Konu: Almanya Deniz Feneri e.V. davasında ilk itiraflar...
şüphen olmasın
Almanya Deniz Feneri e.V. davası sonuçları ve Türkiye'deki yansımaları
Kapat
X
-
Konu: Almanya Deniz Feneri e.V. davasında ilk itiraflar...
tamam işte iftira chp zihniyeti tarafından dışardan açılmış bir dava, ergenekoncu işbirlikçiler medyayı susturmak için ellerinden gelen gayreti gösteriyorlar, başkalarına iftira atacaklarına ilk önce kendilerine bakmaları lazım, halk tv kimin tarafından yönetiliyor ve reklam alıyormu bir bakın hele halk tv`ye, uydu frekans paralarını kimlerin parasıyla ödeniyor bide bunu soruçturalım.
vaybeeeeee gerçekten chp açtırdı ise hela olsun diyeceğim ...
yalan mı hahohihahohi
neyse güleyim sadeceYorum Yap:
-
Konu: Almanya Deniz Feneri e.V. davasında ilk itiraflar...
Bekleyelim ve görelim bakalım. Göğüslerin özünü bilen teker teker tüm pislikleri ortaya çıkaracaktır inşallah...Yorum Yap:
-
Konu: Almanya Deniz Feneri e.V. davasında ilk itiraflar...
endişeye gerek yok Hak gelecek batıl zail olacak yalancının mumu yatsıya kadar yanarYorum Yap:
-
Konu: Almanya Deniz Feneri e.V. davasında ilk itiraflar...
Kanal 7 de şimdide doğan karteli hakkında haberler dönmeye başladı...Yorum Yap:
-
Konu: Almanya Deniz Feneri e.V. davasında ilk itiraflar...
işte bu belge hurriyete kapak olsun, hurriyet demk istemiyorum aydın doğanın medyası %50 yalan haber yapıyor...Yorum Yap:
-
Konu: Almanya Deniz Feneri e.V. davasında ilk itiraflar...
Hürriyet'e tokat gibi belge
Hürriyet RTÜK başkanı Zahit Akman'ın Almanya'ya girişinin yasak olduğunu iddia etmişti. Ama gelen belge Hürriyet'e tokat gibi çarptı...
Frankfurt'ta süren davada sanıklar RTÜK Başkanı Akman'ı Deniz Feneri için kuryelik yapmakla itham ederken, Almanya'nın Main-taunus-kreis Kaymakamlığı Yabancılar Dairesi'nin, mali suç işlediği gerekçesiyle Akman'ın ül***e girişini 5 yıl yasakladığı iddia edilmişti. İddia Hürriyet Gazetesi'nde manşetten yer bulmuştu.
Ancak Akman'ın avukatı Ali Yıldız, Main-taunus-kreis Kaymakamlığı Yabancılar Dairesi'nce verilen yazı ile iddiaları yalanladı.
AKMAN'IN ALMANYA'YA GİRİŞİNİN YASAK OLMADIÐINI KANITLAYAN O BELGE:

"Türk Vatandaşı Sayın Aykut Zahid Akman Almanya İkamet Yasası'nın 11. Maddesi gereği sadece yurtdışı edilmeleri ve yurt içine giriş reddi gibi durumlarda verilen ‘yurt içine giriş yasağı' söz konusu değildir ve bu yönde de herhangi bir talimat mevzubahis değildir."
Yıldız yaptığı açıklamada, "Yazı incelendiğinde görülebileceği üzere müvekkilim hakkında Alman makamlarınca verilmiş bir yasak ya da tedbir kararı bulunmamaktadır. Gerçeğe aykırı bu iddia ve beyanlar aynı zamanda TCK'nın 267. maddesi gereği suç oluşturmaktadır. Müvekkilim hakkında kamuoyunda yanlış bir kanaat oluşmasını sağlayacak şekilde kullanılan ve kullanılacak olan iddia ve beyanlara karşı hukuki ve cezai müeyyidelerin uygulanması için yasal yollara başvuracağız" dedi
kaynak: Hürriyet'e tokat gibi belge haberi - 06 Eylül 2008 Cumartesi 14:22Yorum Yap:
-
Konu: Almanya Deniz Feneri e.V. davasında ilk itiraflar...
ya nedemesi boş işlerle uğraşıyorlar işte, adam gibi ülke için bir şey yaptığı yok, ATATÜRKÜN partisine yazık.


bu gibi davalar açabiliyorlar, bide ermenistana karşı sesini çıkarsalar, avrupa mahkemelerine gidip ermeni diasporasına dava açsa...Son düzenleme ATmaCA_53; 06-09-2008, 13:33.Yorum Yap:
-
-
Konu: Almanya Deniz Feneri e.V. davasında ilk itiraflar...
paranın türkiyeye zaten aktarılması gerekiyo,orda toplanan yardımlar türkiyedeki insanlar için ,şimdi bazı şirketler deniliyo benimde çalıştığım şirketin kendi vakıfları var ve patronlarımız öğrencilere burs ve fakir dul insanlara yardım eediyo, olay paralar böyle samimi bir şekilde bu tip şirketlere aktarılmışsa, bunda bir behis yoktur ama gerçekten kişisel çıkarlar için kulanılmıssa vay o insanların halineki çok adice bir davranıştır...Yorum Yap:
-
Konu: Almanya Deniz Feneri e.V. davasında ilk itiraflar...
şu chp ne kadar etkili demek uluslararasıda dava acmada etkili olabiliyormuş.bay kıl bey gurur duymalı.
değil mi.
her ne kadar %20 de debelenirsedeYorum Yap:
-
Konu: Almanya Deniz Feneri e.V. davasında ilk itiraflar...
Şöyle ki bence zekat yüzde iki buçuk, üç değildir zekat bir ailenin çağa uygun geçimlik ihtiyacının üstünde kazandığı tüm maddi manevi mülktür.
Sadaka da yoldaki dilenciye verilen üç beş kuruş değildir. Sadaka zekatı da kapsar nitelikte infakın en genel halidir. Yoksul ve yoksunun sosyal devlet anlayışı çerçevesinde yoksulluğunun ve yoksunluğunun giderilmesi için zengin fakir çalışan tüm kesimlerce kabeye gönderilen yani devlete verilen vergi payıdır. Yani kıble her zaman kabedir/devlettir. Devlete yaslanan güvende olmalıdır aynı mescidi harama girenin güvende olması gibi. Devlet gönüllerin misakıyla kurulmalı ve halkı gönülden kucaklamalıdır.
Zekat toplumların aynı safta, kimsenin kimseyi geçmeden Allah'a kulluğunu sağlayan yegane arındırıcı şarttır ki zekatın türkçe anlamı arınmaktır. Zenginin yoksula verip herkesin normal seviyede saf tutmasıdır.
Cemaatle kılınan namazda(salat) niçin önder hariç bütün topluluk aynı safta, ip gibi durur akledilmelidir. Ayrıca bakarsanız Kuran'a, tüm 'o müminler ki salatı(namazı kılarlar) ikame ederler' ayetlerinden sonra gelen ilk ifadeler zekat verirlerdir. Salat ikamesi toplumun tüm bireylerinin nasıl eşit hale geleceğinin hak ölçüye bakarak kavranması ve öğrenilmesidir. Eşitliğin nasıl olacağını salatıyla gören cemaat(topluluk)ten ileri gidip safları bozmuş olanlar zekat aracılığıyla kendilerini hak ölçü seviyesine indirirlerken, mizansal olarak denge gereği yoksulu da hak ölçü seviyesine çıkartırlar.
Hak ölçü ise herkesin ihtiyacı seviyesinde geçimliğidir. Allah israfı sevmez...
Salat sözcüğü de türkçe olarak rabbe bağlanmak demektir, yani hak ölçüyle öz uyumlu hale gelmek demektir. İnsanın içine üflenen ruh/öz/hak ölçü bilgisi/isimler/esma ile tanışık olup, Allah'ın birliğini onunla tesbih etmeleri yani eylemlerini onlara göre biçimlendirmelerini anlatır.
Kılınan namazların şeklinden tutun da okunan surelere kadar aslında müslüman alemine bir gerçek işaret edlmektedir. Yani gerçek salatın, ulus ve hatta ümmet bazında barışın, adaletin sağlanışının yöntemidir anlatılan. Kim ne rızka sahip olursa olsun, tüm mülk Allah'ındır ve Allah'a kul olanlar eşittir, maddi-manevi mülk de eşit paylaşılmalıdır.
Zenginliği Allah dilediğine verir, ancak bu o kişinin sınanması içindir, onun kardeşleri ile aynı safa gelip gelmeyeceğini bilip, hayır için yaşayıp yaşamadığının anlanması içindir. Fakat bu eşitlenme komunizmdeki gibi zoraki değil, rızaidir. Rızasıyla kardeşiyle aynı seviyeye inmeyen bana göre pek de mümin ya da dindar değildir.
Bununla birlikte salat sadece sosyo ekonomi politik anlamda değil, tüm evrensel oluşumlarda hak ölçünün uygulanış şeklini anlatan bir ritüeldir. Ancak apaçık görülmektedir ki, İslam alemi salatı şeklen yerine getirmenin öz ibadet/kulluk/değer üretmek olduğunu ve bunun yeterli olduğunu düşünerek büyük bir dalalete düşmektedir.
Salat yaşamın her zerresine sokulup Allah adına değer üretilmedikçe, din Allah'ın olamaz. Din zaten borç ödemesi demektir. Allah eşitliği ve adaleti temsil eder. Fazla olan az olana verdiğinde de Allah'a olan borcu yani eşitliğe olan borcu ödenmiş olmaktadır.
Bana göre mutlak eşitlik ve adalet dışındaki tüm yollar çürüktür. İdealite(gayb) yolunda hak ölçüye sarılarak yürümek mutlak eşitlik ve adaleti gerektirir. En ideal olanı ise yalnız Allah bilir. Ancak idealiteden hak üzerine olan kullarından dilediğine bilgi verir.
Bunu ise şu şekilde anlatabilirim.
Bakara*2 İşte sana o Kitap! Kuşku,çelişme, tutarsızlık yok onda. Bir kılavuzdur o, korunup sakınanlar için.
Bakara*3 Ki onlar, gayba inananlar,namazı kılanlardır. Ve kendilerine rızk olarak verdiklerimizden, başkalarına pay çıkaranlardır.
Allah gönderdiği bu kitap ile kuşku ve çelişmenin olmadığı bir hak ölçüyü okumaktadırlar. O kitap hak ölçünün mihenk taşlarını ister şeriatler koyarak ister yaratılmışlardan örnekler sunarak anlatmaktadır. Korunup sakınanlar yani erdemli insanlar için en ideal olan hal, yani kamil insan olmak bilgisi yani gayba imanın gereğidir. Bunun için de hak ölçü üzere yaşanmalıdır. Hak ölçü ise salat ile elde edilebilir. Gerçek salat ise şekilsel salatın manası kavranırsa anlaşılıp kavranabilir. Çünkü o bir işarettir. Hak ölçüyü kavrayanların sonraki yapmaları gereken ise sahip oldukları rızkı paylaşmalarıdır. Böylece saflar dümdüz olur...Adem olmanın bilgisi gaybtır, idealitedir. Böylece kamil olan insan o düştüğü ilk cennete girebilecektir.Son düzenleme Kadim; 05-09-2008, 22:50.Yorum Yap:
-
Konu: Almanya Deniz Feneri e.V. davasında ilk itiraflar...
Aslında şuna da katılmıyor değilim. Derneklere falan bence ihtiyaç yok. Dinimizde Zekat diye bir şey var. Herkes üzerine düşeni yapsa memlekette fakir kalmaz.Yorum Yap:
-
Konu: Almanya Deniz Feneri e.V. davasında ilk itiraflar...
Güler misin, ağlar mısın?
Kapatma davasını ergenekoncular açtırdı, buna misilleme ergenekon davası açıldı, ergenekoncular da deniz feneri davasını açtırdı...:cool: Tam bir kısır döngü, komplo teorileri sarmalı...
Kapatın o zaman mahkemeleri, koyverin savcıları hakimleri, salıverin tutukluları hükümlüleri... Ne davalar kalır, ne iftiralar.
Yargıya biraz olsun inanın yahu. Suç var mı yok mu, bırakın hukukçular karar versin...Yorum Yap:
-
Konu: Almanya Deniz Feneri e.V. davasında ilk itiraflar...
Doğru diyorsun bence, benim köylüm, benim hemşerim, benim meslektaşım, benim hobicim, benim ayyaşım gibi insanlar arası birlik kuracaz diye kendilerini düşünen toplulukların ortaya çıkmasından başka bir işe yaramıyorlar. Halk bilinçli olsa bir olur, ona buna kendini asgari ücrete sattırmaz. Ülkede bir insan dahi kalmasa asgari ücretle çalışmam diyen, hangi işveren nereden böyle bir işçi bulur? Halk topyekün sağlık, eğitim için bilinçli olsa hangi kurum ezberci eğitime devam eder... Bence evveli devlet hazırlamalıdır, kendi denetimini halkın yapması için gereken alt yapıyı. Devlet kurmalıdır halkının kendini halktan aldığı güçle devlete karşı savunabileceği birlikleri...Ancak devlet devlet değil ki, sanki halk düşman bir ülke olmuş devlete karşı. Halk bağırıyor, devlet Yunanistan sanıp mülkü halktan kaçırıyor.Ülkede dernek kurmak öyle bir boyutlara geldikin bir il derneği yetmedi ilçe dernekleri yetmedi köy dernekleri bir ardından mahalle dernekleri
sanki vatandaşlarımız Türkiye toprakları içinde yaşamıyormuş gibin bakıyorsun vatandaş köyden istanbula göç etmiş neymiş efendim kendi köylüleri kendi topraklarıyla bir dernekte buluşuyormuş
bırakın bu saçmalıkları diyorum benim için Her bastığım toprak parçası benim köyüm mahallem VatanımSon düzenleme Kadim; 05-09-2008, 20:54.Yorum Yap:
Yorum Yap: