Konu: Almanya Deniz Feneri e.V. davasında ilk itiraflar...
arkadaşlar tekrar söylüyom bunlar bence tam bir düzmece o kadar bağış toplanıyor sizce hepsi bağışlanıyormu bana kralı gelcek bu paranın kuruşu kuruşuna yardıma muhtaç insanlara verilceğini söylesin,inanmam tirilyonum olcak gene bu gibi kuruluşlara bağışmam
bir insanı yada ailenin karnını doyurcaksam gider bunu kendim yaparım ve sonunda mutlu olurum ve Allahım sana şükürler olsun derim bir aileyi daha mutlu ettim,karının doyurdum derim
ben son olarak şunu diycem üstüne basa basa yardımda bulunucaksanız yardım yapacağınız kişiyi uzakta aramayın muhakkak yakın çevrenizde,mahallenizde,apartmanınızda vsvs yardıma muhtaç insanlar vardır
Almanya Deniz Feneri e.V. davası sonuçları ve Türkiye'deki yansımaları
Kapat
X
-
Konu: Almanya Deniz Feneri e.V. davasında ilk itiraflar...
Olayın Türkiye ayağı, sadece bağış yapan vatandaşlarımızı değil, vergisini kuruşu kuruşuna ödeyen ve toplanan/toplanması gereken vergilerin nerelere gittiğini/gitmesi gerektiğini merak etmekte hakkı olan tüm vatandaşlarımızı ilgilendiriyor.
Neden mi?
Gıda bankacılığı...
Buyrun, işin uzmanından okuyun...
Fakirlere yardım amacıyla; gıda, temizlik malzemesi, giyecek ve yakacak maddesi bağışlayan şahıs ve şirketler, daha az vergi ödeyecekler. Duruma göre de hiç ödemeyecekler.
Çoğunuzun farkında olmadığı bu avantaj, bazı vakıf ya da derneklere bağış yapılması halinde geçerli. Üstelik bu derneklerin "kamu menfaatine yararlı dernek" özelliğini taşıması da gerekmiyor. Vakıflar için de "Bakanlar Kurulu'nca vergi muafiyeti tanınmış olma" koşulu aranmıyor. Bağışın da tamamı, kazançtan indiriliyor.
Sözünü ettiğimiz dernek ve vakıfların tüzüğünde "fakirlere yardım amacıyla gıda bankacılığı faaliyetinde bulunacağının" yazılı olması yeterli sayılıyor.
VERGİ YERİNE ZEKAT
Bağışın tamamı, gelir ve kurumlar vergisi matrahından indirilebildiği için, çok avantajlı.
Gelir Vergisi Kanunu'nun konu ile ilgili 40/10. maddesine göre; "Fakirlere yardım amacıyla gıda bankacılığı faaliyetinde bulunan dernek ve vakıflara, Maliye Bakanlığı'nca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde bağışlanan gıda, temizlik, giyecek ve yakacak maddelerinin maliyet bedelinin tamamı" beyanname veren gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerince, gider olarak indirilebiliyor (Bu düzenleme 5035 ve 5281 sayılı yasalar ile getirildi. 2 Ocak 2004 ve 31.12.2004 tarihlerinden itibaren yürürlüğe girdi. Bkz. GVK Md. 40/10, 89/6). Yapılan bağışlar, KDV'den de müstesna tutuluyor (KDV Kanunu Md.17).
Buna göre, gıda bankacılığı ile uğraşan; Deniz Yıldızı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, Deniz Feneri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, Hızır Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, İnsan Eğitimi Kültür ve Eğitim Vakfı gibi çok sayıda dernek ve vakıf var.
Gıda bankacılığı ile uğraşan vakıf ve derneklerin, fakirlere yardım amacıyla faaliyette bulunmaları, takdir edilecek bir olay. Ancak Atatürk, laiklik ve Cumhuriyet'e tavır alan, bazı cemaat ve vakıfların, dernek ya da vakıf çatısı altında, farklı amaçları gerçekleştirmeye yönelik, bu tür faaliyetleri için aynı şeyleri söylemek mümkün değil.
DİÐER VAKIF VE DERNEKLER
Diğer vakıf ve derneklere yapılan bağış ve yardımlara gelince, olayın boyutu değişiyor. Bunlardan yalnızca Bakanlar Kurulu'nca "vergi muafiyeti" tanınan vakıflar ile kamu yararına çalışan derneklere tanınan "sınırlı bir avantaj" var.
Bunlara yapılan bağış ve yardımların, beyan edilen gelirin yüzde 5'ini (kalkınmada öncelikli yöreler için yüzde 10'unu) aşmayan kısmı, indirim konusu yapılabiliyor.
ÖRNEK: Gelir vergisi mükellefi olan ve 200'er bin YTL kazanç elde eden iki kişi var. Bunlardan (A), gıda bankacılığı yapan bir vakfa, 200 bin YTL, (B) ise Mehmetçik Vakfı'na 200 bin YTL'lik gıda, temizlik, giyecek ve yakacak maddesi bağışlamıştır.
Bu durumda, gıda bankacılığı yapan vakfa bağışta bulunan (A), 200 bin YTL'lik bağışın tamamını kazancından indirecek ve 1 YTL dahi vergi ödemeyecek. Mehmetçik Vakfı'na bağışta bulunan (B) ise, yaptığı bağışın yüzde 5'ini yani 10 bin YTL'sini kazancından düşebilecek, kalan 190 bin YTL'nin de gelir vergisini ödeyecek. Bu örnek, kurumlar vergisi mükellefleri için de aynen geçerli.
Fakirlere yardım amacıyla gıda, temizlik, giyecek ve yakacak maddesi bağışlanması, güzel bir olay. Ancak bu bağışların, farklı amaçlara alet edilmemesinde, gıda bankacılığı yapan dernek ve vakıflarla sınırlı tutulmamasında ve etkin bir denetim yapılmasında yarar var.
Şükrü KIZILOT/Eylül 2007Yorum Yap:
-
Konu: Almanya Deniz Feneri e.V. davasında ilk itiraflar...
üstat Kadim
yukarıdaki Şeyh Edebalinin nasihati videosundaki sesin kendinizin olduğunu belirtmişsiniz.ses aynı Ozan Arif.yoksa siz o musunuz..
deniz feneri olayına gelince yukardada belirttim.millet körü körüne bilmeden,öğrenmeden parasını veriyor ve hala inanmıyorlar paraları yeddiklerine.adeta üç maymunu oynuyor( görmedim,duymadım,bilmiyorum??)
not:ikinci okuyuşumda @Kadim üstadın videodaki sesin kendisine ait değil sadece mesajı anlatmak istemiş.özür..Son düzenleme tusem; 04-09-2008, 20:51.Yorum Yap:
-
Konu: Almanya Deniz Feneri e.V. davasında ilk itiraflar...
İddianameye şöyle bir göz gezdirdim, ilgili yerler dikkatimi çekti...Bu yardımlar dışında söz konusu bu oluşum ile hiç bir organik ilişki söz konusu olmamıştır. Deniz Feneri Derneği'nin yurtdışında şube ve temsilciliği yoktur.
Deniz Feneri ile ilgili olarak ‘’Dokumente und Einstellungen/Ermiş Firdevsi/eigene Dateien/ERMİŞ/DF Resmi/DF Einnahmeüber-schussrechnung’’ dosyasında, Einnahme/Überschussrechnug’ larla (Yıllık kâr/zarar tablosu) ilgili 2001, 2002 ve 2003 yıllarına ait 3 tablo bulunmuştur. 2001 yılı için 739.331,55 Euro zarar, 2002 yılı için 104.840,72 Euro kâr ve 2003 yılı için de 279.645,40 Euro kâr gös-terilmiştir.
Ermiş tarafından kullanılmış olan Elektronik posta adresi:
ermis@kanal7int.com idi.
06.02.07 tarihli, 11 numaralı ve Selim PAPARKER (Türkiye Deniz Feneri) tarafından Ermiş’ e gönderilen E-Mail’ de sözkonusu, kur-ban bayramı kesimleri dolayısıyla teşekkürdür. Ermiş’ e, ingilizce olarak ve Deniz Feneri’ nin antetli kağıdına yazılmış örnek bir ‘’Te-şekkür Yazısı’’ hazırlaması ricasında bulunuluyor. Hazırlanacak yazının mutlaka 2006 yılı için yazılması gerektiği ve yapılan harca-manın belirtilmesi gerektiğine dikkat çekiliyor. Verilen harcama meblağını karşlayacak belgelerin (yapılan masrafları belgeleyen belge-ler, Faturalar vs. gibi) de yazıya eklenmesi isteniyor.
E-Mail, A. KOKDAÐI, International Relations, Deniz Feneri, tarafından imzalanmış.
10.04.2007 tarihli ve 36 numaralı E-Mail mesajı ise info@ denizfeneri.biz Mail adresinden ERMİŞ’ e gönderilmiştir. Ekinde bir Exel tablosu var. Bu tabloda, 17.08.2004 ile 22.02.2007 tarihleri arasında 21 kez para transferini (belgesiz) göstermektedir. En azından 6.000.000,00 Euro’ nun aktığı Türkiye Deniz Feneri, defa-larca zikredilmekte.
Türkiye Deniz Feneri Derneği, buradaki Deniz Feneri e.V. derne-ğinde 25.04.2007 tarihinde yapılan aramadan hemen sonra, basın ve yayın organlarına vermiş olduğu demeçlerle ve kendi Internet sayfasına koymuş olduğu bilgilerle, Almanya’daki Deniz Feneri e.V. derneği ile irtibat ve alakalarının olmadığını beyan etmişti. (Ne diye türk feneri kanal7 den euro7 temelindeki derneğin kendileri ile hiç bir bağlantısının olmadığını halka duyurmadılar bu vakte kadar da aranma olunca veryansın ederler bilinmez, biz de yedik)
Sanık Gürhan’ ın yakın çalışanı tanık bayan Oruç, 16.05.2007 tarihli ifadelerinde, 2001/2002 yıllarında Alman Deniz Feneri’ nin Türkiye’de yardımları dağıtmak için personelinin olmadığını, bu işleri Türk Deniz Feneri personelinin yaptığını açıklamıştır
Tanık bayan Dilek Balıkçı da, 31.05.2007 tarihinde vermiş olduğu ifadelerine, heriki Derneğin aralarının çok iyi olduğunu açıklamış ve ‘’ heriki derneğin ortak olduğunu sanıyordum. Günde beş on kez birbirleriyle telefon görüşmesi yapıyorlardı. Türkiye’ deki Der-nekten bazı yetkililer, Frankfurt’ taki Derneğe iki kez misafir olarak gelmişlerdi’’ demiştir.
Sanık Taşkan’ ın Haziran ayında, hakkında ayrıca soruşturma yapılan Zekeriya Karaman’a göndermiş olduğu bir E-Mail’ de,
Engin’ in tanık ifadelerini bir talihsizlik/şanssızlık olarak nitelemişti..
Yapılan soruşturma ve araştırmaların neticelerinden, heriki derne-ğin olduğu gibi, Almanya’ daki Kanal 7 ile Türkiye’ deki Kanal 7 televizyon yayınları sorumlularının çok yakın ilişkilerinin olduğu ortaya çıkmıştır.
TABİ BUNLAR SADECE BİRER İDDİA. Ancak arkadaşlar bilin ki ben bu derneği hiç inandırıcı bulmadım ve bulmayacağım. Reklamlarına dahi milyonların harcandığı, lafa gelindiğinde içkili işyerlerinin kapatılmasını isteyen ama icraatte içki satılan yerlere bile kumbaralarını koymaktan çekinmeyen bu zihniyetin bu halkı kandırdığı, bugün olmasa bile, yanlısı hükümet yerine, doğrudan şaşmaz bir hükümet geldiğinde ortaya çıkacaktır...Son düzenleme Kadim; 04-09-2008, 20:13.Yorum Yap:
-
Konu: Almanya Deniz Feneri e.V. davasında ilk itiraflar...
Hadi bakalım, göreceğiz, lafınızın ardında ebedi durursunuz inşallah...Müsterih olunuz. Bağışlarınızla coşan bu nehrin yoksula ulaşmayan tek damlası, heba edilen tek bir yudumu yoktur. Biz elimize geçen ve harcadığımız her kuruşun hesabını yapıyor ve sizin başınızı öne eğdirmeyip, gönlünüze en ufak bir şüphe düşürmeyecek bilinçle çalışmalarımızı daha yüksek azimle sürdürüyoruz. Yeryüzünde son yoksula ulaşıncaya kadar çalışacağız.
Karanlığa gömülmüş hiç bir suçlu ben suçluyum demez, ta ki güneş doğana kadar.Son düzenleme Kadim; 04-09-2008, 19:27.Yorum Yap:
-
Konu: Almanya Deniz Feneri e.V. davasında ilk itiraflar...
Alman Savcı: Türk Hükümeti Deniz Feneri için baskı yaptı
Deniz Feneri davasıyla ilgili Alman Savcı'nın hazırladığı iddianameyi Gazeteport ele geçirdi. İddianamede Türk Hükümeti'nin Deniz Feneri için siyasi baskı yapmaya çalıştığı, savcılığın iki gizli polisi örgütün içine soktuğu belirtiliyor. Zahit Akman için ayrı soruşturma yapılıyor.
Milyonlarca euroluk yolsuzlukla suçlanan Deniz Feneri Derneğinin yöneticileri hakkında Alman savcılar tarafından hazırlanan 192 sayfalık iddianameyi GAZETEPORT açıklıyor. Alman savcılar iddianamede, Türk hükümetinin bu soruşturma sırasında siyasi etki yapmaya çalıştığını ve Firdevsi Ermiş adlı sanığın tutuklanmasına engel olmak istediğini öne sürüdüler. İddianamenin 173’üncü sayfasında ise RTÜK Başkanı Zahit Akman hakkında ‘’Ayrıca soruşturma yapıldığı’’ vurgulandı.
Savcıların olayı soruştururken ‘’Kendilerine gizlilik vaadinde bulunulan’’ iki polisi de, organizasyonun içine soktuğu açıklandı. İddianamede bu soruşturmanın, ‘’Aldatılan bir kadının yaptığı ihbar ile’’ başladığı da vurgulanıyor. Frankfurt’ta ‘’Yeminli ve yetkili tercüman Öztürk’’ tarafından Türkçeye çevrilip onaylanan iddianamede bazı cümle düşüklükleri de göze çarpıyor. İddianamenin ilginç bölümleri aynen şöyle: ALDATILAN KADIN:
Sanık GÜRHAN’ ın kız arkadaşı olarak kendini tanıtan bir kadının, Hükümet Temsilciliğine (Regierungspräsidium) göndermiş olduğu bir yazıda, Gürhan’ ın evli olmasına rağmen kendisiyle ilişkisinin olduğunu belirterek, onun hakkında suç teşkil eden suçlamalarda bulunmuştu. Euro 7 GmbH’ nın (daha önceleri Kanal 7 Int.) genel müdürü imiş ve maliyeye vergisini vermeden illegal işler çeviriyormuş, Deniz Fenerinin de başkanı olarak, Türkiye’ye para aktarıyor ve cebine indiriyormuş.. Daktilo ile yazılmış olan, tarihi konmamış, ancak 08.10.2002 tarihinde ulaşan mektup, ‘’.... sizden ricam, bu kriminal adama karşı bir şey yapınız....’’ diye bitiriliyor’’
TÜRK HÜKÜMETİNDEN BASKI:
EURO 7 nin kuruluşunun nedeni, sanık Ermiş’ in görüşüne göre, Almanya’da yaşayan Türklere Milli Görüş’ ün ve daha sonraları AKP nin siyasetini aşılamakmış. Şirketler de, para kazanmak için kurulmuşlar. Frankfurt am Main’da kurulan şirketlerin amacı, elde edilen paraları yıkamaya ve daha sonraları da islamın yaygınlaştırılmasına yönelikmiş. Şirket sahipleri, Türkiye’deki iktidarla iç içeymiş ve Milli Görüş ve AKP’nin siyasetine sıkı sıkıya bağlıymışlar. Soruşturma davası süresince, soruşturmalara defalarca siyasi etki yapılmaya, bilhassa Türk Hükümeti tarafından devam etmekte olan tutukluluğa mani olunmaya çalışılmıştır.
AKMAN İÇİN AYRICA SORUŞTURMA:
‘C/1 Muhasebe/1 Kopi MS/_EHTAP’’ dosyasında reklam masrafarı ve reklamlardan olan gelirleri bildiren listeler var. Aynı dosyada iki adet davetiye yazıları da bulunmuştur. Birinci doküman ‘’Inter Continental Frankfurt (2)’’ ve 04.10.06 tarihli, hazırlayan Gürbüz; Zekeriya Karaman ve Mustafa Çelik için 06.10.06 ile 08.10.06 tarihleri arası için 2 adet tek kişilik oda rezervasyonu. İkinci dokümanda da, 22.11.06 tarihinde hakkında ayrıca soruşturma yapılan Zahid Akman için tek kişilik oda rezervasyonu yapılmakta.
ERDOÐAN’A PARA GİTTİ:
02.02.05 tarihli ‘’Empfangsbestitigung 2’’ olarak nitelendirilen alındı belgesinde, (Empfangsbescheinigung) herhangi bir meblağ yazılı olmamasına rağmen Mehmet Gürhan, Firdevsi Ermiş’ten parayı, Türkiye Başbakanı’na, (2003 yılından bu yana Recep Tayyip Erdoğan) Doğu Asya’daki Tsunami’ den zarar görmüş, yardıma muhtaçlara dağıtması için, vermek üzere, aldığını tasdik etmiş. Bu konu, sanık Ermiş’ in 7. kez ifadesi alınırken sorulmuş ve doğruluğu tasdik edilmiştir.
ZİYNET EŞYALARI:
Tanık bayan Elif Fatma Oruç’ un alınan ifadelerine göre, bazı insanlar, Deniz Feneri e.V. nin binasına bizzat gelip keş olarak yardım parası bağışında bulundukları da olmuş. Yapılan bağış toplama konserlerinden ve büyük miktarda ziynet eşyaları ve altınların yardım olarak hibe edilmeleri, ki bunun böyle olduğuna dair emareler, ele geçirilen malzemelerin gözden geçirilmesinde dikkat çekmiştir.
BENEFİS KONSERLERİ:
En çok keş yardım paralarının toplanabildiği yerler, yapılan benefis konserleriydi. Savcılık tarafından kendilerine gizlilik vaadi bulunan ve aralarına giren iki sivil polis memurunun bildirdiklerine göre, 31.03.2007 tarihinde Ludwishafen’deki Eberthalle’de yapılan konserde takriben 2.500 kişi bulunmuş ve gelen insanların para yardımında bulunabilmesi için bütün sandalyeların üzerine zarflar konulmuştu. Bu zarfların ön tarafına para yardımında bulunan kişi adını ve soyadına, kimliğini, yazabiliyordu. Bu zarflar daha sonra bir asma kilitle kilitlenmiş iki kırmızı renkli metal çantaların içine konuluyordu. Bu, veya bunlara benzer, metal çantalar ve zarflar yapılan arama esnasında bulunmuş ve el konularak emniyet altına alınmıştır.
PARALARI PAYLAŞTIK:
Sanık Mehmet Taşkan 29.08.2007 tarihli ikinci ifadesinde ‘’...takriben 2005 sonlarından 2007’ ye kadar aşağı yukarı 10-12 kez benefis konserler yapılmış ve bu konserlerde Deniz feneri e.V. için keş para yardımı toplanmıştı. Normal konserlerde 20.000 – 40.000 ,00 € arasında para yardımı toplanırken, Kurban Bayramı tatil günlerinde bu meblağ, 50.000 ila 120.000,00 arasında değişebiliyordu. Bu paralar ya Gürhan’a teslim ediliyordu veya Ermiş ve ben, keş para kasalarına paylaşıyorduk. Keş toplanan bu paralar, hiçbir zaman derneğin hesap numaralarına yatırılmadı’’ demiştir.
KURBAN PARALARI VE SAHTE VİDEO:
2006 Kurban bayramında, Deniz Feneri’ nin VakıfBank’taki 3344 numaralı hesabından 75.000,00 €’ luk bir meblağ, Sidi Mohamed Moussa adındaki şahsın hesap numarasına havale edilmiştir. Etablissement Hassane Sidi Mohamde firmasının (İthalat ve İhracat şirketi) teşekkür yazısından, 1.080 koyunun satın alındığı, kesimlerinin ve dağıtımının yapıldığı anlaşılmakta. Burada da, kesilen ve dağıtılan hayvanların satın alınmaları kesimleri vs. ile ilgili herhangi bir belge mevcut değildir. Dikkati çeken ve koyunların yardıma muhtaç kişilere teslimini gösteren bir video filmi dokümantasyonu var ki, bunun sanki mahsus yapıldığı ve güya teslimi gösterdiği kaygısı da var. Dokümantasyonda, yukarıda belirtilmiş olduğu kadar koyunun alındığını ve kesilip dağıtıldığını belirten hiçbir belge yoktur.
TAKLİT JEAN BİLE OLAMAZ:
Aktif Barter şirketinin strüktüründen, sanıkların bazılarının bu şirketin de ortakları olduğu anlaşılmaktadır. Kurucuları Beyaz İletişim tanıtım Turizm San. ve Tic. Limited Şirketi ile, Zekeriya Karaman, İsmail Karahan, Mustafa Çelik ve Aykut Zahid Akman idi. Firma, eşya yardımı için Textil ürünleri vermiş. Bilinmeyen şey ise, bu textil ürünlerinin nereye gönderildiğidir. Fatura Konşimentolarının tümü, Frankfurt Deniz Feneri e.V. adresine yazılmış. Konşimetonun üzerinde tanınmış marka ürünleri yazılı. Örneğin PRADA-Jeans gibi. Bunun yardım mahiyetli olduğu oldukça şüphelidir. Bir adet PRADA-Jeans’ in fiyatının, 25 Euro karşılığı olacağı, taklit dahi olsa, inandırıcı değildir.Yorum Yap:
-
Konu: Almanya Deniz Feneri e.V. davasında ilk itiraflar...
DENİZ FENERİ’NDEN KAMUOYUNA DUYURU
Son günlerde, özellikle belirli bazı basın yayın organlarında, Derneğimizin ismi etrafında bir tartışma oluşturularak, halkımızın Deniz Feneri'ne olan sarsılmaz güven ve umut duyguları yıpratılmaya çalışılmaktadır.
Almanya'da faaliyet gösteren Avrupa Deniz Feneri e.V. isimli kuruluşa yönelik Alman makamlarının yürütmekte olduğu bir soruşturma bahane edilerek ve söz konusu kuruluşla isim benzerliğimizden yola çıkılarak, Deniz Feneri Derneğimiz haksız ithamlarla suçlanmakta, mesnetsiz bir kampanyanın hedefi kılınmak istenmektedir.
Bu gelişmeler karşısında, şu hususları Türk Milleti'nin dikkatine sunmak isteriz:
Deniz Feneri Derneği, 1998 yılında insani yardım yapmak ve yoksullukla mücadele etmek üzere kurulmuştur.
Derneğimiz, ısrarla ve inatla yardım çalışmalarında sadece yoksulluk unsuruna öncelik vermekte, başta ülkemiz olmak üzere dünyanın neresinde olursa olsun, açlık, kıtlık, doğal afetlerin yaşandığı her coğrafyaya bağışçıları ile gönüllülerinden aldığı cesaret ve teşvikle yardıma koşmakta, dünyanın dört bir yanında, başta BM gibi uluslararası kuruluşlar olmak üzere pek çok Sivil Toplum Örgütü ile işbirliği yapmakta, ülkesini ve bayrağını en güzel şekilde temsil etmektedir.
Çalışmalarıyla pek çok sivil toplum kuruluşuna örnek olan Deniz Feneri Derneği yurtdışındaki sivil toplum kuruluşlarından İçişleri Bakanlığı'nın izinleri çerçevesinde bağış kabul etmekte olup; bu çerçevede Almanya'da kurulu bulunan Almanya Deniz Feneri e.V.'den de aynı prosedürler çerçevesinde destek almıştır.
Bu yardımlar dışında söz konusu bu oluşum ile hiç bir organik ilişki söz konusu olmamıştır. Deniz Feneri Derneği'nin yurtdışında şube ve temsilciliği yoktur.
Bazı medya kuruluşlarının Almanya Deniz Feneri e.v. isimli kuruluşla ilgili hukuki sürece dair verdikleri haberlerde Derneğimizin adı, logosu, sloganı, telefonları, lojistik binaları, giydirme araçları, fotoğraf ve filmlerini kullandıkları görülerek, bu medya kuruluşları ihtarlar ile uyarılmışlardır. Uyarılarımızı dikkate almayarak binlerce bağışçımızın derneğimize olan güven duygularını zedeleyici nitelikte yayın yapmaya devam eden bir televizyon aleyhine Ankara 9. Sulh Ceza Mahkemesinin 2007/645 Müt. Sayılı dosyası ile tekzip davası açılmış ve 22.05.2007 tarihli karar ile bahsi geçen televizyon aleyhine tekzip kararı verilmiştir. Uyarılarımıza rağmen aynı şekilde haksız yere gerçeğe aykırı yayın yapan kuruluşlara yönelik hukuk mücadelemiz devam edecektir.
Deniz Feneri Derneği; ülkemizin içinden geçmekte olduğu siyasi süreç ve ısınan politik ortamda, günlük ideolojik kavgalar ve siyasi amaç ve çıkarlar çerçevesinde planlı hareket eden ve bu çerçevede Deniz Feneri Derneği'ni amaçlarına alet etmek isteyen çevrelerin kuru gürültü ve iftira kampanyalarına, tehdit ve yıldırma çabalarına asla aldırmayacaktır.
Yoksullukla mücadelemizde on yıldır bizi destekleyen, azdan az, çoktan çok vererek merhametini emanet etmiş cömert bağışçılarımıza ve fedakâr gönüllülerimize şu mesajı ulaştırmak isteriz:
Deniz Feneri başta İçişleri Bakanlığı olmak üzere resmi makamların yapmakta olduğu sürekli denetimlere ilave olarak uluslararası bağımsız denetim kuruluşunca da denetlenmektedir.
Müsterih olunuz. Bağışlarınızla coşan bu nehrin yoksula ulaşmayan tek damlası, heba edilen tek bir yudumu yoktur. Biz elimize geçen ve harcadığımız her kuruşun hesabını yapıyor ve sizin başınızı öne eğdirmeyip, gönlünüze en ufak bir şüphe düşürmeyecek bilinçle çalışmalarımızı daha yüksek azimle sürdürüyoruz. Yeryüzünde son yoksula ulaşıncaya kadar çalışacağız.
Kamuoyuna saygı ile duyurulur
DENİZ FENERİ DERNEÐİ
***

Deniz Feneri Derneği;
- Bakanlar Kurulu kararıyla kamu yararına çalışan dernektir.
- Türkiye'nin ISO 9001 kalite belgesine sahip ilk yardım kuruluşudur.
- Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal Konseyi’ne (ECOSOC) Özel Danışman Statüsü’nde üyedir.
- BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) ile çalışmalar yapmaktadır.
- Uluslararası Çalışma Örgütü (İLO) ile işbirliği yapmaktadır.
- Uluslararası Kızıllhaç ve Kızılay Federasyonu Afet Müdahale Prensipleri’ni (Code of Conduct) imzalamıştır.
- Tüm parasal hareketlerini bankalar üzerinden yapmakta, ayni malzeme bağışlarında barkot sistemi kullanmaktadır.
Yorum Yap:
-
Konu: Almanya Deniz Feneri e.V. davasında ilk itiraflar...
Deniz Feneri Almanya için verilen iddianamenin tam metnini ekten indirebilirsiniz...
Almanca`dan tasdikli Tercümedir
FRANKFURT AM MAIN
BÖLGESEL MAHKEMESİ
N E Z D İ N D E
S A V C I L I K
Konrad-Adenauer-Staße 20
60313 Frankfurt am Main
Dosya Numarası : 6350 Js 203391/06
ASLİYE CEZA MAHKEMESİ
(Bölgesel Mahkeme)
26. Ceza Hakimliğine
Frankfurt am Main
I. Mehmet GÜRHAN,İ D D İ A N A M E :
01.01.1963 Sungurlu/Türkiye doğumlu, Hanauer Landstrasse 513, 60386 Frankfurt am Main adresinde mukim, Türk ve Alman vatan-daşı, evli,
Görevlendirdiği müdafi vekilleri :
Avukat Ünal Kaymakçı,
Marbachweg 350, 60320 Frankfurt am Main
Avukat Jörg R. Haseneier,
Industriestrasse 5, 56337 SimmernEkli DosyalarYorum Yap:
-
Konu: Almanya Deniz Feneri e.V. davasında ilk itiraflar...
Tam bağımsız ve adil bir sosyal hukuk devletinin kuruluş özünde yatan kavramların anlamlarıyla olaya baktığımızda bence hiç bir yardımlaşma kurumunun, derneğinin kurulmasına gerek yoktur. Çünkü devlet ihtiyacı olanın ihtiyacını karşılamak görevi ve sorumluluğunu yüklenmiştir. Bu ülke sınırları içinde yaşayan herkesin en azından temel ihtiyaçlarını karşılayacak seviyede (yiyecek, giyecek, barınma, sağlık, ulaşım, eğitim, sosyal tesislerden yararlanma, güvenlik gibi) tutulması tüm halkın sorumluluğu altındadır.Bu Cumhuriyet'in kurulmasını sağlayan halk, misakını bu yönde vererek bağımsızlığını kazanmıştır. Ahde vefa için tüm yurttaşların temel ihtiyaçlarının karşılanması önce bu halkın ki devlet halktır, sonra devlet kurumlarının sorumluluğundadır.
Ülke geneline verilen imar hizmetleri gibi insan yaşamından sonra gelen hizmetlerin değeri tüm yurttaşların temel ihtiyaçlarının karşılanmasının çok üstünde değerlere tekabül etmektedir. Herşeyden önce halk yaşatılmalı ki devlet yaşasın...
Artık padişah halktır, temsilcisi olan meclistir...Eğer bir halk cebinden devlete çıkan parayla, ihtiyacı olan yurttaş kardeşinin ihtiyacının devlet erkini kullananlarca giderilmesini kontrol edemiyorsa, o halk daha büyük suçludur. Meclistekiler yönetmek için değil gözetmek için vardır. Meclistekiler eğer halkı gözetmek yerine yönetiyorsa bu ortak koşuculuktur. Halk ancak Allah'a kuldur...
Bana göre, halkı gözetip müreffeh tutacak olanlar, halkın malını hortumlamak yerine halkta ihtiyaç seviyesinin altında rızk sahibi tek kişi kalmayana kadar kendileri asgari maaşla çalışmalı, toplumda düzen sağlanana kadar, halk memnun olana kadar en asgari standartlarda yaşamalıdırlar...
Bakınız Şeyh Edebali ne güzel de anlatıyor halkı gözetmesi gereken kişinin halini. Bakalım şu anda geçerli olan insanı öldür devlet yaşasın kuralı geçerlimiymiş? (Not: Sadece videodaki ses benim sizlere iletmek istediğimdir)
Şeyh Edebali'den Osman Gazi'ye nasihat!
Ey oğul, artık Bey'sin!
Bundan sonra
öfke bize, uysallık sana.
Güceniklik bize, gönül almak sana.
Suçlamak bize, katlanmak sana.
Acizlik bize, hoşgörmek sana.
Anlaşmazlıklar bize, adalet sana.
Haksızlık bize, bağışlamak sana...
Ey oğul, sabretmesini bil,
Vaktinden önce çiçek açmaz.
Şunu da unutma;
insani yaşat ki devlet yasasın.
Ey oğul, işin ağır,
İşin çetin, gücün kula bağlı.
Allah yardımcın olsun...
Güçlüsün, kuvvetlisin,
Akıllısın, kelâmlısın!
Ama; bunları nerede,
Nasıl kullanacağını bilmezsen
Sabah rüzgarında savrulur gidersin.
Öfken ve nefsin bir olup aklını yenen.
Daima sabırlı, sebatlı ve
İradene sahip olasın!
Dünya, senin gözlerinin gördüğü gibi değildir.
Bütün bilinmeyenler,
Feth edilmeyenler,
Görünmeyenler, ancak sen faziletli ve
Ahlâklı olursan gün ışığına çıkacaktır.
Ey oğul ! Ananı , atanı say !
Bereket büyüklerle beraberdir.
İnancını kaybedersen,
Yeşilken, çöllere dönersin.
Açık sözlü ol ! Her sözü üstüne alma !
Gördüğünü görme ! Bildiğini bilme !
Sevildiğin yere sık gidip gelme !
Ey oğul ! Üç kişiye acı :
Cahil arasındaki alime ,
Zenginken fakir düşene ve
Hatırlı iken itibarını kaybedene.
Ey oğul! Unutma ki,
Yüksekte yer tutanlar,
Aşağıdakiler kadar emniyette değildir.
Haklıysan mücadeleden korkma.Son düzenleme Kadim; 04-09-2008, 18:54.Yorum Yap:
-
Konu: Almanya Deniz Feneri e.V. davasında ilk itiraflar...
yardımlaşmak dinimizin ve insanlığımızın bir görevidir..Abdullah b. Ömer’den (r.a): Resülullah (s.a.v) buyurdu ki:
“Allah, birtakım kullarını insanların ihtiyaçlarını gidermek için yaratmıştır. İhtiyaç anında insanlar onlara koşarlar. Onlar kıyamet gününde Allah’ın azabından emin olan kimselerdir.”
Enes b. Malik’ten (r.a): buyurdu ki:
“kim Müslüman kardeşinin bir hacetini giderirse kendisine ömrü boyunca Allah’a hizmet etmiş gibi sevap vardır.”
Zaten müminin hedefi Allah’ın dinine hizmet etmektir.
Peygamberlerin ahlakı,iyilik yapmaktır. Ümmet dediğin efendisine benzeyen ümmettir.
Ebü hüreyre’ den (r.a): Resülullah(s.a.v)buyurdu ki:
“Allah (c.c) buyurur ki: EY ademoğlu, sen elindeki maldan bolca harca ki bende sana bolca ihsan edeyim”Yorum Yap:
-
-
Konu: Almanya Deniz Feneri e.V. davasında ilk itiraflar...
DENİZ Feneri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği 1998’de İstanbul’da kuruldu ve kısa sürede birçok ilde şube açtı. En önemli adımını 2004 yılında atan dernek, bu yılın 20 Aralık tarihinde Bakanlar Kurulu’nun 2004/8278 sayılı kararı ile ’kamu yararına çalışan dernekler’ arasına alındı. Bakanlar Kurulu, 12 Mayıs 2005 tarihinde de derneği İçişleri Bakanlığı, valilikler ya da emniyetten izin almadan maddi yardım toplayabilecek kuruluşlar arasına kattı. Bu derneklerin birçok ayrıcalığı arasında, izin almadan her türlü yardım kampanyası düzenleme, nakit para yardımı alabilme, Hazine arsa ve arazilerini satın almada kolaylık, KDV ve diğer bazı vergilerden muaf tutulma da bulunuyor.Yorum Yap:
-
Konu: Almanya Deniz Feneri e.V. davasında ilk itiraflar...
aynen katılıyorum
ben buradaki yatılı ilköğretim bölgesi okuldaki öğrencilere elimden geldiği kadar yardım ediyorum biliyorum ki onların ihtiyacı var çoğunun annesi babası yok yada ayrı yaşıyorlar
bir aralar bakıcı aile uygulaması vardı isteyen aileler hafta sonları bir çocuk evlerinde bakabiliyordu amaç çocukların anne baba yokluğunu biraz olsun gidermek idi
sonradan bir kaç kişi bu uygulamaya karşı çıktı ve uygulama iptal edildi.acaba neden ?sonradan bir kaç kişi bu uygulamaya karşı çıktıYorum Yap:
-
Konu: Almanya Deniz Feneri e.V. davasında ilk itiraflar...
Ankara tam bir deniz feneri kentidir. Nereye gitsem onun o kumbaralarını görürüm. Hatta öyle bir hale gelmiştir ki kamu kullanımındaki yerlerde dahi onun kumbarasını görebilirsiniz. Metrodaki bilet gişelerinden tutun da, AŞTİ'deki Telekom telefon stantlarına kadar her yerde var, bu nasıl bir anlayış? İşin bir diğer garip noktası ise bu fenerin reklamı için çok ciddi çalışmaların olması, Ankamall yanında bulunan dev reklam panosu kiralanacak kadar ciddi bir iş. 3-4 sene evvel bu forumda sözünü de ettiğimi hatırlıyorum ki, Deniz Feneri Derneği insanları sömürme derneğidir. Birgün Türkiye ayağının da tüm mizanı ve dengesi ortaya elbet çıkacaktır. Dinsel kültür, gelenek ve görenekler kullanılarak süslenmiş bir firavni sihirbaz ipçiliğidir. Ancak sihirbazcılık örfün(araf) hakkı batıldan ayırıcılığını hiç hesaba katamamıştır.Son düzenleme Kadim; 18-09-2008, 10:05.Yorum Yap:
-
Konu: Almanya Deniz Feneri e.V. davasında ilk itiraflar...
aynen katılıyorum
ben buradaki yatılı ilköğretim bölgesi okuldaki öğrencilere elimden geldiği kadar yardım ediyorum biliyorum ki onların ihtiyacı var çoğunun annesi babası yok yada ayrı yaşıyorlar
bir aralar bakıcı aile uygulaması vardı isteyen aileler hafta sonları bir çocuk evlerinde bakabiliyordu amaç çocukların anne baba yokluğunu biraz olsun gidermek idi
sonradan bir kaç kişi bu uygulamaya karşı çıktı ve uygulama iptal edildi.Yorum Yap:
Yorum Yap: