Almanya Deniz Feneri e.V. davası sonuçları ve Türkiye'deki yansımaları

Kapat
X
 
  • Zaman
  • Gösterim
Clear All
yeni mesajlar

  • black belt
    cevapladı
    Konu: Almanya Deniz Feneri e.V. davası ve Türkiye'deki yansımaları

    RUSYA'DEN FETHULLAH GULEN'E SOK HABER!
    Fethullah Gülen'e Rusya'dan Şok Haber 01/05/2007

    Rusya'da Said-i Nursi'nin kitaplarının, "din düşmanlığı yaydığı gerekçesiyle yasaklanması istendi. Rusya hükümetinin yayın organı Rossiskaya gazetesinin habere göre, Moskova'daki bir mahkeme kapalı oturumlarla dosyayı inceliyor.
    İddia makamı, Nursi'nin Rusçaya çevrilen kitaplarında İslamın üstünlüğü propagandasıyla diğer dinlere karşı düşmanlık duygularını yaydığını, savunulan görüşlerin ifade ediliş tarzının kişileri intihar eylemcisi olmaya itebilecek psikolojik unsurlar içerdiğini kanıtlamaya çalışıyor.

    Uzman görüşü istendi
    Rosbalt Ajansı da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'le Tataristan Başkanı Mintimer Şaymiyev'in davayla yakından ilgilendiğini yazdı ve mahkeme sonucunun ülkede faaliyet gösteren Nurcu hareketlerin geleceğini belirleyeceği yorumunda bulundu.
    Rossiskaya gazetesi, savcılığın Moskova Devlet Üniversitesi ve Tataristan Pedagoji Üniversitesi psikoloji bölümü uzmanlarının hazırladığı raporu kanıt olarak sunduğunu, ancak mahkemenin raporu yetersiz bularak Rusya Bilimler Akademisi uzmanlarından görüş istediğini bildirdi.
    Rusya Müftüler Konseyi Başkanı Ravil Gaynuttin imzasıyla mahkemeye gönderilen görüşte, "Nursi'nin ünlü Kuran yorumcularından biri olduğu, eserlerinin müstesna şekilde aydınlatıcı unsurlar taşıdığı ve manevi değerler yaratılmasını sağladığı" savunuldu.
    Tataristan Savcılığı müfettişlerinden Valeriy Kuzmin, kitaplarda doğrudan şiddet çağrısı yapılmadığını, ancak psikologların kullanılan kelimelerle telkin ve bir çeşit hipnoz etkisi yaratılabileceği, Nursi'nin görüşlerinin intihar eylemcilerinin hazırlanmasında kullanabileceği sonucuna vardığını söyledi.
    Moskova'ya taşınan dava ilk olarak 2005 yılında Tataristan'ın Naberejnaya Çelna kasabasındaki Nurcu bir örgüt hakkında soruşturma açılmasıyla başlamıştı. Suçlular bulunamadığı gerekçesiyle davanın düşmesinin ardından Tataristan Savcılığı Nursi'nin Rusçaya çevrilen kitaplarının yasaklanması için Moskova'da dava açtı.

    Fethullah Gülen uyarısı

    Rosbalt Ajansı, Tatar yetkililerin, "Fethullah Gülen'in liderliği üstlenmesinden sonra Nursi'nin görüşleri Türkiye'de yeniden ilgi toplamaya başladı. Gülen taraftarlarının nihai hedefi İslam devleti kurmak. Nasıl Papa, Katoliklerin lideriyse, Gülen de birleşik İslam dünyasının lideri olmak istiyor" dediğini aktardı. Ajans, Tatar yetkililer, "Nurcular, Türkiye'yi hemen değiştiremeyeceklerini bildikleri için çocukları eğitiyor. Sonra sıra Rusya'dan toprak istemeye gelecek" dediğini bildirdi. Rusya, Gülen'le bağlantılı olduğu iddia edilen okulların bazılarını kapatmıştı.

    Milliyet

    http://www.turktime.com/default.asp?page=haber&id=8154
    RUSYA’DA SAİD-İ NURSİ'NİN ESERLERİ YASAKLANDI

    Moskova Kent Mahkemesi, 21 Mayıs'ta alınan Said-i Nursi'nin 14 cilt halinde Rusça'ya çevrilen toplu eserlerinin yasaklanmasıyla ilgili itirazı dün akşam inceledi ve kararı onayladı.20 Eylül 2007 PerşembeRus İnterfaks Ajansı, Moskova'daki mahkemenin, Koptevski bölge mahkemesinin 21 Mayıs'ta aldığı yasaklama kararına yapılan itirazı dün akşamki oturumda inceleyerek, mahkemenin kararını onayladığını duyurdu.

    Mahkeme sürecine katılan Rusya Müftülüğü temsilcisi Zufar Şarifov da karardan sonra yaptığı açıklamada, mahkemenin bu kararla Rusya Müslümanlarının dini işlerine müdahale ettiğini öne sürdü.

    Rusya'nın Asya Bölgesi Müslümanları ruhani lideri Nafigullah Aşirov da açıklamasında, kararın "yüzde 100 siyasi sipariş üzerine" alındığını ileri sürerek, "Bu karar bekleniyordu. Eğer hakimler kendi kanaatlerine göre karar alabilselerdi bu kitaplar yasaklanmazdı. Çünkü bunun için hiçbir neden yok" dedi.

    Rus avukat Sergey Siçov da kararın açıklanmasından sonra, davayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) götüreceklerini söyledi.


    AZERBAYCAN'DAN FETHULLAH'A YASAK

    Azerbaycan devleti, Fethullah Gülen'in Samanyolu televizyonunu kapattı.

    Fethullah Gülen'e karşı Azerbaycan'da mücadele yürüten Yeni Çağ Gazetesi kurucusu ve başyazarı Akil Alesker, kararı doğru bulduklarını açıkladı.
    Alesker, Fethullah Gülen cemaatinin Azerbaycan'daki faaliyetlerini ilk kez Ulusal Kanal'dan açıklamıştı.

    Azerbaycan ulusal frekansı üzerinden yayın yapan Fethullah'ın Samanyolu televizyonu, 15 Eylül'de kapatıldı. Konuyla ilgili bilgi almak için Samanyolu televizyonunu aradık. Ancak yetkililerin yerine santral görevlisiyle görüşebildik. Görevli ilerleyen günlerde konuyla ilgili basın açıklaması yapılacağını söyledi.

    Azerbaycan İlahiyatçılar Birliği Başkanı ve Yeni Çağ gazetesi başyazarı Akil Alesker, kararı doğru bulduklarını ancak, bir süredir Samanyolu televizyonunun Hazer televizyonu olarak yayına devam edeceği yönünde duyumlar aldıklarını söyledi.

    Akil Alesker, Fethullah Gülen'in Azerbaycan'daki faaliyetlerini ilk kez Ulusal Kanal'dan açıklamıştı. Fethullah Gülen'in müslüman olamayacağını belirten Alesker, Amerika'nın Türkiye'deki en büyük ortağının Fethullah Gülen olduğunu söyledi.

    Alesker şöyle konuştu: "Kendisinin Hoşgörü ve Diyalog kitabına bakın. O kitabın siparişçisi kimdir? Ve aynı zamanda Fethullah Gülen'in Vatikan seferini organize eden grubun adı da Zaman gazetesinin yazdığı şekilde ADL, "yani Türkler soykırım yapmıştır" diyen Yahudi kuruluşu var. Diğer taraftan da Türk okulları adı altında Fethullah Gülen Azerbaycan'a geliyor. Fethullah Gülen'in okullarının mezunları Türk dilini o kadar iyi bilmiyor, İngilizce'yi biliyor. O zaman bu Türk okulu değil İngiliz okulu".

    Akil Alesker, Türk devleti eliyle Azerbaycan'a büyük paralar sokulduğunu ve Kafkas Medya Kurumu gibi medya kuruluşları vasıtasıyla da örgütlenmeye çalıştıklarını açıklamıştı.

    ALINTI:

    http://www.gizlibelge.com/rusyagulensokhaber.html
    Son düzenleme black belt; 15-09-2008, 19:12.

    Yorum Yap:


  • cunuyil
    cevapladı
    Konu: Almanya Deniz Feneri e.V. davası ve Türkiye'deki yansımaları

    Gomunizm'in kalıntısı Rusya'nın Fettullah GÜLEN Hoca efendiye çiçek atacak hali yoktu!!!

    Yorum Yap:


  • black belt
    cevapladı
    Konu: Almanya Deniz Feneri e.V. davası ve Türkiye'deki yansımaları

    RUSYA, FETHULLAH OKULLARINI KAPATIYOR

    RUSYA'NIN HEDEFİ: "İÇERİDEKİ BÜTÜN İSTİKRARSIZLIK UNSURLARINI TEMİZLEMEK"
    Rusya yönetimi, ülke içindeki Fethullah Gülen okullarını kapatmak için harekete geçti. Gülen'e bağlı çeşitli şirketleri yakın takip altına alan Rus yönetimi, okulları "Amerikan ve İngiliz casusu yetiştirme merkezi" olarak görüyor.

    Rusya yerel yöneticileri arasında bu okullarda okumuş bazı görevlilerin de işine son verilmesi için hazırlıklar yapılıyor.

    FİKRET AKFIRAT
    Rusya Federasyonu, Fethullah Gülen okullarını kapatıyor. Aydınlık'a ulaşan bilgiye göre, Rusya Federasyonu yönetimi Fethullah Gülen okullarını açan şirketleri yakın takibe aldı. Sözkonusu operasyonun, Fethullah tarikatının okullarına ve şirketlerine karşı zaman zaman yapılan soruşturmaların en kapsamlısı olacağı belirtiliyor.
    Öte yandan, Rusya Federasyonu yerel yöneticileri arasında bu okullarda okumuş bazı görevlilerin de işine son verilmesi için hazırlıklar yapıldığı bildiriliyor. Rus yetkililer, Fethullah Gülen okullarını açıkça "Amerikan ve İngiliz casusu yetiştirme merkezi" olarak tanımlıyorlar. Öte yandan, Türkiye kamuoyuna "modern okullar" olarak sunulan bu okullardan bazılarında ağırlıklı bir dinî eğitimin de verildiği kaydediliyor. Bir Bulgar yetkili, kendi ülkesinde çoğunlukla Müslüman Türk azınlığın yaşadığı bölgedeki Fethullah okullarını, "medrese" olarak niteliyor. Bulgar yetkili, "Bunlar dinî eğitim veriyorlar" diyor ve soruyor: "Acaba, El Kaide veya benzeri örgütlere bu okullardan eleman yetişme ihtimali var mı?"
    RUSYA'NIN YENİ GÜVENLİK DOKTRİNİ
    Rusya Devlet Başkanı Putin'in Temmuz ayı sonunda açıkladığı ülkesinin yeni güvenlik doktrininin en önemli yanı, "Rusya'nın içe kapanmak yerine dışa açılmayı benimseme" politikasıydı. Putin, bu politikayı hayata geçirmek için içeride de ciddi bir düzeltme hareketine gireceklerinin işaretini vermişti: "İçerideki bütün istikrarsızlık unsurları temizlenecek". Putin, göreve geldiği günden itibaren aşama aşama Rusya'da ağırlıklı olarak Amerikan sermayesiyle bütünleşmiş "Oligarklara" karşı yürütülen mücadeleyi sürdürme iradesini de aynı açıklamada ortaya koydu. Uzmanlar, Fethullah okullarıyla ilgili önlemin de bu politika doğrultusunda atılacak bir adım olduğunu vurguluyor. Birçok bölgede, yerel yöneticilerin çocuklarını İngilizce eğitim vermesi nedeniyle bu okullara gönderdiğine dikkat çekilerek, Fethullah Gülen okullarından yetişmiş ve bazı yerel devlet dairelerinde çalışan kadroların da önemli bir tehlike olarak görüldüğü belirtiliyor.
    NEZAVİSİMAYA: İKTİDAR ORGANLARINA SIZDILAR

    Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından başta Orta Asya Türk Cumhuriyetleri olmak üzere bütün eski Sovyet alanına yayılan Fethullah Gülen okullarına karşı geçmiş yıllarda da önemli operasyonlar yapıldı. Özbekistan'da Devlet Başkanı İslam Kerimov'a karşı yapılan darbe girişiminin ardından bu ülkedeki Fethullah okulları kapatılmıştı. Yine Temmuz 1999'da Türkiye'deki Fethullah Gülen'e karşı başlatılan operasyona paralel olarak Azerbaycan'daki Fethullah Gülen okulları soruşturulmuştu.
    Moskova'da yayımlanan Nezavisimaya gazetesi, Haziran 2000'de Fethullah Gülen'in Rusya'daki taraftarlarının iktidar organlarına sızdığını yazdı. Söz konusu okulların önce Rusya'nın Türkçe konuşan bölgelerinde kurulduğunu bildiren Nezavisimaya, Tataristan'da 8, Başkırdistan'da 4, Karaçay-Çerkez, Çuvaşya ve Yakut-Saha'da da birer okul bulunduğunu yazdı.
    Astrahan ve Dağıstan'da da lise ve kolejler bulunduğunu yazan Nezavisimaya, bu okulların Nurcular, Serhat, Toros, Palandöken, Feza ve Çağ Öğretim International gibi değişik adlardaki Türk şirketleri tarafından finanse edildiğini bildirdi.
    Gazetedeki yazıda, okullarda "radikal İslam ve tek İslam devleti kurulması propagandası" yapıldığı belirtilerek, bu kuruluşların denetlenmesini istendi.
    FSB: CASUSLUK YAPIYORLAR
    Rusya İç Güvenlik Örgütü FSB Başkanı Nikolay Patruşev, 17 Aralık 2002'de Türk basınında yer alan açıklamasında, gerçekleştirdikleri en başarılı etkinlikler arasında Türk casusların deşifre edilmesini de saydı. FSB Başkanı 2002 yılı etkinlik raporunda Fethullah Gülen okullarında çalışan öğretmenlerin casusluk faaliyetlerinin deşifre edildiğini belirtti. FSB Başkanı, açıklamasında, okulların sahibi konumundaki Tolerans, Serhat ve Ufuk vakıflarının isimlerini verdi. Rusya'nın Başkırdistan Özerk Cumhuriyeti'nde Fethullah Gülen okullarındaki 10 öğretmen Haziran 2003'te sınırdışı edildi. Ayrıca Başkırdistan Milli Eğitim Bakanlığı'nın sınırdışı edilen öğretmenlerin görev yaptığı okulu kuran 'Serhat' vakfı ile tüm anlaşmalarını iptal ettiği de belirtildi. Bu olaydan sonra, Buryatya Cumhuriyeti'nde de, Fetullah Gülen okulu hakkında soruşturma başlatıldı.
    Milliyet gazetesi Moskova muhabiri Cenk Başlamış, 7 Eylül 2003 tarihli haberinde, Rusya'da Fethullah Gülen okullarının temsilcisi konumundaki Tolerans Vakfı Başkanı Mustafa Kemal Şirin'in sınırdışı edildiğini duyurdu. Haber şöyle: "Şirin, hafta içinde Rus havayolları Aeroflot'a ait bir uçakla geldiği Şeremetyova - 2 Havaalanı'ndan giriş yapmak istedi, ancak pasaport kontrolü sırasında 'Rusya'ya girişi yasak olduğu' gerekçesiyle ül***e girişine izin verilmedi. Yasaları çiğnediği gerekçesiyle Rusya'ya girişi 5 yıl yasaklanan Şirin, geceyi havaalanında geçirip, ertesi gün Türkiye'ye gönderildi. Tolerans Vakfı Başkanı Şirin, Rusya'nın Türk okullarıyla bağlantılı olarak şimdiye kadar sınırdışı ettiği en üst düzeydeki temsilci."
    Yine aynı haberde Rusya Federal Güvenlik Servisi FSB'nin Başkanı Nikolay Patruşev'in yaptığı açıklamanın ardından, Rusya Eğitim Bakanlığı'nın Fethullah Gülen okullarına karşı kapsamlı bir soruşturma başlattığı belirtiliyor. Bu çerçevede Rusya'nın değişik bölgelerinde 10'a yakın okul kapatılırken, 50'den fazla Türk vatandaşı sınırdışı edildi.


    Kaynak : A Y D I N L I K

    Editörün notu: Bir makalenin yayınlanması, alıntı yapılan yazıdaki bütün görüşlere sempati duyulduğu ya da benimsendiği anlamına gelmemektedir. Sitemizin bir amacı da misyonerlik ve diyalog ile ilgili bir kaynak site oluşturabilmektir. Bu sebeple değişik yazarların yazılarına yer verilebilir. Yayınlarımız takip edilirken bu noktanın hatırda tutulması faydalı olacaktır.

    ALINTI:
    http://www.diyalogmasali.com/modules...rticle&sid=175
    Son düzenleme black belt; 15-09-2008, 19:34.

    Yorum Yap:


  • black belt
    cevapladı
    Konu: Almanya Deniz Feneri e.V. davası ve Türkiye'deki yansımaları

    ALINTI:


    THE JEWISH AND MUSLIM QUESTIONS IN PUTIN?S RUSSIA

    THE JEWISH AND MUSLIM QUESTIONS IN PUTIN’S RUSSIA



    By Dmitry Shlapentokh (06/11/2008 issue of the CACI Analyst)




    IMPLICATIONS: While the Putin/Medvedev regime increasingly demonstrates a benevolent approach to Russian Jews, the situation is quite different concerning Russian Muslims. It is true that officials continue to be rather charitable to Ramzan Kadyrov, a Russian viceroy of a sort in Chechnya, who recently met with newly elected Russian president Dmitry Medvedev. Still, this benevolent approach to Kadyrov and, implicitly, the Chechens, is an exception, in turn caused by the fear of a new wave of violence in Chechnya and the spread of jihadism from Chechnya and the North Caucasus. At the same time, in places where the authorities are not afraid of a violent reaction, they steadily increase their pressure on the Muslim population. Continuous arrests of Muslims accused of memberships in what Russian authorities regard as extremist organizations, such as Hizb ut-Tahrir, have taken place. The authorities continue to update the list of literature that is defined as extremist, the possession of which is considered a serious crime. The vast majority of books listed deal with Islam. Russian authorities continue to persecute even the readers of Said Nursi, the Turkish theologist whose writing is a reaction to what he regarded as the anti-Islamic policies of Kemal Ataturk, the founder of modern Turk.ey. Even Turkish authorities have not regarded Nursi’s work as subversive. Nursi’s followers, the Fethullah Gülen movement, were recently banned from Russia.
    Even the most moderate Muslim politicians or intellectuals whom Moscow could suspect of being troublemakers can expect rough treatment. This was the case with Rafael Khakimov, a prominent Tatar intellectual and long-time advisor to Tatarstan’s president Mintimer Shamiev. Khakimov is a proponent of Euro­-Islam, the theory that regards Islam as a legitimate part of European culture whose values are seen as quite similar to those of the modern West. Khakimov also supported a confederation with Russia for Tatarstan, or at least, the broadest autonomy inside the Russian Federation. His removal was seen by some Russian observers as the “end of an epoch” and a continuous relentless drive to strengthen “the verticals of power,” i.e., the growth of centralization and the corresponding increase in power of Russian nationalism, some of whose representatives, possibly for the first time in Russian history, see Muslims as more of a threat for Russians than Jews.
    Son düzenleme black belt; 15-09-2008, 18:57.

    Yorum Yap:


  • black belt
    cevapladı
    Konu: Almanya Deniz Feneri e.V. davası ve Türkiye'deki yansımaları

    olay küreseldir... küresel mercek altındadır...

    Rusya Devlet Başkanı Putin saf köylü müdür ki ? vatanını korumasın ?

    Not:Olay tarihlerinde Putin, Rusya Devlet Başkanı idi...

    yerin kulağı, göklerin gözü vardır....
    Türk Atasözleri...
    Son düzenleme black belt; 15-09-2008, 18:49.

    Yorum Yap:


  • black belt
    cevapladı
    Konu: Almanya Deniz Feneri e.V. davası ve Türkiye'deki yansımaları

    ALINTI:


    http://istanbul.indymedia.org/news/2008/03/234390.php

    Fethullah Her Yerde......
    gönderen: dersimli Wednesday, Mar. 12, 2008 at 1:10 PM
    Pensilvanya' da "Altın Nesil" villalarında müritleriyle yaşayan Fethullah, BOP'un Türkiye ayağında önemli bir görev üstlendi; AKP 'nin Güneydoğu 'da güçlenmesi için yoğun çaba harcadı, Kurban Bayramı'nda Fethullahçılar Diyarbakır 'dan Siirt 'e dek kapı kapı dolaşıp gıda paketi dağıttı ... Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB) Fethullahçı okulların "aşırı dinci" eğitim verdiklerini, CIA 'yla işbirliği içinde olduklarını açıkladı.
    12 Mart 2008
    Fethullah Her Yerde...

    HİKMET ÇETİNKAYA

    Fethullah Gülen , Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök 'e mektup yazıp, The Economist dergisinde çıkan değerlendirme yazısına değinerek şöyle demiş:

    "Bana peygamber demişler hâşâ!"

    ABD 'nin Büyük Ortadoğu Projesi' nin bir ayağında olan Fethullah Gülen on yıldır ABD 'de yaşıyor...

    90 ülkede 500 okul...

    Irak 'ın kuzeyinde okullar, bir hastane ve üniversite kurma hazırlığı...

    Pensilvanya' da "Altın Nesil" villalarında müritleriyle yaşayan Fethullah, BOP'un Türkiye ayağında önemli bir görev üstlendi; AKP 'nin Güneydoğu 'da güçlenmesi için yoğun çaba harcadı, Kurban Bayramı'nda Fethullahçılar Diyarbakır 'dan Siirt 'e dek kapı kapı dolaşıp gıda paketi dağıttı ...

    Fethullahçıların ünlü "Abant Plaftormu" bu kez 28-29 Mart 'ta Diyarbakır 'da yapılacak...

    Fethullahçılar, İlhan Selçuk'un deyişiyle, artık küresel bir güce dönüştü...

    Şaka değil, 7-8 milyar doları bulan sermaye onların yönetiminde bugün...

    Serdar Akinan , Akşam gazetesindeki köşesinde bir soru yöneltmişti Fethullah'a:

    "Fethullah Gülen, eli kanlı katil Dick Cheney ' ye adam yolladı mı, yollamadı mı?"

    Turkish Cultural Center Başkanı Recep Özkan, Dick Cheney ' nin özel danışmanı Christopher Haave 'yle New York 'ta (ocak ayının son haftası) baş başa bir görüşme yapmıştı...

    Sky TV 'nin Genel Yayın Yönetmeni olan Akinan'a Fethullahçılar dört koldan saldırıp hakaret etmeye başladılar:

    "Gazeteci değil, kendi nefsinin ajanı!"

    ***

    Bazı okurlar sordular:

    "Fethullahçı okullar Rusya 'da niçin kapatılıyor?"

    Fethullahçıların Rusya'da Serhat, Eflak, Toros, Tolerans ve Ufuk gibi dernekleri bulunuyor...

    Görevini Medvedev 'e devretmeye hazırlanan Rusya Devlet Başkanı Putin , Fethullahçı derneklerin CIA 'yla işbirliği yapıp birlikte istihbarat çalışmalarında bulunduklarını açıkladı birkaç kez...

    Okullar, adlarını saydığım dernekler ya da vakıfların...

    Saha-Yakut, Buryatya, Başkurdistan, Dağıstan, Karaçay-Çerkesk , Tuva ve Hakasya gibi büyük bölümü Türk asıllı ve Müslümanların oluşturduğu Rusya'ya bağlı özerk cumhuriyetlerde de Fethullahçı okullar kapatıldı...

    Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB) Fethullahçı okulların "aşırı dinci" eğitim verdiklerini, CIA 'yla işbirliği içinde olduklarını açıkladı.

    FSB Başkanı Nikolay Putruşev, 1990'lı yılların başlarında kurulan Fethullahçı okulların Moskova 'dan Kafkasya ve Sibirya 'ya dek geniş bölgede eğitim verdiğini belirtip şu açıklamayı yaptı:

    "Şu anda Moskova' da bir, St. Petersburg 'da iki Türk okulu var. Bunlar çok sıkı denetleniyor. Sibirya Yakut-Saha Cumhuriyeti' nde eğitim veren okul yönetimi Fethullahçılardan alındı. "

    Rusya her fırsatta Fethullah Gülen'den duyduğu rahatsızlığı Türkiye'ye iletiyor...

    Vladimir Putin, Türkmenistan ve Özbekistan 'da yapılan askeri darbe girişimlerinde ve birçok ülkedeki iç karışıklıklarda Fethullah Gülen'in parmağı olduğunu öne sürüyor...

    Moskova, Fethullah Gülen'in müritlerini 2000 yılından beri yakından izliyor...

    ***

    Fethullahçılar eski Marksist döneklerle, liboşlarla, faşistlerle el eledir ...

    Fethullah Gülen Türkiye'ye döner mi?

    Henüz çok erken!..

    Biraz bekler, gelişmeleri izler!..

    Türkiye'de 2 bin 500 dershanenin 2 bini Fethullahçıların elinde, 1500'e yakın özel okulun üçte ikisi Fethullahçıların yönetiminde...

    Devletin duyarlı kurum ve kuruluşlarında Fethullahçılar bulunmuyor mu?

    ABD emperyalizminin buyruğunda olan Fethullahçılar bugün her yerde soluk alıp veriyorlar...

    Washington 'dan Ankara 'ya; Londra' dan Moskova' ya dek içeride ve dışarıda ABD'nin buyruğunu yerine getiriyorlar...

    Fethullah peygamber değil , hâşâ!..

    BOP 'un Türkiye ayağı, ABD emperyalizminin İslamcı kanadı!..

    Ne dersiniz?
    Son düzenleme black belt; 15-09-2008, 18:46.

    Yorum Yap:


  • ATmaCA_53
    cevapladı
    Konu: Almanya Deniz Feneri e.V. davası ve Türkiye'deki yansımaları

    Hakim Hürriyet'in haberini reddetti

    Almanya'daki Deniz Feneri davasında mehkeme heyeti mali komiser Böhm'ü dinledi. Böhm, Hürriyet'in haberini delil gösterince fırçayı yedi.

    Almanya'daki Deniz Feneri derneğinde yapılan yolsuzluk iddialarıyla ilgili davanın duruşmalarına bugün devam edildi. Hakim Müller duruşmanın başında bu davayla ilgili Türkiye'den ve Almanya'da herhangi bir kimse ya da kuruluştan baskı görmediklerini ifade ederek, "Burası Almanya. Burada yargı bağımsızdır. Türkiye'yi bilmem. Bize herhangi bir kimse ya da kuruluş baskı yapmadı ve yapamaz da" diye konuştu.
    Yerel saat ile 10.00'da başlayan davada hakim Johann Müller başkanlığındaki mehkeme heyeti mali komiser Alexander Böhm'ü dinledi.
    Böhm Hürriyet gazetesinde yer alan Süleymaniye mahallesi muhtarının "Biz kimseden yardım almadık" ifadesini mahkeme heyetine göstererek, sanıkların yardım derneği olarak kurulan Deniz Feneri Derneğinde yardım dışında her türlü siyasi ve ticari faaliyet yürüttüklerini söyledi.
    Mahkeme başkanı Müller ise gazete haberleri ile bu davanın yürümeyeceğini ifade ederek Böhm'ün daha gerçekçi delilleri anlatmasını istedi.
    Böhm yapılan incelemelerde Türkiye'de herhangi bir parti, başbakan ya da başbakanlığa para gönderildiğine dair bir belge ya da bulguya rastlamadıklarını kaydetti.
    Böhm buna karşın derneğin muhasebe işlerinden sorumlu Firdevsi Ermiş'in bilgisayarında Mehmet Gürhan'ın Türkiye'de başbakanlığa teslim edilmek üzere ibaresi yer alan bir imzasız bir belgesini bulduklarını ve üzerinde miktar yazmadığını belirterek, "Bu belge Türkçe hazırlanmış ve üzerinde başbakanlığa verilmek üzere teslim alan Mehmet Gürhan teslim eden ise Firdevsi Ermiş ibaresi var. Ancak bu para ne başbakanlığa ne de başka bir yere gitmiş. Herhangi bir resmi ya da gayrı resmi bir evrak yok. Tercümede başbakanlık yerine başbakan yazılmış. Tercüme hatasının neden kaynaklandığını ben bilemiyorum. Ancak bu miktarı belli olmayan paranın Tsunamide zarar görenler için Endenozya'ya gönderildiğini Ermiş'in ifadelerinden anladık" dedi.
    Bu ifadeye karşın sanık avukatları söz alarak başbakan ile başbakanlığın farklı olduğunu belirterek tercüme hatasının neden kaynaklandığını sordular. Komiser Böhm ise tercümenin Mehmet Taşkan tarafından yapıldığını ve neden başbakanlık yerine başbakan yazdığını anlayamadığını ifade etti.
    Mahkeme Başkanı Müller "Bizim için tercümenin farkı olmayabilir ama Türkiye için çok önemli. Başbakan ya da başbakanlık ifadesi" dedi. Müller salonda bulunan tercümana başbakan ve başbakanlıkın tercümesini sordu. Tercüman da tercümeyi doğru şekilde mahkeme heyetine söyledi.
    Böhm, sanık Firdevsi Ermiş'in bu evrakın sadece bir form olduğunu ve her zaman değiştirebileceğini anlattığını belirtti ve Ermiş'in "Almancam iyi olmadığından Mehmet Taşkan'a Almancasını yazdırdım. Bu "alındı" belgesinin tercümesini Mehmet Taşkan yaptı. Miktar belli değildi" şeklindeki ifadesini okudu.
    Böhm şöyle devam etti: "Gayrı resmi muhasebede "teslimat ZK" ibaresini bulduk. Ermiş'e paranın nereye gittiğini sorduk o da "Paranın Zekeriya Karaman'a ödendiği görülüyor ancak Tsunamiden zarar görenlere gittiğini biliyoruz" dedi."
    -"ZAHİT AKMAN KURYE MİYDİ, BİLMİYORUZ"
    Komiser Alexander Böhm yaşanan para trafiğini anlatarak Firdevsi Ermiş'in ifadesinde, "RTÜK Başkanı Zahid Akman ve Kanal 7 yöneticisi olan Zekeriya Karaman'a yıllar içinde 639 bin Avro para gönderildiğini söylediğini" belirtti. Ancak bu paraların kaydını gösterir kesin bir belge olmadığını bildirdi. Belgelerde sadece ZA'dan ZK'ya yapılan ödemeler olduğunu bildiklerini kaydetti, "Ermiş'in ifadesine göre ZA'nın Zahid Akman ZK'nın da Zekeriya Karaman olduğunu düşünüyoruz" diye konuştu.
    Böhm, Akman'ın 2003-2005 arasında Almanya'da ikamet gösterdiğini ve Mehmet Gürhan ile ticari ilişki içinde olduğunu belirterek, "Kendisinin dernekle bir ilişkisi yoktu. Herhangi bir sorumluluk yüklenmemişti. Akman'ın kuryelik yapıp yapmadığı belli değil. Bunu bilmiyoruz" dedi.
    Böhm, Zekeriya Karaman'ın Türkiye'de siyasete etki yapan İskender Paşa dergahı müritlerinden ve eski başbakanlardan Necmettin Erbakan'ın güvendiği bir milletvekili olduğunu ve kendisine 4,5 milyon Avro para gönderildiğini gayrı resmi muhasebeden anladıklarını kaydetti.
    Sanık avukatı burada araya girerek ifadelerin yanlış olduğunu ve Karaman'ın hiç bir zaman milletvekili olmadığını sadece parti üyesi olduğunu hatırlatarak Böhm'ün internet üzerinden yaptığı araştırmaların gerçekçi bir araştırma olmadığını ifade ettiler.
    Böhm daha sonra Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Mehmet Gürhan'ın çektirdiği fotoğrafı ve Zekeriya Karaman'ın oğlu Habib'in düğün görüntülerini sundu. Böhm fotoğrafı Gürhan'ın odasında bulduklarını ve düğünü ise Zekeriya Karaman'ın siyasilerle olan ilişkisine atıfta bulunmak için gösterdiğini kaydetti.
    Mahkeme başkanı Müller ise kişilerin özel hayatının bu davayla ilişkilendirilmemesini isteyerek Böhm'den düğün görüntülerini bırakmasını istedi.
    Sanık avukatları da burada söz alarak, 2002'de çekilen fotoğrafta Recep Tayyip Erdoğan'ın başbakan olmadığını ve Hürriyet Avrupa tesislerinin açılışı için Almanya'da bulunduğunu belirterek, "Normal zamanda yapılan bir açılış için Almanya'ya gelen bir kişinin Kanal 7 televizyonunu ziyeret etmesi gayet normal. Böhm de bunun normal bir ziyaret olduğunu kabul ediyor" dediler.
    Alexander Böhm, Mehmet Gürhan'ın Milli Görüş üyesi bir kişi olduğunu, çalışmalarında bu ideolojiyi yaymak için çalıştığını ifade ederek, "KRV eyaleti Anayasayı Koruma Teşkilatının yazdığı mektupta kendisine bunlar soruldu. Kendisi de bunu bir ölçüde kabul eden bir mektubu oraya yollamış" dedi.
    Sanıklar Mehmet Gürhan, Mehmet Taşkan ve Firdevsi Ermiş mahkeme salonuna elleri kelepçeli getirildi.
    Davayı CHP Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu ve çok sayıda gazeteci izliyor.
    AA

    Yorum Yap:


  • ATmaCA_53
    cevapladı
    Konu: Almanya Deniz Feneri e.V. davası ve Türkiye'deki yansımaları

    Hürriyet'e yargıdan Akman tokatı

    RTÜK Başkanı Zahit Akman, aleyhinde haber yapan fakat gönderdiği açıklamaları yayınlamayan Hürriyet'e tekzibi mahkeme kararı ile aldırdı.

    Radyo ve Televizyon Üst Kurulu Başkanı Dr. A. Zahid Akman, Almanya'daki Deniz Feneri Derneği davasıyla ilgili olarak hakkında asılsız iddialar ortaya atan ve gönderdiği açıklamaları yayımlamayan Hürriyet Gazetesine karşı açtığı tekzip davasını kazandı.
    Hürriyet Gazetesi, 3 Eylül 2008 tarihli nüshasının 1. sayfasında "Weiss Holding'den Beyaz Holding'e" ve 18. sayfasında "Deniz Feneri Paraları Böyle Beyazlatmış" başlıklarıyla haber yaptı. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu Başkanı Dr. A. Zahid Akman'ın kamuoyundaki onur ve saygınlığım sarsmaya yönelik tamamen gerçek dışı iddia ve değerlendirmeler bu haberde bilgi olarak yayınlandı. Akman'ın kişilik haklarına, mesleki itibar vc saygınlığına yönelik ağır, haksız ve hukuka aykırı saldırıda bulunuldu. Basın özgürlüğünden dem vuran Hürriyet, buna karşılık, Akman'ın gönderdiği cevap ve düzeltme metnini yayımlamadı.
    Bunun üzerine Ankara 12. Sulh Ceza Mahkemesi 5187 sayılı Basın Kanununun 14. maddesi gereğince Dr. A. Zahid Akman'm cevap ve düzeltme hakkı tanınması talebinin kabulüne karar verdi.
    TEKZİP METNİ
    Hürriyet Gazetesi'nin 03.09.2008 tarihli nüshasının 1. ve 18. sayfasında yayınlanmış olan haberin içeriğinde müvekkilimin Almanya'da devam eden davada sanık olarak yargılanan kişilerin iftiralarına dayanılarak kuryelik yaptığı ve kendisine para ödendiği iddia edilmiştir. Müvekkilim Almanya'daki bu davanın sanığı değildir. Ve ne Türk ne de Alman makamlarınca hakkında yapılan bir soruşturma yoktur.

    Yurt dışında yargılanmakta olan bir sanığın iftiralarını gerçekmiş gibi manşetlere taşımak yayıncılık etiği ile bağdaşmamaktadır. Nitekim daha önce bu iddialarla ilgili bir çok tekzip kararı alındığı tarafınızca da bilinmekteyken kasten müvekkilime kararlamaya yönelik yayınlara devam edilmesi sadece çamur at izi kalır anlayışı ile açıklanabilir.
    Bu yayınlarda müvekkilimi kamuoyu önünde küçük düşürmeye, aşağılamaya, karalamaya, onur ve saygınlığının sarsmaya yönelik bir amaçla iftira boyutunda tamamen gerçek dışı iddia ve değerlendirmeler yapılmış, kişilik haklarına, mesleki itibar ve saygınlığına yönelik ağır, haksız ve hukuka aykırı saldırılarda bulunulmuştur.

    Birçok mahkeme kararı ile gerçeğe aykırı olduğu ispatlanmış olan tüm bu iddia ve iftiralar haber konusu yapılmıştır.
    Görevi gereği sürekli kamuoyunun gözü önünde bulunan müvekkil hakkında sanki yasal olmayan ilişkilerin içindeymiş gibi hiçbir somut delile dayanmaksızın gerçeğe aykırı İddialarla ve İftiralarla karalayıcı yayın yapılması ahlaki olmadığı gibi hukuki de değildir.

    Haber konusu yapılan iddialara ilişkin olarak; daha önce yapılan tüm yayınlar tekzip edilmiş ve kamuoyu bu konuda

    Ankara 5. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 11.05.2007 Tarihli 2007/702 Müteferrik Sayılı,
    Ankara 9. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 11.07.2007 Tarihli 2007/894 Müteferrik Sayılı,
    Ankara 10, Sulh Ceza Mahkemesi'nin 10.08.2007 Tarihli 2007/875 Müteferrik Sayılı,
    Ankara 12. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 21.05.2007 Tarihli 2007/531 Müteferrik Sayılı,
    Ankara 5. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 25.03.2008 Tarihli 2008/358 Müteferrik Sayılı,
    Ankara 4. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 13.03.2008 Tarihli 2008/406 Müteferrik Sayılı,
    Ankara 9. Sulh Ceza Maiıkemesi'nin 10.08.2007 Tarihli 2007/1036 Müteferrik Sayılı tekzip kararlan ile bilgilendirilmiştir.

    Tüm bu iddiaları mesnetsiz ve gerçeğe aykırı olduğu yukarıda belirttiğimiz mahkeme kararlan tespit edilmişken; ve bu husus gazeteniz tarafından da biliniyorken gerçeğe aykırı bu iddiaların tekrar haber konusu yapılmasının kötü niyetli ve müvekkili kamuoyunda karalamaya yönelik olduğu açıktır.

    Gerçeğe aykırı bu iddia ve beyanlar aynı zamanda Türk Ceza Kanunun 267. maddesi ve sair hükümleri gereği suç oluşturmaktadır. Müvekkil hakkında kamuoyunda yanlış bir kanaat oluşmasını sağlayacak şekilde kullanılan ve kullanılacak olan iddia ve beyanlara karşı hukuki ve cezai müeyyidelerin uygulanması için yasal yollara başvuracağız. Gerçekleri kamuoyuna bir kez daha saygıyla bildiririz.

    Haber 7

    Yorum Yap:


  • ATmaCA_53
    cevapladı
    Konu: Almanya Deniz Feneri e.V. davası ve Türkiye'deki yansımaları

    Originally posted by zigana
    sahi fethullah hocamız yaşamak için neden amerikayı secti.şu müslüman irak'ta afganistan'da binlerce müslümana acımadan zülüm eden cocukları babasız,kadınları dul erkekleri sakat bırakan zalım amerika acaba müslümanlara dost mu diye icimden garip fikirler gecmiyor değil.
    ne yani amerikada yaşıyanlar müslüman olmuyorlarmı...

    Yorum Yap:


  • ATmaCA_53
    cevapladı
    Konu: Almanya Deniz Feneri e.V. davası ve Türkiye'deki yansımaları

    Originally posted by anterior
    Şimdi bir üye çıkıp da; "Baykal'ıma laf yok, höyttttttt" derse ne dersiniz?
    varsa öyle biri desin kızmam... :D :D

    Yorum Yap:


  • Kadim
    cevapladı
    Konu: Almanya Deniz Feneri e.V. davası ve Türkiye'deki yansımaları

    'Zahid Akman paraları arabasıyla taşıdı'

    15 Eylül 2008


    .hurriyet2008-detailbox-newslink { font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size:13px; font-weight:bold; text-decoration:none; color:#000000;} .hurriyet2008-detailbox-newslink:hover { font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size:13px; font-weight:bold; text-decoration:underline; color:#990000;} Deniz Feneri duruşmasında mahkeme başkanı ‘Hiç kimse bana baskı yapmadı ve hiçbir siyasiyle de konuşmadım’ dedi. Böhme, RTÜK Başkanı Akman’ı kuryelikle ve elden para almakla suçladı. Erdoğan-Gürhan fotoğrafının ise Kanal 7 binasında çekildiği belgelendi.

    Almanya’da Deniz Feneri Derneği’nin 3 yöneticisinin dolandırıcılık suçlamasıyla yargılandığı davanın 5. duruşması bugün Frankfurt’ta görülüyor. NTV’den Ahmet Ergen’in bildirdiğine göre, beklenildiği gibi 5. duruşmada önemli açıklamalar yapıldı.

    NTV'nin haberine göre; Duruşma mahkeme başkanının ilginç bir açıklamasıyla başladı. Mahkeme Başkanı Joachim Müller, Türk basınında yer alan bazı haberlere atıfta bulunarak kendilerine yönelik bir siyasi baskı yapıldığına dair ifadeleri hatırlattı ve “Açık yüreklilikle söylüyorum ki hiç kimse bana baskı yapmadı ve hiçbir siyasi isimle de konuşmadım” dedi. Müller, gülümseyerek bir atasözü kullandı, Almanca’da kullanılan bir deyime gönderme yaparak ‘Almanya’da saatler farklı işler’ diye konuştu ve bunun ardından da kesinlikle bağımsız bir yapıları olduğunu ifade etti.

    AKMAN’A KURYELİK SUÇLAMASI
    Mahkemeye uzun bir sunuş yapan soruştumayı yürüten polis müdürü Alexander Böhme, iddianamede yer alan iddialara da atıfta bulundu. Bütün isimler için ayrı ayrı açıklama yapan Böhme’nin sözünü ettiği isimler arasında RTÜK Başkanı Zahid Akman da vardı. Böhme, birçok yerde Zahid Akman’ın ismini geçirdi ve ayrı bir bölüm açarak Akman’ı bir anlamda kuryelik yapmakla suçladı. Ulaştığı belgeler ve tanıkların ifadelerinden yola çıkarak Zahid Akman’ın Zekeriya Karaman’la birlikte birçok kez Almanya’ya gelerek elden para teslim aldığını ve bunları zaman zaman kendi otomobillerini de kullanarak transfer ettiğini ifade etti.

    KİLİT İSİM GÜRHAN

    Böhme, davanın kilit ismi olarak gösterilen ve şimdiye kadar hiç konuşmayan Deniz Feneri Derneği’nin eski başkanı Mehmet Gürhan’ın bütün organizasyonun başındaki kilit isim olarak gösterdi. Böhme, Gürhan’ın başkanlıktan ayrıldıktan sonra da dönemin başkanı Mehmet Taşkan üzerinden para transferi yaptığına yönelik belgelere ulaştıklarını belirtti. Böhme, yaklaşık 9 milyon Euro’luk bir rakamın Gürhan adına aktarıldığını ifade etti.

    Böhme inanç ve siyaset ilişkilerine dair bazı belgeleri de mahkemeye sundu. Belgeler arasında Milli Görüş’e atıfta bulunan ifadeleri çekti. Birkaç yerde Ak Parti’nin ismi de geçti ancak doğrudan herhangi bir ilişkide bulunmadan Milli Görüş’ün aslın da AKP’nin de görüşlerini temel teşkil eden açıklamalar yaptı.

    FOTOÐRAF KANAL 7’DE ÇEKİLMİŞ

    Böhme, Başbakan Erdoğan ve Mehmet Gürhan’ın birlikte çekilen fotoğrafını da mahkemeye sundu. Gürhan’ın avukatı söz alarak fotoğrafın çekildiği dönemde Erdoğan’ın Başbakan olmadığını ve fotoğrafın Doğan Holding’in Almanya’da yaptığı açılışta çekildiğini söyledi ve ‘Fotoğrafı çeken arkadaş burada’ dedi. Bunun üzerine mahkeme başkanı Müller, fotoğrafın Gürhan’ın Kanal 7’deki ofisinde çekildiğinin tespit edildiğini ve bunu ispatlayan belgeleri olduğunu söyledi.

    Böhme, Başbakan Erdoğan ve Zekeriya Karaman’ın akrabalık derecesinde yakın olduğu yönünde bazı bilgileri de mahkemeye iletti.

    Böhme’nin duruşmanın ilerleyen saatlerinde Deniz Feneri Derneği’nde bağış olarak toplanan milyonlarca Euro’nun Türkiye’de elden verildiği isimleri açıklayabileceği belirtiliyor.

    Yarınki duruşmadaysa sanık avukatları söz alacak. Türkiye’den muhalefet partileri de davayla ilgili gelişmeleri yakından takip ediyor. CHP milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu ile DSP milletvekili Harun Öztürk, davayı izlemek üzere Frankfurt’ta bulunuyor.

    Yorum Yap:


  • ali_ekber
    cevapladı
    Konu: Almanya Deniz Feneri e.V. davası ve Türkiye'deki yansımaları

    AK FENER KARA FENER BU HAFTA BELLİ OLACAK

    Resmi büyütmek için tıklayın

    Frankfurt'ta Görülen, Bağış Olarak Toplanan Milyonlarca Euro'nun, Yasadışı Yollardan Türkiye'ye Gönderilmesi Suçlamasını Kapsayan Deniz Feneri E.v.'deki Yolsuzluk Davasında Sona Gelindi.

    Frankfurt Eyalet Mahkemesi’nde görülen, bağış olarak toplanan milyonlarca Euro’nun, yasadışı yollardan Türkiye’ye gönderilmesi suçlamasını kapsayan Deniz Feneri e.V.’deki yolsuzluk davasında sona gelindi. Bugün, Mali Polis Başkomiseri’nin vereceği sunumla devam edilecek davanın, sürpriz bir gelişme olmazsa bu hafta içinde sonuçlanması ve gerekçeli kararın açıklanması bekleniyor.
    ALMANYA’daki Deniz Feneri e.V. davasına bugün devam edilecek. Frankfurt Eyalet Mahkemesi’nde sabah başlayacak olan davanın beşinci oturumunda, tüm gözler Deniz Feneri e.V.’nin para trafiği ile ilgili ayrıntılı sunum yapan Mali Polis Başkomiseri Alexander Böhm’de olacak. Kanal 7 Avrupa Genel Müdürü Mehmet Gürhan, Deniz Feneri e.V. Başkanı Mehmet Taşkan ve muhasebeci Firdevsi Ermiş’in, başta Almanya olmak üzere Avrupa’daki Türkler’den topladıkları sözde yardım paralarını yasal olmayan yollardan Türkiye’ye transfer etmekle suçlandığı davanın, olağanüstü bir gelişme olmadığı takdirde bu hafta içinde sonuçlanması bekleniyor.

    Başkomiser ne anlatacak
    Mahkeme heyeti başkanı Hakim Jürgen Müller’in, bugün tarafları dinledikten sonra, yarın alınacak kararla ilgili gerekçeyi şekillendirmesi ve çarşamba günü de kararı açıklaması öngörülüyor. Bugünkü oturumunda, Deniz Feneri e.V soruşturmasını yürüten Başkomiser Böhm, para trafiğiyle ilgili mahkeme heyetine ayrıntılı sunumuna devam edecek. Böhm’ün sunumunda en çok, davayla ilgili Türkiye’den siyasi bir baskı olduğuna dair ortaya atılan iddialarla ilgili neler söyleyeceği merak ediliyor.
    Türk medyası izleyecek
    Mehmet Gürhan’ın Türk avukatı Ünal Kaymakçı, geçen hafta kendisini bürosunda ziyaret eden Hürriyet muhabirine, siyasi baskı iddialarına karşılık Gürhan’ın diğer avukatı Jörg Haseneier ile birlikte mahkemede söz alacaklarını söylemişti. Davayı geçen hafta olduğu gibi Türk medyasından çok sayıda gazeteci izleyecek. CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP MYK üyesi Ali Kılıç’ın da davayı izlemek için ikinci kez Frankfurt’a gelmeleri bekleniyor.

    Kaynak: HABER: Ak Fener Kara Fener Bu Hafta Belli Olacak haberi

    Yorum Yap:


  • black belt
    cevapladı
    Konu: Almanya Deniz Feneri e.V. davası ve Türkiye'deki yansımaları

    Güzel ve zevkli sohbete katkıda bulunan herkese teşekkürler..

    iyi geceler...

    Yorum Yap:


  • Kadim
    cevapladı
    Konu: Almanya Deniz Feneri e.V. davası ve Türkiye'deki yansımaları

    patron dediğimiz zaten odur budur değildir. Mülkün sahibi benim istediğime istediğim kadar veririm diyebilecek kadar nimete nankör herkestir. İster Bush olsun ister Rokifelır. Benim benimsediğim tek ölçü var bu ölçü de şudur. Allah rızkı herkese eşit(ihtiyacınca) ve adil verir, ancak bunu direkt değil başkalarının vesilesiyle verir. Vesile olan kişi mülkün sahibi benim derse o zaman büyük sorun. Hak hukuk insanların kendi güzel düşünceleriyle de nefsi düşünceleriyle de oluşturulabilir. Ancak gayb(idealite), ilme dayalı bilgelik, erdemli insanlık her zaman kanunun da insan tabanlı hukukun da çok üstündedir. Çünkü idealite en güzeli hedef alır. İşte o en güzele de göklerden ulaşılır. İstikbal bu nedenle göklerdedir.

    Gayb(idealite) ancak hak ölçüyle yürüyen erdemli insanların nasiplendirileceği bir kaynaktır. İşte ademiyet budur.
    Son düzenleme Kadim; 14-09-2008, 00:15.

    Yorum Yap:


  • black belt
    cevapladı
    Konu: Almanya Deniz Feneri e.V. davası ve Türkiye'deki yansımaları

    Originally posted by Kadim
    Ana arterler kurtarıldığında, kılcallara da kan gider. Bu şu demektir. Sosyal adalet devletinde hiç bir kız*oğul kimsenin eline avucuna bakmaz. Eline bakılan halkın kendisi ve temsilcisi olan devlettir demektir. Devletin sahip olması gereken rolü zengin tekellere aktarır halkın vicdanı yerine o zengin tekellerin sahiplerinin vicdanına bırakırsanız işte o zaman kızının*oğlunuz başkasının eline bakıyor demektir. Ülkenin durumu da zaten budur. Ülke patronların kıt vicdanlarıyla güdülüyor resmen.
    o eskidendi... çok üzgünüm...patron bile kalmadı...blush
    hepsi topu dikti...:o

    yahu haberlerde bir başkan Buşzt'tur gidiyor...

    kim bu başkan buşztt ? nerenin başkanı ? hahohihahohi
    çatladıkapısipor olsa gerek...stupidprv

    yok onlar böyle bir hata yapmaz yaaa...icon2

    yoksa yapar mı ? :confused:

    Yorum Yap:

İşlem Yapılıyor