Almanya Deniz Feneri e.V. davası sonuçları ve Türkiye'deki yansımaları

Kapat
X
 
  • Zaman
  • Gösterim
Clear All
yeni mesajlar

  • Kadim
    cevapladı
    Konu: Almanya Deniz Feneri e.V. davasında ilk itiraflar...


    08/09/2008
    Bu askerlik fotoğrafı mı?
    Erdoğan, Deniz Feneri davası kapsamındaki iddialar için “Erdoğan ne böyle bir para almıştır, ne de paranın sahibi ile tanışmıştır” dedi. Ancak, bu fotoğraf tam aksini söylüyor
    Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Frankfurt’ta görülmekte olan Deniz Feneri e.V. Derneği davası kapsamında, kendisiyle ve partisiyle ilgili olarak gündeme gelen iddialarına önceki gün, “Tayyip Erdoğan ne böyle bir para almıştır, ne de böyle bir paranın sahibi ile tanışmıştır” diyerek sert tepki göstermişti. Ancak, 02.02.2005 tarihli belgede Türkiye Başbakanı’na vermek üzere parayı Firdevsi Ermiş’ten teslim aldığını belirten Deniz Feneri e. V’nin o dönemki başkanı Mehmet Gürhan ile, Başbakan Erdoğan tanışıyordu ve onunla aynı fotoğraf karesinde yer almıştı.
    Mehmet Gürhan ile Erdoğan’ı aynı karede gösteren bu fotoğraf ve konuyla ilgili iddialar Türkiye’de ilk olarak, muhabirimiz Yücel Özdemir’in “Organize işler bunlar” başlıklı haberiyle 1 Mayıs 2007 günü Evrensel’de yer almıştı.
    Daha önce Yimpaş ve diğer İslami holding yöneticileriyle yan yana gelerek fotoğraf çektiren Başbakan Erdoğan, Almanya’ya yaptığı ziyaret sırasında Kanal 7Int’i de ziyaret etmişti. 2003’te yapılan erken genel seçimlerden sonra AKP başkanı olarak Frankfurt’a gelen Erdoğan, Kanal 7Int’e para aktarılmasını sağlayan Mehmet Gürhan ile fotoğraf çektirmişti.
    02.02.05 tarihli alındı belgesinde Mehmet Gürhan, “Firdevsi Ermiş’ten parayı Türkiye Başbakanı’na, Doğu Asya’daki Tsunami’den zarar görmüş, yardımı muhtaçlara dağıtması için vermek üzere teslim aldığını” kabul ediyordu. Türkiye Başbakanı 2003 yılından bu yana Başbakan Erdoğan’dı.
    Kendisini “tanımam” dediği kişilerle aynı karede gösteren bu fotoğraftan sonra, Başbakan Erdoğan’ın nasıl bir tepki vereceği merak konusu. (HABER MERKEZİ)
    Erdoğan yine inkar etti

    Başbakan Erdoğan Deniz Feneri davası nedeniyle yapılan haberleri “Hiçbir zaman yanlış yapanın yanında olmadığı”nı söyleyerek yine inkar etti.
    Partisinin Bayrampaşa İlçe Kongresi’nde konuşan Erdoğan, mahkemenin kendisini aklayacağını savunarak yapılan haberlerin altında bir şeyler olduğunu savundu. Erdoğan, Aydın Doğan’a da, “”Bunları yazmanın altında bir şey var. Ben biliyorum da siz açıklayacaksınız. Size 1 hafta süre. Hafta içi açıklamazsanız, ben hafta sonunda açıklayacağım. Bunların bütün kara kaplı defterleri ortaya çıkacak” diye seslendi.
    Muhalefetten Erdoğan’ın sözlerine tepki

    Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, Almanya’daki Deniz Feneri davası ile ilgili haberlerin kendisine ve partisine yönelik karalama kampanyası olduğu şeklindeki açıklamalarına CHP ve MHP sert tepki gösterdi.
    CHP Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Sevigen, “Başbakan içinde bulunduğu sıkıntıdan kurtulmaya çalışıyor. Bu olayın üzerine gidildiğinde ve araştırıldığında, Erdoğan’ın belediye başkanlığına kadar uzandığı ortaya çıkacaktır” değerlendirmesinde bulundu.
    MHP Genel Başkan Yardımcısı Atilla Kaya da, Erdoğan’ın çıkışını, “suçluluk psikolojisi” olarak değerlendirdi. (HABER MERKEZİ)

    Yorum Yap:


  • armonil
    cevapladı
    Konu: Almanya Deniz Feneri e.V. davasında ilk itiraflar...

    Delinin biri kuyuya bir taş atıyor sonra 50 akıllı çıkarmak için didinip duruyor. Bu iş aynen böyle.

    Yorum Yap:


  • anterior
    cevapladı
    Konu: Almanya Deniz Feneri e.V. davasında ilk itiraflar...

    İddianameyi koymuşsun, eline sağlık. Peki sence okunur mu? Okunsa bile akıllarda küçük de olsa soru işareti kalır mı? Kalsa bile birilerinin emir telakki sözleriyle, unutulup gitmez mi?

    Adamı yakalamış, götürüyorlar.

    Sormuş beriki: “Kim bu?” diye.

    Cevaplamış öteki; ”Hırsız bu, suçüstü yakaladık”

    “Onu sormadım” demiş beriki, “Hangi mahalleden diye sordum…”

    ……...

    Bak aklıma ne geldi?

    Yıllar önce ülkemizde talan almış başını gidiyordu. Banka hortumlamaları ve yolsuzluk iddiaları ayyuka çıkmıştı. O dönemki Cumhurbaşkanı, anayasanın kendisine verdiği yetkiyle, Devlet Denetleme Kurulu’na görev vererek; hükümetten bağımsız olarak, banka hortumlamaları ve yolsuzluklar hakkında inceleme yapılmasını istedi. Hemen sonraki günlere rastlayan MGK. toplantısında ise, başta gölge başbakan (eskiler hatırlarlar, söz sahibi bir bakanımız) olmak üzere, koalisyon üyeleri kendisine “bu konuda yetkisi olmadığı ve, denetleme yetkisini hükümete bırakması gerektiği “ şeklinde uyarıda bulundular. Hatta kendisini “yalancılıkla” itham edecek kadar ileri gittiler.

    Bunca yakışıksız hareket karşısında Cumhurbaşkanımız; buna yetkisi olduğunu ve bu yetkiyi Anayasadan aldığını belirterek, masa üzerindeki Anayasayı, Başbakana doğru sertçe itti.

    Nitekim olaya başından sonuna kadar şahit olan bir siyasi partimizin eski genel başkanı ve eski Başbakanımız, TBMM Yolsuzlukları Araştırma Komisyonu'nda ‘‘Anayasa fırlatma olayı’’nı şöyle anlattı:

    ‘‘Cumhurbaşkanı kavgalı MGK toplantısında bazı konuları gündeme getirdi. bir bakanımız ve Başbakanımız, ‘Doğru söylemiyorsun' diye tepki gösterdiler. Cumhurbaşkanı da, önünde duran Anayasa'yı eliyle hiç kaldırmadan biraz itti. Anayasa atma diye bir olay yok. Başbakan açıklama yapmaya karar verdi. Ben ‘Ekonomi olumsuz etkilenir. Sakin olmak lazım' dedim ama açıklama yapıldı. Ekonomik dengeler alt üst oldu”

    Olay, devletin hortumlanmasına karşı çıkma olayıydı. Hani şu, “fakir fukaranın, garip gurebanın” hakkını, birkaç uyanık işadamı ve siyasetçilere yedirmeme olayı…

    Ne oldu? Başbakan çıktı, ağlamaklı bir şekilde Cumhurbaşkanını halka şikayet etti. Gerisini hatırlarsınız…

    Burası da dahil, pek çok ortamda bu konu sıkça gündeme geldi, defalarca tartışıldı. Kendisi “kriz mimarı” ilan edildi, “anayasa fırlatan zat” diyenler bile oldu. Yani, olayın içeriğine bakılmadı, yapanın kimliğine bakıldı.

    Hata şuradaydı:

    Olayın iç yüzü herkese anlatılmasına rağmen, eksik kalan bir şeyler vardı. Hırsızlık, talan, yağma, yolsuzluk, yetim hakkı yemek büyük suçlar değildi, olamazdı. Önemli olan, suçu işleyen yani malı götürenin kimliğiydi.

    Şimdi açıklıyorum, o dönemde Cumhurbaşkanımızın itiraz ettiği, banka hortumlarında malı götürüp, dünyalıklarını kat be kat büyütenler, sosyal demokrat (!) ve dönek liboşlardı! Yani malı götürenler, sahip çıktığınız (çıktığımız) değerlerle uzak-yakın alakası olmayanlardı. Hülasa, endişe duyulacak bir durum yok.

    Fenerden menerden umudumu kestim. Hiç değil bu konuda, yani bizim paramızın, başkalarının cebine gitmesine karşı çıkması hususunda, o dönemki Cumhurbaşkanımıza bir kerecik olsa bile hakkını verirsiniz umarım. Uzun yıllar geçmiş olsa da…

    Yorum Yap:


  • tusem
    cevapladı
    Konu: Almanya Deniz Feneri e.V. davasında ilk itiraflar...

    bu karmaşık şirket ilşkileri bana eski Dallas dizisini hatırlattı bilmem neden.
    dallas dizisinin paralı-şirketli versiyonu gibi.

    Yorum Yap:


  • Kadim
    cevapladı
    Konu: Almanya Deniz Feneri e.V. davasında ilk itiraflar...

    Yaklaşık 200 sayfaydı. Frankfurt Am Main Bölgesel Mahkemesi Savcılığı'nın hazırladığı iddianameyi dikkatlice okudum. Tavsiye ederim. Tam metnini aşağıya link olarak tekrar kullandık. Hemen her sayfası günlerce manşetlere taşınabilecek kadar ayrıntılarla dolu.


    İDDİANAMENİN TAM METNİ İÇİN TIKLAYIN

    Bence konu Başbakan Erdoğan ile Aydın Doğan kavgasına heba edilemeyecek kadar ciddi.
    Bu diziye başlamamın nedeni şuydu: Türkiye'de kurulu Deniz Feneri yetkilileri, Almanya'da yolsuzlukların ve hırsızlıkların odağı olmakla suçlanan Alman Fener Derneği ile aralarında hiç bir hukuki bağ olmadığını açıkladı. Gerçekten de öyle mi? Başbakan Erdoğan'ın dediği gibi Almanya'da yargı konuyu enine boyuna tartışacak, iddiaları araştıracak, savunmaları dinleyecek ve sonra hükmünü verecek. Kişisel kanaatim, resmi adı Deniz Feneri e.V olan derneğin yöneticilerinin kolay kurtulamayacağı yönünde. Çünkü iddialar ve belgeler (eğer oynama yapılmadıysa ve adalet yanıltılmıyorsa) vicdani bir kanaat oluşturmak için yeterli... HER YERDE AYNI ORTAKLAR
    İddianamede aslına bakarsanız, söz konusu dernek (Almanya'da kurulu Deniz Feneri E.V) ile şu anda Kanal 7'nin sahibi gözüken (Yeni Dünya İletişim A.Ş) şirketinin büyük ortakları olan Zekeriya Karaman ve Mustafa Çelik arasındaki ilişkileri tek tek belgelendirmiş. Derneğin kurucularından ve uzun yıllar başkanlığını yapan ve şu anda Alman cezaevinde olan Mehmet Gürhan hem Almanya'da hem de Türkiye'de Zekeriya Kahraman ve Mustafa Çelik'in ortağı. Ve derneğin Almanya'da kullandığı mekanlar, yine söz konusu işadamlarının kurduğu şirketleri ile aynı binalarda faaliyet gösteriyor.

    KAYNAKLAR İSTANBUL'A AKMIŞ
    Belgeler, son 5 yılda toplanan 43 milyon euro'nun kuryeler vasıtasıyla Türkiye'ye getirildiğini ve ardından da bir kısmının yine Zekeriya Karaman ve Mustafa Çelik ve Mehmet Gürhan'ın Almanya'da kurduğu şirketlere sermaye olarak aktarıldığını gösteriyor.
    Resmi olarak toplanan paraların bazen doğrudan Karaman'a verildiği söyleyen ifadeler bile iddianame konmuş durumda.

    Kanal 7'nin ortaklık yapısına yönelik pek çok spekülasyon yapıldı. Bir dönem Kombassan (Haşim Bayram), bir dönem Yimpaş'ın ortak olarak girdiği bu medya gurubunun kontrolü şu anda Karaman ve Çelik'te. Zekeriya Karaman iktidara yakın ve onu destekleyen bir işadamı ve medya patronu. Karaman'ın oğlunun nikah şahidi Başbakan Erdoğan'dı. Ayrıca Karaman'ın gelininin kız kardeşi, Erdoğan'ın oğlu Burak Erdoğan'la evli. Yani Başbakan acısından yakından tanınan, bilinen bir isim.

    Karaman'ın Almanya'daki Deniz Feneri gibi Türkiye'de de kurulu Deniz Feneri'ni de perde arkasında yönettiğini düşündüren pek çok neden var. Nedenleri soru-yanıt yöntemiyle anlatalım: SIRDAŞ HERŞEYİ BİLİYOR

    Türkiye'deki Deniz Fener Derneği'ni kimler kurdu?
    Derneğin tüzüğü incelendiğinde bir kaç isim dikkat çekiyor. 7 kurucu arasında Engin Yılmaz, Mahmut Sariçicek isimleri var. Bir de o dönem derneğin başkan yardımcısı olan Harun Kapıyoldaş'ın adına dikkat edin. Bu üç ismin de Ticaret Sicil kayıtlarına göre Zekeriya Karaman ile aynı şirketlerde ortaklıklar kurduğu veya birbirlerine hisse sattığını göreceksiniz. (Şirket isimlerini tek tek yazmıyorum, sizi detaya boğmamak adına. Ama bir itiraz gelirse yarın hepsini yayınlarım)

    Harun Kapıyoldaş'ın adına neden dikkat çektiniz?
    Harun Kapıyoldaş, hali hazırda tüm grubun (Kanal 7) Mali İşler Daire Başkanı. Yani tüm para trafiğinden sorumlu kişi. Bu kişi Zekeriya Karaman'ın üst düzey yöneticisi ve sırdaşı konumunda.

    Bu kişinin Alman Deniz Feneri ile ilişkisi nedir?
    Almanya'daki iddinamede bu kişinin pek çok yerde geçiyor. Deniz Feneri e.V.'den Türkiye'ye aktarılan veya aktarıldığı söylenen paraların belgelendirilmesi için kesilen makbuzlar Harun Kapıyoldaş tarafından gönderiliyor. İddianamede belgelerin gerçeğe aykırı olarak düzenlendiği de vurgulanıyor. Bir soruşturma sırasında belge eksikliği görülünce Kapıyoldaş yanında 20 kilo tutan belgeleri Almanya'ya getiriyor ve bu belgeler orada dolduruluyor (iddia) Bu noktada Türkiye'de kurulu Deniz Feneri'nin de aynı yöntemlerle içinin boşaltıldığı iddia edilebilir mi?
    Elbette hayır ve böyle bir iddia ortada yok zaten. Ancak Almanya'da bu yolsuzluk iddiasına muhatap olanlar, Türkiye'deki Deniz Feneri'nin de perde arkasındaki kurucuları. Ve üstüne üstlük Kanal 7 bu iki Deniz Feneri ni de aynı format içinde Avrupada yayın yapan kanalından reklamını yapıyordu. (Bu konuda iddianameye girmiş videolar var) Nasıl bir yapıdan bahsediyoruz?
    Merkezde Zekeriya Karaman ve Mustafa Çelik var. Bu ikili Almanya'da kurulu ve ciddi paralar toplayan derneği bir Mehmet Güran, Türkiye'deki derneği ise Engin Yılmaz (dernek başkanı) ve Harun Kapıyoldaş'dan oluşan ekiple yönetiyor. Hayır için kurulan derneğin yöneticilerin başka şirketlerde ortak olması suç mu?
    Elbette değil. Ancak bir derneğin reklam yapma gücü yoksa bağış toplaması da mümkün değil. Bu iki derneğin başarısı bir merkeze bağlı olmasında yatıyor. Global bir yardım düzeneğinin kurulabilmesi için bu şart. DERNEÐİ İHBAR EDEN İLK KİŞİ KİM?
    Peki bunda ne kötülük var? Fakir insanlara yardım eden insanlara hayır duası edilir. Siz neyi eleştiriyorsunuz?
    Bir ülkenin savcıları diyor ki, "Bu hayır Deniz Feneri Derneği, kurucularına ve Türkiye'deki Kanal 7'ye para aktarıyor. İşte belgeleri. Şahsi amaçları için bu derneği kullanılıyorlar. Kayıtlarında büyük açıklar var. Kuryeler vasıtasıyla Türkiye'ye para aktarıyorlar. Para yardımı yaptığını iddia ettiklerin insanlardan aldıkları belgeler sahte" diyorsa olayın bir hayır duasıyla geçiştirilemeyecek kadar ciddi olduğu ortaya çıkar.
    Ayrıca bu derneği ilk ihbar eden kişi kim biliyormusunuz? Berlin İslam Cemaatı Başkanı Addurrahim Vural. Vural, toplanan paraların amacına uygun kullanılmadığı ve Kanal 7 ile Yimpaş'ı finanse etmek için kullanıldığını resmi makamlara ihbar ediyor. Ve ilk soruşturma böyle başlayor. Peki şu an RTÜK Başkanı olan Zahid Akman bu işlere karışmış mı?
    İddianameye göre evet. Kuryelik yapmış. Derneğin paralarıyla sermayeleri artırılan şirketlere ortak olmuş genel müdürlük yapmış. Çok detay olacak ama aynı Akman'ın Türkiye'de kurulu Deniz Feneri derneğin kurucularıyla da pek çok şirkette ortaklığı var. (Lütfen üşenmeyin ve iddianameyi okuyun) Peki biz yine konuya dönelim. Başbakan Erdoğan niye bu yazılanlara kızıyor?
    Başbakanın haklı olduğu bir nokta var. konu, Almanya'da kayıt dışı toplanan paraların bir kısmı sanki kendisine aktarılmış gibi bir hava yaratıldı. Bu doğru değil. En azından böyle bir belge yok. Ancak bana göre Başbakan Erdoğan siyaseten kendisini zayıflatacak bir başka gelişmeden endişe ediyor olabilir. MÜTHİŞ BİR BAÐIŞ EKONOMİSİ KURULMUŞ
    Nedir o?
    Türk Deniz Feneri 2006 yılında 149 milyon YTL, 2007 yılında ise 135 milyon YTL nakit ve ayni yardım toplamış. Her yıl yaklaşık 250 bin aileye nakit, gıda, eşya, sağlık, eğitim, giyim ve temizlik yardımı yapıyor. Her yıl 100 milyon doların nasıl dağıtılacağına karar veren bir mekanizma var. Düşünün, hangi firmadan, hangi ürünlerin satın alınarak, muhtaç sahiplerine verileceğine siz karar veriyorsunuz. Hangi ilde hangi muhtaç sahiplerine yardım edileceğini siz karar veriyorsunuz. Bu yardımların ekonomik ve siyasi olmak üzere iki sonucu var. Birincisi örneğin sütü, eti, bisküviyi hangi firmadan alacaksınız? Elbiseyi, ayakkabıyı alırken, kendiniz gibi düşünenleri mi tercih ediyorsunuz yoksa satın alımlarında düşük fiyat vereni mi tercih ediyorsunuz?
    Bunu bilmiyorum. Ayrıca yardım yaparken yardımın bir siyasi düşünceye sahip insanlar tarafından yapıldığı ve bazı partilere yönelik şükran duygularını artıracak şekilde de yapıyor olabilirsiniz. Yani ortada yardım amacıyla toplanmış ama dağıtılırken büyük servet transferi yaratabilecek bir kaynak var. Zekeriya Karaman bu nedenle çok önemli bir işadamı ve bir medya patronu. Hem reklam isteyen hem de firmalara ciddi kaynak aktarabilecek bir kaynağı yöneten kişi. Hem de siyaseten iktidara yakın birisi. Bugün hangi medya patronunun veya işadamının dağıtılacak 100 milyon doları var. Ve hangisi 250 bin ailenin kapısını çalıp, karşılıksız yardım veriyor. Yani karşınızda bağış altı altında inanılmaz bir ekonomik çark yaratmış bir işadamı var. Peki bu yardımın dağıtılırken sizde şüphe uyandıracak bir bilgi var mı?
    Türkiye için yok. Böyle bir araştırma da yapıldığını da sanmıyorum. Ama merak ediyorum mesela bu derneğin yardım ettiği aileler arasında Alevi vatandaş var mı? AKP'ye uzak kesimlere yönelik yardımı olup olmadığını öğrenmekle işe başlayabiliriz.
    Ancak Almanya'da kurulu derneğin kayıtlarını incelendiğinde, bir kaç milyon euro Aytaç şirketine aktarılmış. (Aytaç'ın Almanya'daki temsilcisinin adresi ile derneğin adresi aynı binada yer alıyor) Ve karşılığında ne alınarak fakirlere dağıtıldığının da belirsiz olduğu belirtiliyor. (Tekrar ediyorum. Lütfen iddianameyi okuyun) Diyelim ki gerçekten Aytaç'tan (Yimpaş'a ait) sucuk salam alındı fakirlere dağıtıldı. Bu noktada şu soruyu sormak lazım: Dernek sucuk, salam alacaksa, önce ihaleye çıkar, en ucuz ve kaliteli malı alarak dağıtır. Böyle olması lazım değil mi? Ama yapılmamış. Çünkü kendilerine yakın olmak bu örnekte yetmiş galiba....

    Kaynak: Gazete Port

    Yorum Yap:


  • anterior
    cevapladı
    Konu: Almanya Deniz Feneri e.V. davasında ilk itiraflar...

    Nedir olay? Özet geçelim:

    Pek çok Avrupa ülkesinde olduğu gibi, Almanya'da da çeşitli örgüt-dernekler tarafından gurbetçilerimizin manevi yönlerine hitaben bazı paralar toplanır. Bunların bir kısmı Yimpaş - Kombassan gibi şirketler tarafından kar payı vaatleri ile elde edilirken, bir kısmı da hayır amaçlı derneklerin kasalarında yer bulur.

    Bunlardan biri de 1999 yılında kamuya yararlı dernek statüsünde Almanya'da kurulan Deniz Feneri e.V.dir. Ancak, Türkiye'de faaliyet gösteren Deniz Feneri Derneği ve onun çalıştığı şirketlerle pek çok benzerlikleri vardır. İsim, logo, yardımda kullanılan ürünlerin alındığı firmalar, tanıtımda kullanılan yöntem ve sanatçı, hatta kurucu ve yöneticileri... Küçük bir örnekle; Deniz Feneri e.V.-Deniz Feneri Derneği / Weiss(Almanca beyaz) GmbH-Beyaz Holding / Euro-7-Kanal-7 / Atlas Gmbh-Atlas Pazarlama vb... (Ne tesadüf ama...)

    Dernek, özellikle yaşanılan doğal afetlerden sonra hızla yardım eli uzatır. Başlangıçta hemen her görüşten gurbetçimizin desteğini alır ve milyonlarca euroluk bağışlar toplayarak bu meblağları farklı banka hesaplarında biriktirir.

    2004 yılında Alman Postbank ve Commerzbank’taki hesaplardan yüklü miktarlarda para çekilmesi üzerine, her iki bankanın yetkilileri kara para şüphesiyle polise başvurur. Bunun üzerine Alman Polisi, 2004’ten itibaren Deniz Feneri derneğini yakın takibe alır. Delil toplanması amacıyla 34 ayrı noktaya, yüzlerce polis tarafından eşzamanlı baskınlar yapılır. Bosna, Kosova hatta Pakistan'da yardım gönderildiği ileri sürülen bazı adreslerin düzmece olduğu, bazı adreslere ulaşıldığındaysa, kaydedildiği oranlarda yardımda bulunulmadığı anlaşılır. Bu iddiaların sahibi, Alman savcı ve polisidir.

    Neticede 5 Alman savcısının işbirliğiyle dava açılır ve bazı üst düzey yöneticiler tutuklanır. Dernek yöneticileri, Alman yargıcın sorularına verdikleri cevaplarda, yapılan kanun dışı işlemleri tek tek anlatmaya başlarlar.

    Şimdi, yersiz alınganlıklar ve mesnedi olmayan şahsi öngörülerden sıyrılarak, yaşınıza/yaşımıza yakışır bir mantık silsilesi dahilinde; CHP veya ergenekonu bu yazdıklarımın içerisinde bir yerlere oturtun, ben de biraz istirahate çekileyim...

    Yorum Yap:


  • AYRIMSIZLAR
    cevapladı
    Konu: Almanya Deniz Feneri e.V. davasında ilk itiraflar...

    Gereksiz yere birbirinize aba altından sopa vuruyorsunuz...

    Teröristin dini olmuyacağı gibi şerefsizinde siyasi görüşü olmaz.... varsa birşeyler mahkeme kararını beklemek lazım...

    bu ülkede din , dil , ırk , Atatürk , vatan millet sakarya , rütbe , makam üzerinden her türlü suistimal olur... bu yüzden bu gibi suistimalleri kavramlara yüklememek lazım..

    Olayın iç yüzünü bilemiyeceğim ama Uğur Arslan ı tanıdığım kadarıyla temiz biridir... varsa birşeyler içinde olduğunu sanmıyorum... sitemizde röportajıda var...

    Ayrımsızlar: Deniz Feneri ile ilgili olarak; önemli bir isimsiniz. Bir TV programından Kızılay’a rakip olacak derecede büyük bir dernek haline geldiniz. Şu andaki geldiğiniz nokta itibariyle hedeflerinize ulaştınız mı? Gelecek için neler düşünüyorsunuz?
    Uğur Aslan: Deniz Feneri güzel yerlere geldi. Bir TV programı olarak başladığımız bu işin ülkemize güzel bir sosyal kurum kazandırmış olması bizi çok çok mutlu ediyor. Farklı TV programlarına ve farklı sosyal toplum kuruluşlarına örnek olmuş olması bizi çok çok mutlu ediyor. Memleketimizde bu tür programların ve hayır kuruluşlarının sayısının artması bizi çok mutlu ediyor. Yaptığımız işten çok aslında örnek olduğumuz o kadar çok iş var ki, onların mutluluğu dahi bize yeter.
    Deniz Feneri iyi bir noktaya geldi artık. Ben güzel, sosyal sorumluluk sahibi işleri ülkemizie kazandırmaya devam etmek niyetindeyim. Elimden geldiğince, ömrüm yettiğince, Deniz Feneri ve Deniz Feneri gibi güzel işleri ortaya çıkarabilmek için çalışmaya devam edeceğiz. Gelecek için söylemek gerekirse, Deniz Fenerinin ütopik amacı ‘’Sadece Türkiye’de değil, yeryüzünde son ihtiyaç sahibi kalıncaya kadar yoluna devam etmek.” Dünya döndüğü sürece, biz artık hayatta olmasak bile, Deniz Fenerinin görevine devam etmesi en büyük arzumuz.
    Ayrımsızlar: Deniz Feneri derneğinin iç idari işleyişi ve sistemi hakkında bilgi verir misiniz?
    Uğur Aslan: Ben Deniz Fenerinin ilk kurucusuyum ve ilk başkanıyım. İlk üç yıl ben başkanlık yaptım. Şu an Deniz Fenerinin tanıtımıyla ve programıyla ilgili sorumluluğum var.
    Ayrımsızlar: Sağ elin verdiğini sol elin görmemesi prensibine aykırı mı davranıyorsunuz? TV ye çıkmak istemeyenler oluyor mu? Bunlar için neler yapıyorsunuz?
    Uğur Aslan: İlk tepkiler böyleydi. İlk başladığmız yıl gelen tepki buydu; ‘’sağ elin verdiğini sol el görmemeli.’’ Televizyonda yayın yapıyoruz. Teknoloji o kadar değişiyor, o kadar gelişiyor ki; Vizontele’de de böyle bir şey vardı, “ biz Zeki Müreni göreceğiz, Zeki Müren de bizi görecek mi? “ gibi bir şeye benzetiyorum. Ben bu eleştiriyi duyunca onu hatırlayıp gülüyorum. Teknoloji artık çok gelişti. Artık televizyonu, bilgisayarı her alanda kullanıyoruz. İletişim alanında, alışverişte, evlilikte, yardımda, hayırda. Dolayısıyla televizyonu ve bilgisayarı, içinde bulunduğumuz çağın olanaklarını, yaşadığımız her alanda kullanmamız artık kaçınılmaz. Kullanmazsak, işte “ Zeki Müren de bizi görecek mi?” komikliğine düşeriz.
    Artık zaman değişti. Sağ elin verdiğini sol el iyi ki görmüş. Bundan 11 yıl önce başlayan bir şey. Deniz Fenerini örnek alıp kurulan derneklerin sayısı yüze yakın. Yapılan ulusal ve yerel programların sayısı yüzün üzerinde.
    Deniz Feneri derneği her hafta 2000 in üzerinde aileye yardım ediyor. Ekrana çıkanlar 4 aile. Yani çekim izni alınmış dört aile ekrana çıkıyor. 1990 küsür aile ekrana çıkmadan, görünmek istemeden yardımını almış oluyor.
    Ayrımsızlar: Yardım takip sisteminiz var. Yardımı eden kişinin yardımının kime gittiği görülebiliyor. Yardım edilen kişi açısından bunda bir beis yok mu?
    Uğur Aslan: Devletin istediği evraklarda onun isminin mutlaka bizde olması gerekiyor. Bugüne kadar bir milyona yakın insan Deniz Feneri’nden yardım almış. Deniz Feneri bu 1 milyon insanın ismini hiçbir yerde açıklamadı. Tabi ancak programda çıkan haftada 3 aile 4 aile. Onlar da kendilerinden izin alınarak.
    Ayrımsızlar: Geçen sene Alman polisinin Kanal7 ve Deniz Feneri Avrupa şubesine yaptığı baskının kamuoyunda yankılanış biçimini nasıl değerlendiriyor sununuz?
    Uğur Aslan: Türkiyede çok farklı görüşlere sahip olan medya kuruluşları var. Hatta öyle medya kuruluşları var ki, bir dönem ortaya çıkıyor, mesela seçimden önce ortaya çıkıyor, seçimden sonra satılıyor bitiyor. Dolayısıyla bu insanlar kendi amaçlarına yönelik haberler yapıyorlar.
    Kimi basın kuruluşunda “kaçak işçi” diye çıkarken, kimisi eleştiriyor, kimisi yere göğe sığdıramazken başka birisi farklı bir biçimde yeriyor. Bunu Türkiyede çok olağan olarak karşılıyorum. Övgü olduğu gibi, farklı bir kesim eleştiri de yapacak. Türkiyede zaten güzel işlerin eleştirilmemesi mümkün değildir. Yani Deniz Feneri gibi bir iş bile başlarken çok eleştirildi. Deniz Feneri bile eleştiriliyorsa, Türkiyede her şey eleştirilecek diye düşünüyorum. Çok garip karşılamıyorum.
    Ayrımsızlar: Size ve çalışmalarınıza yansıyan çok olumsuz bir yanı oldu mu?
    Uğur Arslan: İnsanlarımız artık bilinçli. Neyin nerde olduğu ve neyi etkileyebileceği iyi ayırt edebiliyorlar. Almanya’da olduğu için, orada olumsuz etkileri oldu. Ama Türkiye’de herhangi bir problem olmadığı için Türkiyedeki çalışmalarımıza olumsuz etkisi olmadı.

    Yorum Yap:


  • cemal344
    cevapladı
    Konu: Almanya Deniz Feneri e.V. davasında ilk itiraflar...

    Ben asla bu tip kuruluşlara güvenip bir kuruş bile vermem kendim gider yardıma muhtacı bulur memnun ederim aracıya ne gerek var.

    Yorum Yap:


  • ssevers
    cevapladı
    Konu: Almanya Deniz Feneri e.V. davasında ilk itiraflar...

    Originally posted by Kadim
    Biz burada kimseyi suçlamıyoruz. Sen diyorsun deniz fenerine güveniyorum ben diyorum güvenmiyorum. Sen diyorsun ergenekon şöyledir böyledir ben ergenekondan laf bile açmıyorum. Çünkü hiç bir bilgim yok. Ancak deniz feneri hakkında en azından olayları değerlendirecek bir kanaatim var. Deniz Feneri apak aklanırsa, tebrik edecem onları. Gidip kendim de bağış yapacam. Zaten geçmişte yapmıştım da sanırım. Ancak ortada olan haberleri buraya taşımamak olmaz...
    ben kimseye güvenmiyorum ancak bunun üzerinden benim siyasi görüşüm ve oy verdiğim parti zan altında bırakılıyor. ben ne tanırım deniz feneri yetkililerini .yaptılarsa Allah belalarını versin . amma yapmadılarsa bu haberleri çıkaranların ve bu haberler vasıtasıyla benim siyasi düşüncemi yargılayanların Allah belasını versin

    Yorum Yap:


  • Kadim
    cevapladı
    Konu: Almanya Deniz Feneri e.V. davasında ilk itiraflar...

    Biz burada kimseyi suçlamıyoruz. Sen diyorsun deniz fenerine güveniyorum ben diyorum güvenmiyorum. Sen diyorsun ergenekon şöyledir böyledir ben ergenekondan laf bile açmıyorum. Çünkü hiç bir bilgim yok. Ancak deniz feneri hakkında en azından olayları değerlendirecek bir kanaatim var. Deniz Feneri apak aklanırsa, tebrik edecem onları. Gidip kendim de bağış yapacam. Zaten geçmişte yapmıştım da sanırım. Ancak ortada olan haberleri buraya taşımamak olmaz...

    Yorum Yap:


  • NicK-EL
    cevapladı
    Konu: Almanya Deniz Feneri e.V. davasında ilk itiraflar...

    Originally posted by ssevers
    kimseyi suçlamaya gerek yok hadi istersen bekleyelim mahkeme sonuçlarını hem ergenokonu hem bu davayı ne dersin . son sözü biz değil yargı söylesin
    Haber niteliği olan bir olay var ve bunu bazıları sadece haber verme sorumluluğunu aşarak verebilirler

    bir haberin tek bir doğrusu vardır, ama haberciler hep başka yönlerden bakmayı severler ...

    sonucunu göreceğiz....

    her dava elbet birgün biter ....

    Yorum Yap:


  • ssevers
    cevapladı
    Konu: Almanya Deniz Feneri e.V. davasında ilk itiraflar...

    Originally posted by Kadim
    İki Deniz Feneri de Eyüp'ten yönetiliyor

    Almanya'da bir soruşturma sürüyor.
    Bu soruşturma kapsamında tutuklu olan insanlar var.
    Alman makamları, cezaevinde olan sanıkların kendilerine maddi menfaat sağlamak amacıyla dolandırıcılık yapmakla suçluyor. Bu kişilerin toplum menfaatine çalışır gibi gözükerek kurdukları dernekten kendilerine ve bir takım kişilere ciddi maddi kaynak aktardığı düşünülüyor.
    Kurdukları derneğin adı: Deniz Feneri e.V.
    Resmi kayıtlara göre dernek 2002 yılından 2007 yılına kadar 41 milyon 423 bin Euro toplamış. Ve yine resmi kaynaklara göre bu paranın önemli bir bölümü şu anda tutuklu olan kişiler tarafından resmi olmayan yollardan buharlaştırılmış.
    Bu buharlaştırma sürecinde para kimlere gitti?
    İşte bu sorunun peşinden giden Alman savcılara göre para Türkiye'ye özellikle Kanal 7'nin sahibi olan Zekeriya Karaman ve çevresindeki kişilere akıtılıyordu. Bunun şimdilik bir iddia olduğunu ve eldeki kanıtların yargı sürecinde test edileceğini ve gerçeği yansıtıp yansıtmadığını hep birlikte göreceğimizi belirtmek lazım.
    Gazeteport olarak Almanya'da açılan bu soruşturmanın tam metnini Türk kamuoyuna ilk kez biz yansıttık. Ankara temsilcimiz Emin Özgönül bir gazetecilik başarısı göstererek herkesten önce bu iddianamenin tam metnini okurlarına aktardı. Konu, Türk kamuoyunda bir bomba etkisi yaptı. Ve hemen herkes kendisine şu soruyu sordu: Yılda 100 milyon dolar bağış toplayan Türkiye'de kurulu ve TBMM'den başarı ödülü alan Deniz Feneri Derneği ile Almanya'da kurulu Deniz Feneri e.V adlı dernek arasında nasıl bir ilişki var?
    Türkiye'de kurulu dernek "Bizim hiçbir ilişkimiz yok. Organik bir ilişkimiz yok. Ama Almanya'da kurulu dernek bize bağış yapardı" dedi. (İddianame yapılan bağışlar açıklanıyordu.)
    Gazeteport olarak bu iki dernek arasındaki ilişkinin izlerini sürdük. Ve elimizdeki bilgi ve belgeler şunu ortaya koyuyor: İki dernek de aynı kişiler ve aynı organizasyon tarafından Eyüp'te kurulu Kanal 7'den yönetiliyor.
    Bilgiler, organizasyonun tepesindeki kişilerin Kanal 7'nin sahipleri konumundaki Zekeriya Karaman ve Mustafa Çelik olduğunu gösteriyor.
    Bu kanıya nasıl vardığımızı detaylarıyla Pazartesi günü sizinle paylaşacağız.
    İki derneğin dolaylı yollardan aynı yapıya bağlı olması gerçeği Türk yargısına da iş düşeceğini gösteriyor. Muhtaç insanlara verilmek üzere toplanan yardımların yerine ulaştırılıp ulaştırılmadığını sorgulamak her şeyden önce bu yardımı toplayanların sorumluluğundadır. Bu noktada yardım amacıyla yola çıkan bir derneğin hesap verebilir olduğuna inanmak istiyoruz. Amacımız, Deniz Feneri'ni yargısız infaz etmek değil. Ancak "Almanya'daki dernek ile ilişkimiz yok" iddialarının gerçeği yansıtmadığını düşünüyoruz.
    Ve pazartesi kamuoyu ile paylaştığımız bilgiler ışığında bu gerçeği net olarak ortaya koyacağımıza inanıyoruz.

    Kaynak: Gazeteport

    Haydeeee başlayın gazete portu suçlamaya, fasık, nankör kafirler diyeee... Haber de mi yapmasınlar yahu...
    kimseyi suçlamaya gerek yok hadi istersen bekleyelim mahkeme sonuçlarını hem ergenokonu hem bu davayı ne dersin . son sözü biz değil yargı söylesin

    Yorum Yap:


  • Kadim
    cevapladı
    Konu: Almanya Deniz Feneri e.V. davasında ilk itiraflar...

    İki Deniz Feneri de Eyüp'ten yönetiliyor

    Almanya'da bir soruşturma sürüyor.
    Bu soruşturma kapsamında tutuklu olan insanlar var.
    Alman makamları, cezaevinde olan sanıkların kendilerine maddi menfaat sağlamak amacıyla dolandırıcılık yapmakla suçluyor. Bu kişilerin toplum menfaatine çalışır gibi gözükerek kurdukları dernekten kendilerine ve bir takım kişilere ciddi maddi kaynak aktardığı düşünülüyor.
    Kurdukları derneğin adı: Deniz Feneri e.V.
    Resmi kayıtlara göre dernek 2002 yılından 2007 yılına kadar 41 milyon 423 bin Euro toplamış. Ve yine resmi kaynaklara göre bu paranın önemli bir bölümü şu anda tutuklu olan kişiler tarafından resmi olmayan yollardan buharlaştırılmış.
    Bu buharlaştırma sürecinde para kimlere gitti?
    İşte bu sorunun peşinden giden Alman savcılara göre para Türkiye'ye özellikle Kanal 7'nin sahibi olan Zekeriya Karaman ve çevresindeki kişilere akıtılıyordu. Bunun şimdilik bir iddia olduğunu ve eldeki kanıtların yargı sürecinde test edileceğini ve gerçeği yansıtıp yansıtmadığını hep birlikte göreceğimizi belirtmek lazım.
    Gazeteport olarak Almanya'da açılan bu soruşturmanın tam metnini Türk kamuoyuna ilk kez biz yansıttık. Ankara temsilcimiz Emin Özgönül bir gazetecilik başarısı göstererek herkesten önce bu iddianamenin tam metnini okurlarına aktardı. Konu, Türk kamuoyunda bir bomba etkisi yaptı. Ve hemen herkes kendisine şu soruyu sordu: Yılda 100 milyon dolar bağış toplayan Türkiye'de kurulu ve TBMM'den başarı ödülü alan Deniz Feneri Derneği ile Almanya'da kurulu Deniz Feneri e.V adlı dernek arasında nasıl bir ilişki var?
    Türkiye'de kurulu dernek "Bizim hiçbir ilişkimiz yok. Organik bir ilişkimiz yok. Ama Almanya'da kurulu dernek bize bağış yapardı" dedi. (İddianame yapılan bağışlar açıklanıyordu.)
    Gazeteport olarak bu iki dernek arasındaki ilişkinin izlerini sürdük. Ve elimizdeki bilgi ve belgeler şunu ortaya koyuyor: İki dernek de aynı kişiler ve aynı organizasyon tarafından Eyüp'te kurulu Kanal 7'den yönetiliyor.
    Bilgiler, organizasyonun tepesindeki kişilerin Kanal 7'nin sahipleri konumundaki Zekeriya Karaman ve Mustafa Çelik olduğunu gösteriyor.
    Bu kanıya nasıl vardığımızı detaylarıyla Pazartesi günü sizinle paylaşacağız.
    İki derneğin dolaylı yollardan aynı yapıya bağlı olması gerçeği Türk yargısına da iş düşeceğini gösteriyor. Muhtaç insanlara verilmek üzere toplanan yardımların yerine ulaştırılıp ulaştırılmadığını sorgulamak her şeyden önce bu yardımı toplayanların sorumluluğundadır. Bu noktada yardım amacıyla yola çıkan bir derneğin hesap verebilir olduğuna inanmak istiyoruz. Amacımız, Deniz Feneri'ni yargısız infaz etmek değil. Ancak "Almanya'daki dernek ile ilişkimiz yok" iddialarının gerçeği yansıtmadığını düşünüyoruz.
    Ve pazartesi kamuoyu ile paylaştığımız bilgiler ışığında bu gerçeği net olarak ortaya koyacağımıza inanıyoruz.

    Kaynak: Gazeteport

    Haydeeee başlayın gazete portu suçlamaya, fasık, nankör kafirler diyeee... Haber de mi yapmasınlar yahu...

    Yorum Yap:


  • NicK-EL
    cevapladı
    Konu: Almanya Deniz Feneri e.V. davasında ilk itiraflar...

    açtırıp açtırmamasını bilemem
    ama bazı zamanlamaların işlerine geldiğide bence bir gerçek

    tesadüf mü, hadi canımmmmm

    Yorum Yap:


  • ssevers
    cevapladı
    Konu: Almanya Deniz Feneri e.V. davasında ilk itiraflar...

    Originally posted by NicK-EL
    vaybeeeeee gerçekten chp açtırdı ise hela olsun diyeceğim ...




    yalan mı hahohihahohi
    neyse güleyim sadece
    ergenokonu akp açtırmadıysa bunu da chp açtırmamıştır

    Yorum Yap:

İşlem Yapılıyor