yönelirken, bu kişi daha hızlı davrandı ve namlusu kesilmiş tüfekle MalcolmX'i göğsünden vurdu. Başka yere konuşlanmış diğer iki arkadaşı ile birlikte X'i 16 kez vurdular. Salonda bulunanlar suikatçilerin bir tanesini yakalayıp darp ettilerse de diğer ikisi profesyonelce olay yerinden kaçtı.[4]Malcolm X, aldığı yaralarla uzun sürmeden öldü. Cinayet zanlısı olarak Talmadge Hayer adındaki, ama Thomas Hagan olarak bilinen ve kendisini müslüman olarak tanıtan siyah şahıs tutuklandı. Diğer zanlılar Norman Butler ve Thomas Johnson ile birlikte üç kişi yargılandılar. Yargılamada kimi suçlamalar düştü, suikastı başkasının işlediği tezleri ortaya atıldı. Ama bu üç zanlı hayatına devam etti. Şu an Hayer; Mujahid Halim olarak tanınmakta, Butler; Muhammad Abdul Aziz olarak tanınmakta ve Harlem Camisi başkanlığını yürütmektedir. Johnson ise Khalil Islam ismini almıştır.[5]
Malcom X isimli filmi ile yaşamı çarpıcı bir şekilde ortaya konmuştur
ALINTILAR ve bir kısım Kaynakça :
Malcolm X - Vikipedi
http://select.nytimes.com/gst/abstra...DA405B858AF1D3
Police Save Suspect From the Crowd
By GAY TALESE
February 22, 1965, Monday
Page 10, 730 words
The 22-year-old Negro who was booked last night under the name of Thomas Hagan for the murder of Malcolm X, was taken into custody as he was being chased and battered by an angry crowd outside the Audubon Ballroom after the shooting. [ END OF FIRST PARAGRAPH
http://select.nytimes.com/gst/abstra...DA405B858AF1D3Son düzenleme black belt; 16-09-2008, 17:04.Yorum Yap:
-
Konu: Almanya Deniz Feneri e.V. davası ve Türkiye'deki yansımaları
Malcolm X - Vikipedi
Gerçek İslam'ın Elijah'tan çok uzak olduğunu biliyordu. Ancak İslam'ı bütün incelikleriyle kavrayabilmek ırk, renk ve dil ayrımı yapmadığını görebilmek için Hacc’a gitmesi gerekiyordu. O Amerika'da bildiği İslam'la, Hac'da Mekke'de gördüğü İslam arasında dağlar kadar fark olduğunu anlayınca, X olan soyadını El Şahbaz'a çevirdi. Çünkü o “gözleri mavinin en mavisi, saçları sarının en sarısı insanlarla aynı tabaktan yemek yemiş, aynı saflarda omuz omuza namaz” kılmıştı.Son düzenleme black belt; 16-09-2008, 16:47. Reason: bir þeyi kolayý kolayýna yazmayýz genelde...hele ki konu çok önemli ise ;Yorum Yap:
Yorum Yap: